<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684</id><updated>2012-02-15T22:32:12.936-08:00</updated><category term='Çarpık Tesettür'/><category term='Şiir'/><category term='Sahabe Hayatından Tablolar'/><category term='Tesettür Bilinci'/><category term='Kuran-ı Kerim Dinle'/><category term='Download'/><category term='Başörtüsü Yazıları'/><category term='İnsan Hakları'/><category term='Video'/><category term='Yazarlar ve Başörtüsü'/><category term='Saçmalardan Seçmeler'/><category term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>T E S E T T U R</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>80</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2780346643313517613</id><published>2008-04-12T08:47:00.000-07:00</published><updated>2008-04-12T08:49:23.644-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saçmalardan Seçmeler'/><title type='text'>"Türbanı Savunan Kadın Çirkindir"</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12499.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12499.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bekir Coşkun'dan "göbeğini kaşıyan adam"dan sonra yeni hakaretler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bütün kadınlar solcudur ve güzeldir...&lt;br /&gt;SORDUKLARI şu:&lt;br /&gt;"Sağcı kadınlar mı güzel, solcu kadınlar mı?"&lt;br /&gt;Oysa bütün kadınlar güzeldir.&lt;br /&gt;Çirkin kadınları, ben sadece kimi zaman gazetelerde, televizyonlarda hemcinslerine kazık atarken görürüm.&lt;br /&gt;"Akademisyen" ya da "aydın" unvanları vardır. Kuaförden çıkmış saçları eskimo çadırını andırır.&lt;br /&gt;Başları açıktır ama türbanı-tesettürü savunurlar. Dincilerin kadın hakkı diye bir şey tanımadıklarını bile bile.&lt;br /&gt;Belli ki amaçları; iktidarın vitrine koyduğu kadınlardan birisi olmak, bir makam, bir koltuk, bir avanta, bir çıkar...&lt;br /&gt;Kendi hemcinslerine vefasızlık da vardır yüzlerinde, anaçlığın hiçbir zerresinde olmayan çocuklara ihanet de...&lt;br /&gt;O kadınlardır çirkin olan.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Öbür kadınların tümü güzeldir.&lt;br /&gt;Ve bence bütün kadınlar solcudur.&lt;br /&gt;Eğer solculuk; insan egosunu aşıp, her şartta çıkar ve kazanç duygusunu bir kenara atıp eşit paylaşımsa, bu kadının da tarifidir.&lt;br /&gt;Kendisini çocukları arasında paramparça edip yüreğini onlara dağıtma güdüsünde olan kadın, tanımadığı uzaktaki çocuklar için de ağlamaya başladığında...&lt;br /&gt;Hangi evrensel sermaye onun susturabilir?..&lt;br /&gt;Yüreğinde şefkat, merhamet, anaçlık ve güçsüzlere kanat germe duygusu varken...&lt;br /&gt;Hangi kadın yoksulları sömürmeye "evet" diyebilir.&lt;br /&gt;O "sağcı" ya da "solcu" olduğuna dahi karar vermez, yormaz bile kafasını.&lt;br /&gt;Sadece sömürgeciliğin, petrol kuyularının, silah fabrikalarının, para savaşlarının, kazanç hırsının, çıkarın insanlığa acı verdiğini bilir.&lt;br /&gt;Ve tüm bu acımasızlıklara razı olmaz kadın.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;"Sağcı" ya da "solcu" deseniz de ben o kadınları tanıdım. Yaşları, kimlikleri, unvanları, milliyetleri, konumları ne olursa olsun, tümünün bir tek ideolojisi vardı:&lt;br /&gt;Anaçlık...&lt;br /&gt;Aslında tümü "solcudur" kadınların.&lt;br /&gt;Hepsini sevdim ben.&lt;br /&gt;Ve hepsi güzeldi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bekir Coşkun/Hürriyet&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2780346643313517613?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2780346643313517613/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2780346643313517613&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2780346643313517613'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2780346643313517613'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bekir-cokundan-gbeini-kayan-adamdan.html' title='&quot;Türbanı Savunan Kadın Çirkindir&quot;'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5477524130432963853</id><published>2008-04-12T08:36:00.000-07:00</published><updated>2008-04-12T08:38:20.416-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Akyazı'da 62. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12519.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12519.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu her Cumartesi Akyazı'da gerçekleştirdiği başörtüsü eylemlerine devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın Açıklamasının Tam Metni:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SİVİL, DEMOKRATİK BİR HUKUK DEVLETİ İSTİYORUZ…&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiyede "inanç özgürlüğü " ve " etnik kimlik" ifade özgürlüğü problemleri yaşanmaktadır. Bu sorunların temel kaynağı, devletin temel zihniyetinin sivil olmayışıdır.&lt;br /&gt;Seksen yıllık devlet geleneğimizde askeri vesayet hala devam etmektedir. Sivil bürokrasi bile aynı mantıkla arada sırada demokrasiye ara vermenin gerekliliğine inanabilmektedir. Burada temel sorun devlet bürokrasisinin halka dayanmak istememesidir.&lt;br /&gt;Bugünlerde hala parti kapatmayı konuşuyoruz. DTP ve AKP . Türkiye nin batı tarafı zaten DTP yi kapatmış durumda. Akp ile uğraşıyoruz. Partiler tüzel kişiliklerdir. Suç işlediği sabit insanlar olmadan, partiler odak olmakla suçlanamaz. Mevcut durumda bu iki partide suç işlediği sabit insanlar bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneydoğu seçmenini düşünecek olursak, bölgede akp ve dtp ye oy verenler toplam oyların %90 ını oluşturmaktadır. İki partiye birden kapatma davası açmak demek "- sizin bu sistemde kendinizi ifade etme hürriyetiniz yok, kendinize başka bir adres arayın" demektir. Bu adresi de tahmin etmek zor değildir. Bölge insanı kendini köşeye sıkışmış, itilmiş haksızlığa uğramış hissetmektedir. Sığınacak bir yer aramaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huzur içerisinde yaşamanın yolu, her vatandaşımızın kendini ifade etmesine imkan vermekten geçer. İnanç ve etnik kimlik ya da geniş olarak teröre bulaşmayan ifade özgürlüğü bizim bütünlüğümüzün sigortasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. yüzyılın başları itibarı ile artık ABD ile komşuyuz. Artık kendi değerlerimizle çatışacak lüksümüz yoktur. Yarın İsrail ile komşu olmak ya da ABD'nin bir eyaleti olmak istemiyorsak kendi insanımıza dayanma ve onlara güvenme zamanı gelmiştir.&lt;br /&gt;Mazlumder Sakarya Şubesi olarak, kurtuluşumuzun özgür insanlardan geçtiğine inanmaktayız. Birbirimizin özgürlüğünü kısıtlamaktan vazgeçmemiz gerekmektedir. Aksi takdirde kıtalar ötesinden gelen güçler hepimizin özgürlüğünü kısıtlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan Türkiye' deki asker, sivil, bürokrat, gazeteci, sade vatandaş... herkese sesleniyoruz. Artık darbe istemiyoruz... Muhtıra istemiyoruz... Darbe çığırtkanlarını istemiyoruz... Demokrasiyi sözde değil özde istiyoruz. Sivil bir devlet, sivil bir anayasa... Hukukun üstünlüğü... İnsan haklarına duyarlı bir devlet istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelecek hafta cumartesi saat 12.30 da buluşmak üzere Allaha emanet olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akyazı Bşörtüsüne Özgürlük Platformu&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5477524130432963853?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5477524130432963853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5477524130432963853&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5477524130432963853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5477524130432963853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/akyaz-bartsne-zgrlk-platformu-her.html' title='Akyazı&apos;da 62. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4294276638068239665</id><published>2008-04-12T08:34:00.000-07:00</published><updated>2008-04-12T08:38:58.121-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Kocaeli'de 156. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12518.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12518.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu bugün düzenlediği 156. başörtüsü eyleminde 3. yıl dolayısıyla haftaya bir yürüyüş tertipleyeceğini duyurdu.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu İzmit Sabri Yalım Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde 156. haftasına giren "başörtüsüne özgürlük" eylemini gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;Basın açıklamasının metni:&lt;br /&gt;BU HALK MİLLİ ŞEF DÖNEMİNİN HALKI DEĞİLDİR&lt;br /&gt;Özgürlük mücadelesinde tarihe adını yazdıran kardeşlerimiz!&lt;br /&gt;Başörtüsü yasağının yarım çözümüne dahi tahammül edemeyen dayatmacı zihniyetler, onların yardakçıları bu halka hesap verecektir. Haftalardır, aylardır, yıllardır bu meydanda bir gerçekliğin, bir hak gaspının varlığını unutturmadık. Herkes için adalet beklentimizi, inancımızı özgürce yaşayabileceğimiz bir ülke beklentimizi her fırsatta dilendirdik. Yasağın devamı ile kirli işlerini kapatmak isteyenleri, inancımızı istismar edenleri, bize rağmen bizim üzerimizden pazarlık edenleri, dinimize hakareti adet edenleri deşifre ettik.&lt;br /&gt;Başörtüsüne özgürlüğün halkı ayrı düşüreceği safsatasını uyduranlar, bu halktan ne kadar uzak olduğunu sadece sokaklara bakarak anlayabilirler. Açık-kapalı bölemedikleri halkı sen açık sen kapalısın diyerek ayrıştıran toplum elekleri kafalarını kumdan çıkarmamak da ısrarcı görünüyor. Başörtüsünü şu simge, bu simge diye itham etmeye çalışıp, yetmeyince Kuran da yeri olmadığını iddia edecek kadar hadsizleşenler, ardından şu alanda böyle başını örtmen gerekir diye kendinde söz hakkını görenler küstahlıklarını sürdürmektedirler.&lt;br /&gt;Hakiki anlamda adil bir hayat için başörtüsünü yaşamın her alanında özgür oluncaya dek mücadelemiz devam edecektir. Meselemiz adalet meselesidir. Meselemiz Türkiye'nin Demokrasi zevalı bir ülke olması, hukukunun kişi ve mercilere göre değişmemesi meselesidir. Bugün AKP'nin kapatılmasının karşısında durmamız Türkiye de uygulana gelen antidemokratik uygulamaların karşısında durmamızdandır. Ülkeyi çetelerin, darbecilerin, hukuksuz uygulamaların kucağına itmeye çalışanlar, şunu bilmeliler ki bu planları tutmayacak.&lt;br /&gt;Türkiye'yi isteseler de 1950 lerin öncesine götüremeyecekler. Çünkü bu halk artık milli şef döneminin halkı değildir. Artık halkın inançları ile barışmanın zamanı gelmedi mi? Seçim otobüslerinde başörtülü resimler kullanarak, meydanlarda bir iki Allah kelimesi kullanmakla, halkın inançlarına saygı gösteriyormuş gibi roller takınmanız, bu halka samimi gelmiyor. Halk yalanlarınıza ve riyakarlıklarınıza alıştı. Artık bu halkın inançlarına gerçekten saygı gösterin. Daha düne kadar bu halkın ezanıyla uğraşıyordunuz, bugün başörtüsüyle uğraşıyorsunuz, yarın uğraşacak başka bir kutsal bulursunuz. Sizde bu azim oldukça. Ama unutmayın ki artık bu halkın camilerini ahıra çeviremeyeceksiniz, ezanına dokunamayacaksınız, o dönemlere dönmek için can atsanız da bu halk bir 50 yıl öncesine dönmeyecek.İsteseniz de, istemesiniz de bu başörtü zulmünü de çok sürdüremeyeceksiniz.Bu zulüm bitecek.Ve bu zulüm bitene kadar da biz bu meydanlarda olacağız.&lt;br /&gt;Zulme inat, bu zulüm bitene kadar bu meydanlardayız. Siz istiyorsunuz diye inançlarımızdan vazgeçmeyeceğiz .Başımız Allah'a bağlıdır size değil.&lt;br /&gt;MAZLUMDER Kocaeli Şubesi Adına Halil Demir &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4294276638068239665?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4294276638068239665/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4294276638068239665&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4294276638068239665'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4294276638068239665'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/kocaelide-156-barts-eylemi.html' title='Kocaeli&apos;de 156. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8649509773359504073</id><published>2008-04-12T05:29:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T05:34:27.073-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Sakarya'da 135. Başörtüsü Eylemi (FOTO)</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12512.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12512.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der Sakarya Şubesi gönüllüsü Kadir BALCIN tarafından okunan basın açıklamasında; çıkar ve statülerini kaybetme korkusuna kapılmış bir avuç militarist azınlığın kaos ortamı oluşturarak durumdan vazife çıkarmaya çalıştıkları vurgulandı. Ülkedeki birçok saldırının arkasında Ergenekon gibi paramiliter yapılanmaların olmasına rağmen, faturanın yasağın kaldırılmasına yönelik düzenlemeye bağlanmaya çalışılması protesto edildi.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, tıkanan sistemde başörtüsünün iktidar mücadelesinin sembolü olarak ortaya çıktığı vurgulanarak, AKP’nin göstermesi gerektiği tavır “İçinde bulunduğumuz süreç, herkese önemli sorumluluklar yüklüyor. Öncelikle AKP; sırtını mutlu azınlığa, yüzünü mustazaf çoğunluğa dönmeli; ülkeyi yıllardır halkı baskı altında tutan militer zihniyetten arındırmak için daha fazla çaba göstermelidir… AKP; ülkeye egemen olan militer, totaliter ve zorba gelenek ile bir an önce hesaplaşmalıdır. Mahkeme sürecinde illa ki yer alacaksa, bunu davanın hukuki değil siyasi zeminde açıldığını göz ardı etmeden yapmalıdır. Kesinlikle “özde laik, özde Kemalist biziz; siz bizi yanlış anladınız” şeklinde tevilci bir anlayışa sığınmamalıdır. Aksine, davadan hareketle; yıllardır halka yapılan haksızlıkları gündeme getirmelidir. Hesap vermek yerine hesap sormalıdır.” cümleleriyle ifade edildi.&lt;br /&gt;“Başörtüsü İslam’ın Emri; Müslüman Kadının Kimliğidir”, “Zulme Karşı Direniş; Herkes İçin Adalet” ve “Tevhid Adalet Özgürlük” yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları, eylemde “Darbeciler Halka Hesap Verecek” ve “Yaşasın Küresel İntifada” sloganlarını attılar. Eylemde “Yasak Sürüyor; (D)uyuyor musunuz?”, “Yasağa Son, Başörtüsüne Özgürlük” ve “Cunta Yönetimine Son; Başörtüsüne Özgürlük” yazılı dövizler de taşındı.&lt;br /&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu, 135’inci Basın Açıklaması Tam Metni:&lt;br /&gt;Başörtüsü Yasakçılarıyla Uzlaşılmaz; Hesaplaşılır!&lt;br /&gt;Yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbenin ardından ortaya çıkan fiili durum; nasıl bir ülkede yaşadığımız gerçeğini gözler önüne seriyor. Refah içinde şımarmış bir avuç azınlık; halka karşı her türlü tehdit, baskı, şantaj ve provokasyon silahına başvurabiliyor. Çıkar düzenlerini kaybetmek istemeyenler; yıllardır bildikleri yöntemleri uygulamaktan vazgeçmiyor. Şiddet, kargaşa ve muhtemel bir kaos ortamı hazırlayarak, durumdan vazife çıkarabileceklerini umuyorlar. Ve hiç utanmadan; bu olayların sebebi olarak başörtüsünü göstermeye çalışıyorlar.&lt;br /&gt;Üniversite olaylarının, başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik düzenlemeye bağlama niyetinin farkındayız. Benzer çaba Danıştay saldırısı sırasında da sergilenmişti. Üstelik saldırının failinin Ergenekon paramiliter yapılanmasından olduğu ortaya çıktığı halde, fatura hâlâ başörtüsüne kesilebilmektedir! Ama hatırlatmak isteriz ki; Ergenekon’un bağlantısının nerelere uzandığının, Ayışığı ve Sarıkız gibi darbe planlarının ve sivil toplum örgütü maskesi altında toplumu militarize etme çabalarının da farkındayız!&lt;br /&gt;Görülüyor ki; mızrak artık çuvala sığmıyor. Darbeci politikalar, fişlemeler ve andıçlamalar daha fazla saklanamıyor. Eşi başörtülü bir adayın Köşke çıkmasını engellemek için muhtıra verenlerin, Anayasa Mahkemesi’nden bir üyeyi tehdit ettikleri gerçeği örtbas edilemiyor. AKP’ye karşı açılan kapatma davasının asıl gerekçesinin başörtüsü düzenlemesi olduğu gerçeği inkar edilemiyor! Başörtüsünün sistemin tıkandığı noktayı işaret ettiği, bu sebeple bir iktidar mücadelesinin sembolü olduğu daha iyi anlaşılıyor.&lt;br /&gt;İçinde bulunduğumuz süreç, herkese önemli sorumluluklar yüklüyor. Öncelikle AKP; sırtını mutlu azınlığa, yüzünü mustazaf çoğunluğa dönmeli; ülkeyi yıllardır halkı baskı altında tutan militer zihniyetten arındırmak için daha fazla çaba göstermelidir.&lt;br /&gt;Şayet Kenan Evren ekranlara çıkıp darbeyi savunabiliyorsa, başörtülü hanımlara dil uzatabiliyorsa, başörtüsü zulmüne arka çıkabiliyorsa; bu durum, Evren’in cesaretinden değil; ondan hesap sorma cesareti gösteremeyenlerden kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;Şayet İstanbul Barosu, bildiri yayınlayarak başörtüsü düşmanlığına peruk avcılığını da ekleyebiliyorsa, sözde bir takım ‘çağdaş’ kadınlar öğrencilere başlarını açmaları için burs verdiklerini pervasızca söyleyebiliyorsa; bunları darbecilerden aldıkları cesaretle yaptıkları unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;O halde AKP; ülkeye egemen olan militer, totaliter ve zorba gelenek ile bir an önce hesaplaşmalıdır. Mahkeme sürecinde illa ki yer alacaksa, bunu davanın hukuki değil siyasi zeminde açıldığını göz ardı etmeden yapmalıdır. Kesinlikle “özde laik, özde Kemalist biziz; siz bizi yanlış anladınız” şeklinde tevilci bir anlayışa sığınmamalıdır. Aksine, davadan hareketle; yıllardır halka yapılan haksızlıkları gündeme getirmelidir. Hesap vermek yerine hesap sormalıdır. Bu sefer de, daha önce yaptığı gibi temel sorunlara dokunmamayı ve fincancı katırlarını ürkütmemeyi gözeten bir yaklaşım sergilerse, vesayet geleneğini tasfiye etmek yerine onunla uzlaşırsa, hak ve özgürlükler konusunda tutarlı ve bütüncül değişikliklere gitmezse, hiçbir özür yapacakları tarihi hatayı affettiremeyecektir!&lt;br /&gt;Bu süreçte, halka düşen sorumluluk ise; kendi sorunlarının çözümü için daha çok sorumluluk ve inisiyatif almasıdır. Adil ve özgür bir gelecek için; kimliği ve ilkeleri belirsiz temsilcilerin nerede, ne yapacağını kestirmeye çalışmak yerine; sürece bizatihi müdahil olmasıdır!&lt;br /&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu olarak belirtmek istiyoruz ki; başörtüsü sorununun çözümü noktasında hiçbir uzlaşıyı ya da geri adımı kesinlikle kabul etmiyoruz; etmeyeceğiz! Hiç kimse haksızlığa sessiz kalmamızı ve zulme rıza göstermemizi beklemesin. Allah’ın ayetlerini yasaklayanlara karşı yürüttüğümüz tevhid mücadelesi bizimle başlamadı; bizimle de bitmeyecektir. Yolumuz Resullerin yoludur! Adalet ve kurtuluşa bu yolda atacağımız güçlü adımlarla kavuşabiliriz. Kudüs’ün özgürlüğü için her türlü zulme direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi, başörtüsünü özgürleştirmek için çabalayarak gösterebiliriz. O halde kenarda beklemek, tereddüt etmek olmaz! Herkesi mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz. Yaşasın Başörtüsü direnişimiz! Yaşasın Küresel İntifada! &lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12511.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12511.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12513.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12514.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12514.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12515.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12515.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Sakarya Başörtüsü Platformu Adına Özgür-Der Sakarya Şubesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8649509773359504073?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8649509773359504073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8649509773359504073&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8649509773359504073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8649509773359504073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/sakaryada-135-barts-eylemi-foto.html' title='Sakarya&apos;da 135. Başörtüsü Eylemi (FOTO)'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-9134166857460199054</id><published>2008-04-12T05:26:00.000-07:00</published><updated>2008-04-12T05:28:32.278-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Ankara'da 115. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12507.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12507.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu İnanca Sayı ve Başörtüsüne Özgürlük İçin tertiplediği eylemlerin 115. Haftasını Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Eylemde Başörtüsü yasağı ve çetecilerin oluşturmaya çalıştığı psikolojik baskı üzerinde durularak, özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması istenildi. Açıklamayı Platform Adına MAZLUMDER Yönetim Kurulu Üyesi Ali Dalaz Yaptı: Basın Açıklaması:&lt;br /&gt;YASAK BAHANE ÇETECİLİK ŞAHANE Başörtüsü üzerinden koparılmaya çalışılan tartışmalar ne yazık ki, inancı gereği başörtüsü takan kadınlarımızı rahatsız etmektedir. Başörtüsü sorunu Türkiye’nin kronikleşmiş insan hakları sorunlarından biri olmaktan hala kendini kurtaramadı. Görünen o ki, bu sorun üzerinde ve yasağın devamı için bazı çevreler var güçleriyle çalışmaktadırlar. 28 Şubat sürecinde irtica- mürteci kavramları ile halkın değerlerine saldıran oligarşik ve baskıcı çevreler, bugünlerde bu yaygaraları niçin koparttıklarını kendileri itiraf etmektedirler. Bu baskı ve psikolojik harbin arkasında; banka boşaltmalar, rant ve koltuk sevdasının olduğunu gördük. Bugünler de yine aynı sahneler ile karşı karşıya kalıyoruz. 28 Şubat sürecinde Merve Kavakçı’nın başörtülü olarak Meclise girmesi parti kapatma gerekçesi olabilirken, bugünde üniversitelerde başörtülü olarak okuyabilmenin önünün açılaması parti kapatma iddianamesine gerekçe olabiliyor. Yasaklar ve psikolojik baskı devam ederken, çeteler de ülke genelinde kaos ve provokasyonlara sebep olacak girişimlerde bulunmaktadırlar. Akdeniz Üniversitesi’nde yaşanan olaylar bunun en bariz örneğidir. Ergenekon örgütünün basında yayınlanan tüzüğünde yer alan üniversitelerde kaos çıkarma iddiası ve yaşanan olaylar bunu doğrular niteliktedir. Tek bir başörtülü öğrencinin üniversite kampusünden içeri girmemesi için oldukça mahir bir kontrol sistemi geliştirmiş olan ÜAK Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın, eli silahlı kişileri nasıl oluyor da üniversite içerisine aldırabiliyor merak konusu. Hadi aldınız elini kolunu sallayarak nasıl geri çıkabiliyor. Bilimle ve medeniyete hizmet etmekle uğraşması gereken üniversitelerin yasakçılıkta yarıştıklarını gözlemliyoruz. Yine 11 Nisan 2008’de Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 88. yıldönümü kutlamalarında yaşanan olay bizi son derece üzmüştür. Töreni izleyen başörtülü yaşlı bir nine, askerler tarafından tören alanından uzaklaştırıldı. Bu tahammülsüzlük niye acaba? Bu manzara akla, kamusal alana ilişkin tartışmaları ve beraberinde de kamusal alana biçilen sınırların nerelere kadar uzandığı sorusunu getirdi. Bütün bu saydığımız olaylar bize gösteriyor ki bu ülkede halkın değerlerine karşı sistematik ve bilinçli bir yok sayma, ötekileştirme görülmektedir. Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak her türlü baskı ve zulme karşı duracağımızı ve mazlumun yanında yer alacağımızı ifade ediyor, yasak ortadan kalkıncaya kadar mücadelemizin devam edeceğini belirtiyoruz.&lt;br /&gt;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına MAZLUMDER Yönetim Kurulu Üyesi ALİ DALAZ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-9134166857460199054?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/9134166857460199054/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=9134166857460199054&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9134166857460199054'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9134166857460199054'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/ankarada-115-barts-eylemi.html' title='Ankara&apos;da 115. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-9218773345338375729</id><published>2008-04-10T15:39:00.000-07:00</published><updated>2008-04-10T15:41:05.055-07:00</updated><title type='text'>Almanya'da Başörtüsü Yasağı Kabul Edildi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11586.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11586.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kuzey Ren Vestfalya başörtüsü yasağını onayladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Almanya'nın Düsseldorf kentinde bulunan Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti İş Mahkemesi, eyaletteki okullar için çıkarılan başörtü yasağını onayladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, başörtüsü yerine derslere bereyle girmek isteyen ve bu konuda daha önce mahkemede açtığı ilk davayı kaybeden bir kadın öğretmenin temyiz davasını reddederek, öğretmenin bereyi başörtü yerine kullandığına karar verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararda, çocukların etkilenmemesi için öğretmenin bere de taşımaması gerektiği, başörtü yasağının dini özgürlüğün ihlali anlamına gelmediği iddia edildi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-9218773345338375729?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/9218773345338375729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=9218773345338375729&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9218773345338375729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9218773345338375729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/almanyada-barts-yasa-kabul-edildi.html' title='Almanya&apos;da Başörtüsü Yasağı Kabul Edildi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6373439493160080545</id><published>2008-04-09T09:49:00.001-07:00</published><updated>2008-04-09T14:09:00.507-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>"Türbanlısın Masa Tenisi Oynayamazsın"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12431.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12431.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bolu Kredi Yurtlar Kurumu’nca düzenlenen masa tenisi turnuvasına katılan başörtülü üniversite öğrencisi Necibe Bozkurt’un müsabakaya katılmasına izin verilmedi. &lt;span id="fullpost"&gt;Bolu Kredi Yurtlar Kurumu’nca düzenlenen masa tenisi turnuvasına katılan başörtülü üniversite öğrencisi Necibe Bozkurt’un müsabakaya katılmasına izin verilmedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek Öğrenim ve Kredi Yurtlar Kurumu, Bolu 17 Temmuz Spor Salonu’nda 16 üniversitenin katılımıyla Bölgeler Arası 13’üncü Masa Tenisi Turnuvası düzenledi. Turnuvaya 15 bayan 17 erkek masa tenisi takımı olmak üzere 128 sporcu katıldı. Dün, turnuvanın ilk gününde başörtülü sporcu krizi yaşandı.&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/090420080019432052142_3.jpg" align="right" /&gt;&lt;br /&gt;Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fizik Bölümü öğrencisi Necibe Bozkurt, takım arkadaşlarıyla birlikte salona indi. Hakem ve takım arkadaşlarıyla beraber seramoniye çıkan Necibe Bozkurt’a başhakemlerin bulunduğu masadan itiraz geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakem komitesi, Necibe Bozkurt’un kamusal alanda "türban" takamayacağına ve turnuva kurallarına aykırı hareket ettiğine karar verdi. Hakem komitesinin yanına giden Necibe Bozkurt’un, müsabakalara katılmak istediğini söylemesine rağmen adı takım listesinden çıkartıldı. Hakem komitesi tarafından tribüne gönderilen üniversiteli kız, ağlayarak tribünden arkadaşlarını izledi. Necibe Bozkurt’un lisansı da iptal edildi. Diyarbakır’dan 5 kişilik takımla gelen kız öğrenciler turnuvaya 4 kişiyle devam etti. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6373439493160080545?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6373439493160080545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6373439493160080545&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6373439493160080545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6373439493160080545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/trbanlsn-masa-tenisi-oynayamazsn.html' title='&quot;Türbanlısın Masa Tenisi Oynayamazsın&quot;'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6495515951831951486</id><published>2008-04-09T09:48:00.001-07:00</published><updated>2008-04-09T14:09:14.499-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Meclis Kürsüsünde Başörtüsü Serbest</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5540.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5540.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Başörtüsünün hayatın her kademesinde serbest olduğu Danimarka'da, Meclis kürsüsünde başörtülü olmaya onay çıktı. &lt;span id="fullpost"&gt;Meclis Başkanı Thor Pedersen tarafından kurulan komisyonun yaptığı “Mecliste giyilecek kıyafetler” raporunu görüşen Başkanlık Divanı üyelerine kürsüde başörtüsüne onay verdi. Geçtiğimiz hafta ise Danimarka Mahkemeler İdaresi, tarihi bir karara imza atarak başörtüsünün hakim olmaya engel olmadığına karar vermişti. Meclis kürsüsünde başörtüsü tartışmaları 13 Kasım 2007'de yapılan genel seçimlerde Birlik Listesi'nden aday olan başörtülü Esma Abdulhamid, seçilecek kadar oy alamamış, ancak yedek milletvekili olmayı başarmasıyla ortaya çıkmıştı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6495515951831951486?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6495515951831951486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6495515951831951486&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6495515951831951486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6495515951831951486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/meclis-krssnde-barts-serbest.html' title='Meclis Kürsüsünde Başörtüsü Serbest'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6782309079554490026</id><published>2008-04-09T00:52:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T01:02:46.456-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Bir Başörtüsü Hikayesi</title><content type='html'>Burası bir kumaş pazarı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de bir zamanların gözde kumaşıydım. Ama şimdi eskisi gibi bana rağbet etmiyorlar. Modam geçmiş… Renklerim canlı değilmiş… Yaşlı işiymişim… Bu yüzden diğer parlak renklerin altında kalmış, ezilme tehlikesiyle karşı karşıyaydım.&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam kumaşları düzlerken bazen bana gözü çarpıyor, esefle “Yer kaplıyorsun yıllardan beri burada. Seni artık buradan kaldırmak gerekiyor” diyordu kendi kendine. “Hayır” diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum. “Bir gün elbet beni de alan biri bulunacak” Diğer havalı renkler alay ederek “Komik olma, artık senin yüzüne bakan bile yok” dediler. “Bir de bize bak. Ne kadar da güzeliz! Renklerimiz şeker gibi. Desenlerimiz göz alıcı. Oysa sen ne kadar da iç karartıcısın!” Kendimi savunarak “Hiç de iç karartıcı değilim! Bir zamanlar ben de yok satıyordum. Aranan bir kumaştım!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O bir zamanlardı şekerim, şimdi bayanlar kendilerinin farkına vardılar. Daha güzel olmak istiyorlar. Daha çekici, daha göz kamaştırıcı olmak istiyorlar. Ama sen mahkeme suratlısın!” dedi uçuk bir pembe kumaş. İşte her gün böyle sözler duyuyor, gittikçe daha derinlere doğru kayıyordum. Doğru söylüyorlardı. Benim çoktan modam geçmişti. Oysa önceden bayanlar dikkat çekmemek için beni tercih ederlerdi. Benden genellikle başörtüsü yaparlardı. Ben bunları düşünürken içeriye genç bir bayan girdi. Ağır tavırlarıyla, sade giyimiyle vakarlı birine benziyordu. Ben bütün olanları diğer kumaşların altındaki küçük bir aralıktan izliyorum. Ustam müşteriyi görünce “buyurun küçük hanım, yardımcı olabilir miyim?” dedi. Genç kız sakin bir edayla bakışlarını kumaşların üzerinde gezdirip “başörtülük bir kumaş arıyorum” diye bir kuş gibi şakıdı. Bunu duyar duymaz, kalbimden vurulmuştum. Bizim bulunduğumuz yere doğru geliyorlardı. Üstümdeki uçuk renkli kumaşlar güzellik yarışına girmiş gibiydiler. Benim duyduğumu onlar da duymuş üstümde debelenip duruyorlardı. Fısıldayarak “susun geliyorlar” dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal rengi bir kumaş “Eee sana ne oluyor? Biz varken senin hiç şansın yok!” dedi eğlenerek. “Şans mı, kader mi göreceğiz!” dedim. Genç kızın beni görmesini çok arzu ediyordum. Ama nasıl? O kadar derinlerde kalmıştım ki, ustam beni zahmet edip çıkarır mıydı? Ustam eline fıstık yeşili bir kumaşı alıp “Küçük hanım bu renk size çok yakışır. Şimdi genç kızlar hep bu renklerden alıyor.” dedi. Genç kız kumaşa göz ucuyla bakıp pek tenezzül etmedi. Diğer kumaşları inceliyor gittikçe gül yüzüne bir kaygı gelip oturuyordu. Ustam da genç kıza yardımcı oluyordu. “Yine siz bilirsiniz ama bence yaşınıza şu pembe, turuncu rengi çok uygun.” dedi. Renkli kumaşlar hep bir ağızdan “Eveeet!” dedi. Kendimi göstermek için büyük bir çabaya girmiştim. Ama diğerleri beni itekliyor, kendileri öne geçmek için beni eziyorlardı. İyice bunalmıştım. “Ahh boğuluyorum, çekilin üstümden be!” diye bağırmak istiyordum. Mutlaka beni arıyordu. Genç kız hayal kırıklığıyla “Aradığım burada değil galiba!” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Buradayım küçük hanım, ne olur devam edin!” diye bağırmak istiyordum. O kadar altta kalmıştım ki, gördüğüm tek şey karanlıktı. “Allah’ım ne olur bana yardım et!” dedim debelenerek. Genç kız kumaşlara üzgün bir şekilde bakıp “Teşekkür ederim.” dedi ustama. İşte, gidiyordu. Ustam desen beni unuttu. “Usta! Duymuyor musun beni? Bak ben buradayım!” dedim çaresizlikle. Biliyordum ki beni duymayacaktı. Kaderimin gül yüzü gidiyordu işte. Ustam üstümdeki kumaşları düzlerken bir şey hatırlamış gibi birden “Küçük hanım bir dakika!” deyip üstümdekileri boşaltmaya başladı. Aman Allah’ım, giderek rahatlıyordum. Ferahlıyordum. Diğer kumaşlar mızmızlanıyordu. Kıvrak bir hareketle beni hızla çekip “Seni tamamen unutmuşum” dedi kendi kendine yine. “Alıştık usta artık buna” dedim. Genç kız beni görünce hızla yanımıza geldi. Gözleri ışıldıyordu. Bana sevgiyle dokundu, işte birbirimize ilk sevdalandığımız an. Gözlerini benden alamıyordu. Ben de onun gül yüzünden. Kader bizi bir araya getirmişti sonunda. Diğer kumaşlar bize gıptayla bakıyordu. Bilge bir kumaş “Eyvah” dedi. “Eyvah, çok gözyaşı göreceksin!” “Evet,” dedim, “mutluluk gözyaşları…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğimizde genç kız dakikalarca aynanın karşısında benden gözünü alamadı. Yıllardan beri böylesine değer verilmemişti bana. Beni başına örtüp namaz kılıyor, Kur’ân okuyordu. Hiç böyle duygular yaşamamıştım. Dışarıda gül yüzlümü bir kalkan gibi koruyor, kem gözlerden saklıyordum. Onunla çok güzel günlere şahit oldum. Arkadaşları tarafından çok sevilen bir kızdı. Bazen dostluklarını kıskanıyordum. Benim onu sevdiğim gibi acaba o da beni seviyor muydu? Sürekli ders çalışıyor, kitaplar okuyor, uzun uzun düşünüyordu. Bazı geceler masanın başında uyuyakalıyordu. Kimi zaman uzaklara dalar, akşam olduğunda bir nilüfer gibi kendini iç dünyasına kapatırdı. Sonra gözleri bana kayar, gül yüzü gerçekten bir gül rengini alırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün ikimiz de korkunç bir şeyle sarsıldık. Mutlu günler sona ermişti artık. Gül yüzlüm artık okuyamayacaktı. Okuluna devam edemeyecekti. Okuma hakkını elinden almışlardı. Çünkü beni tercih etmişti.&lt;br /&gt;Başörtüsünü…&lt;br /&gt;Olmadık hakaretlere uğruyor, herkes geleceğini bilir gibi karanlık masallar uyduruyorlardı. Artık bizim için yeni bir süreç başlamıştı. Gül yüzlüm baskılara direnecek, kendisiyle aynı yasaklara maruz kalanlarla yeni ve anlamlı dostluklar kuracaktı.. Zulme, sürgüne duçar edilmişti. Bu bir başörtüsü sevdası olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabret gül yüzlüm,&lt;br /&gt;sabret! Şu an karanlık.&lt;br /&gt;Belki gecenin en koyu olduğu bir vakit.&lt;br /&gt;Şafak yakındır gül yüzlüm,&lt;br /&gt;şafak yakındır.&lt;br /&gt;Başak başak olacak bir gün ümitlerimiz.&lt;br /&gt;Allah’ın rahmet kanadının altında buluşacak bir gün ellerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilek DİNÇER&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6782309079554490026?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6782309079554490026/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6782309079554490026&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6782309079554490026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6782309079554490026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bir-barts-hikayesi_09.html' title='Bir Başörtüsü Hikayesi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5742041334551013019</id><published>2008-04-09T00:48:00.000-07:00</published><updated>2008-04-09T00:51:28.299-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sahabe Hayatından Tablolar'/><title type='text'>BİR SÜMEYYE OLABİLMEK</title><content type='html'>Sümeyye!.. Ammarın annesi Sümeyye!.. Yasirin sevgili eşi Sümeyye!.. Müminlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve... Ve İslamın ilk şehidi Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi... &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span&gt;Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehilin kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye. Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü. Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen... El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen... Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye! Allah  ve Rasulüne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen... Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan... Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden... Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran... Ve bütün müminlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyyenin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile... Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.Kızlarıma sahip çıkın demişti.Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!.. Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın diye haykırmıştı. Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar. Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyyenin kızlarına zulmediyorlar. Yani günümüzün Ebu Cehilleri!.. Sümeyyenin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar. Fakat Sümeyyenin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyyenin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allah ın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah  herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!.. İman tazeleyin ve Sümeyyenin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın... Eğer Allah a inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin! Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar... Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar... Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar... Ben sana yardım ederim diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar... Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar... Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyyenin mi, yoksa Ebu Cehilin mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyyenin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı. Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyyenin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehilin çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehilin oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz... Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehilin izinde olmaktan vazgeçemezsiniz... Ey Sümeyyenin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhide sizlerden şikayetçi olurum. Allah  Teâlâ yardımcınız olsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5742041334551013019?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5742041334551013019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5742041334551013019&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5742041334551013019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5742041334551013019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bir-smeyye-olabilmek.html' title='BİR SÜMEYYE OLABİLMEK'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3369328416344686142</id><published>2008-04-09T00:43:00.001-07:00</published><updated>2008-04-09T00:47:42.768-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>ÜZÜLME, DAYAN BACIM</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://lh3.google.com/_b-8mH5b_piw/R1AtF-uYv_I/AAAAAAAAA3k/Mgc8LahJAV8/s800/ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC+marmara+ilahiyat_7.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://lh3.google.com/_b-8mH5b_piw/R1AtF-uYv_I/AAAAAAAAA3k/Mgc8LahJAV8/s800/ba%C5%9F%C3%B6rt%C3%BCs%C3%BC+marmara+ilahiyat_7.JPG" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yerin dibine geçsin, başörtü düşmanları&lt;br /&gt;Mahşerde eğilecek, o gururlu başları&lt;br /&gt;Eğme başını bacım her zaman dimdik kalsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Zulümler karşısında, sen ferasetle duran&lt;br /&gt;Elinde kitabıyla direniş sembolü olan&lt;br /&gt;İhlâsın kovanında “ALLAH(CC)” yazan bir balsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak batsın başörtün, zalimlerin gözüne&lt;br /&gt;Şamar at azmin ile kâfirlerin yüzüne&lt;br /&gt;İmanın ağacında eğilmeyen bir dalsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susamış gönüllere tebliğler etmelisin&lt;br /&gt;İlim için gerekirse Mağrip’e gitmelisin&lt;br /&gt;İslam’ın denizinde, iman yüklü bir salsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatice, Aişe, Sümeyye sensin&lt;br /&gt;Örtünle tüm cihana, tek sen bedelsin&lt;br /&gt;Dirayetin büyük senin, Fatıma’nın kızısın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah(CC)’ın emrine sen isyan etme&lt;br /&gt;Meydan cihat meydanı, çekip de gitme&lt;br /&gt;Güçlü ol! Eminim engelleri yıkarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin iman dolu, büyük kalbin var&lt;br /&gt;İçinde ne cevherler dolarak taşar&lt;br /&gt;Örtüne bağlısın sen, haramlardan kaçarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Din düşmanı olanlar meydana çıktı&lt;br /&gt;Üstümüze şeytanın okunu attı&lt;br /&gt;Çıksa da tüm fareler, deliğe sen tıkarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nurlu yolları aydınlatan nefersin&lt;br /&gt;Bırak, zalim küfrünün denizinde gebersin&lt;br /&gt;Örtünü yırtsalar da, çuval bulup takarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtünü sımsıkı tutan el sende&lt;br /&gt;Zalimin ettiği kalmasın yerde&lt;br /&gt;Dinine saldırana şimşek gibi çakarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dert hem senin hem hepimizin&lt;br /&gt;Örtü Kur’an buyruğu, emridir Rabbimizin(CC)&lt;br /&gt;Bu zulümden her mü’min kendine pay çıkarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direnerek dünyaya, azmi göstereceksin&lt;br /&gt;Başörtünün şanını göklere gereceksin&lt;br /&gt;İmanlı gönülleri, sabrın ile yakarsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binlerce mü’min hainlere buğuz ediyor&lt;br /&gt;Ey Allah’ım(CC) haine ceza verensin diyor&lt;br /&gt;Zalimlerin kapısını daha zalimler çalsın&lt;br /&gt;Sen üzülme mü’minem, zulüm yapan utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla yalnız değilsin, bu direnişte&lt;br /&gt;Ağlıyorsun, görüyoruz her bekleyişte&lt;br /&gt;O mazlum gözlerinle mahzun mahzun bakarsın&lt;br /&gt;Sen hiç susma mü’minem, susan diller utansın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3369328416344686142?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3369328416344686142/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3369328416344686142&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3369328416344686142'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3369328416344686142'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/zlme-dayan-bacim.html' title='ÜZÜLME, DAYAN BACIM'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5988194269958381906</id><published>2008-04-09T00:40:00.001-07:00</published><updated>2008-04-09T00:41:33.704-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Başörtülü Giremedi Silahlı Nasıl Girdi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12416.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12416.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;'Başörtülü öğrencilerin alınmadığı Akdeniz Ünversitesi'nde nasıl oluyor da silahlı adamlar girebiliyor' diye soran Prof. Dr. Hasan Fehmi Üçışık, olayı bakın nasıl değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Hilal TV’de Basında Bugün’de Feridun ve Arzu Erdoğral’ın sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Hasan Fehmi Üçışık, Akdeniz Üniversitesi'nde yaşanan silahlı saldırı olayına değişki bir pencereden baktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Erdoğral'ın soruları ve Üçışık'ın cevapları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz Üniversitesi’nde gerginlik yaşandı. Üniversite’lerde bu tarz provokatif olaylar daha önce de görüldü,özellikle 12 Eylül zamanı hatırlatılıyor,siz bu yaşanan gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Türkiye’de ki Üniversiteler ve Yükseköğrenim öğrencileri arasındaki olaylarda pek azının kişisel bir iki arkadaş grubu arasında ki münakaşa, tartışmadan kaynaklandığı kanaatindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında yakın tarihimiz boyunca 1960’larda,daha öncesinde ve sonrasında peş peşe gelen olayların özellikle bir ilden diğer ile, bir üniversiteden başka üniversiteye intikal eden olayların tamamen belli odaklar tarafından istihbarat örgütleri, yabancı istihbarat örgütleri, Türk milletini sevmeyenler, Türkiye’yi geri bıraktırmak isteyenler, Türkiye’yi kendi iç kaynaşmalarıyla meşgul etmek isteyen odakların, çevrelerin marifeti olarak görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacivat Karagöz oynatılır gibi, gerçek bir kamplaşma, çatışma olduğuna kesinlikle inanmıyorum çünkü; daha önce zaman zaman bazı ramazanlarda bir kantinde oruç tutan-tutmayan kavgası diye gerçekleşen münferit bir olay, arkasından yaygınlık göstermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtülü başörtüsüz öğrenciler arasında veya başörtüsü taraftarı olan-olmayanlar arasında diye herhangi bir yaygın bir yerden bir yere sıçrayan olay olmadı. Ama buna mukabil mesela benim dekanlığım yıllarında bin dokuz yüz doksan dört doksan yedi arası İstanbul’da hem bizim üniversitemizde fakültemizde, Haydarpaşa kampusünde gelip benle konuşan bazı öğrenciler ve yakınları, velileri televizyonda gördüm ki Beyazıt’ta Vezneciler’e çıkış noktasında güvenlik güçleri üniversite ilgilileriyle tartışma halindeler yani oraya hazır kuvvet halinde gidip geliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl oluyor bir öğrencinin, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okuyan bir öğrenciyse Beyazıt’taki kampuste, İstanbul Üniversitesi yönetimiyle nasıl bir işi olabilir? Dolayısıyla böyle Ankara’da çıkan bir Antalya’da, Antalya’da çıkan bir olay başka bir yerde olursa bu organize ve Türk milletini sevmeyen güçler tarafından hazırlanıyor, kendi kişisel çıkarları için bu işlere alet olanlar var bu ileri belki ara eleman olarak taşeron olarak üstlenenler var fakat Üniversitelerde gerçek tabanda, öğrencilerin içinde herhangi bir hassasiyet ve bundan kaynaklanan olay olduğu kanaatinde değilim, zaten karşıt olması da beklenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilkokula başladığımda Maraşal Fevzi Çakmak vefat etmişti, maalesef devlet töreni ondan esirgenmişti, Üniversite gençliği omuzlarına alarak sel gibi Beyazıt’tan Edirnekapı mezarlığına kadar onu son yolculuğuna uğurlamak için akıp gitmişti ama karşısında bir müdahale yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maraşal Fevzi Çakmak sevenler sevmeyenler diye bir ayırım olamaz ki, çünkü Türk milletinin gençliği Türk milletinin genel kanaatinden aykırı ayrı bir yol izlemez. O zaman sun i olarak bazı yerlerde olaylar çıkıyor mesela son olayda hayret ettim benim bildiğim, Akdeniz Üniversitesi'nde bundan birkaç sene evvel bir profesör arkadaşım derse gireceği zaman eşini götürmek istediğinde ki onun eşi başörtülüdür, misafirhaneye giremeyeceği söylendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat buyurun başörtülü bir hanımın giremeyeceği Üniversite binalarına kampüslerine bir takım öğrenci bile olmayanlar hem de silahlarla nasıl girebilirler. Bu işlerin böyle kendiliğinden kantinde yurtta birisi birisine bir şey söylemiş çıkmış diye bir olay olmadığı kanaatindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel olarak da bir kamplaşma sonucu bir olay olmadığı kanaatindeyim, burada gerçekten Türkiye’yi geri bıraktırmak dünyada yine bir bölge devi, hatırı sayılan bir ülke olmasını engellemek gibi faktörler var. Türkiye’de Amerika Büyük Ortadoğu Projesi'ni revize ederek genişletilmiş büyük Ortadoğu projesinde Başbakan’a eş başkanlık falan vererek bir politika sürdürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beri yanda Putin ve İran’la işbirliği yapılsın deniyor.Türkiye’ nin enerji kaynakları dolayısıyla,geçiş noktası olması dolayısıyla belli bir blok Türkiye’yi yanına çekmeye çalışıyor, ötekinler öteki tarafa geçmek istiyor. Dünya siyasetinin bir girdap noktasında, kesişme noktasında olan bir ülkede suni olaylar değişik kanallar, kamplar, odaklar durumuna çıkarılmak isteniyorsa Üniversite öğrencileri dahi alet edilemiyor da öğrenci olmayan kişilerin katılımıyla bir takım olaylar çıkartılmaya çalışılıyor diyorum, görev sağduyulu vatandaşlara her zaman olduğu gibi düşüyor, istihbarat, emniyet güçlerine düşüyor, Üniversite yönetimlerine düşüyor, basına düşüyor. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5988194269958381906?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5988194269958381906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5988194269958381906&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5988194269958381906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5988194269958381906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bartl-giremedi-silahl-nasl-girdi.html' title='Başörtülü Giremedi Silahlı Nasıl Girdi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6804928081501495366</id><published>2008-04-08T06:45:00.000-07:00</published><updated>2008-04-08T06:47:10.576-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazarlar ve Başörtüsü'/><title type='text'>Ey kadınlar! Cilbab ile örtünün!</title><content type='html'>Kadınların nasıl örtünecekleri konusu, günümüz toplumunun en önemli meselesi haline gelmiştir. Halbuki Rabbimiz, kadınları yaratmış ve onların nasıl örtüneceklerini de açık olarak Kur`an-ı Kerim`de belirtmistir. Kadınların örtünmesi, içkinin yasaklanması gibi aşama halinde olmuş ve üçüncü aşamada kadınların tamamen cilbab ile baştan aşağı örtünmeleri emredilmiştir. Cenab-ı Hak bu konuda kesin ve açık olan Ahzâb Suresi 59. ayetini göndermiş ve başta peygamberimiz sav´in hanımı ve kızları olmak üzere, bütün mü`minlerin hanımları ve kızları, hiç itirazsız cilbab ile baştan aşağı örtünmüşlerdir. Ve bu tesettür şekli böylece tatbik edilerek 1400 sene devam etmiş ve günümüze kadar da bu şekliyle gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Ne olmuşsa olmuş, içinde yaşadığımız asırda, Ümmet-i Muhammed´in 1400 senedir korku ile bekledigi ahirzaman fitnesi kopmuş ve kadınlar tesettürden çıkarılmış ve açık saçık gezmeye başlamışlardır. Kadınlara, Allah`in vermediği haklar verilmiş, kadınlar yuvalarından çıkarılmış ve toplum da baştan çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenab-ı Hak, Kur`an-ı Kerim`de şöyle buyurmuştur: Yâ Muhammed! Hanımlarına ve kızlarına ve mü´minlerin hanımlarına söyle ki, sokağa çıktıklarında cilbablarını üzerlerine örtsünler. Ahzap Suresi 59&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayet nazil olduktan sonra, bütün mü`minlerin hanımları, cilbab denen ve bütün müfessirler tarafından ‘çarşaf’ ile tefsir edilen kıyafete bürünmüşler ve bu tarz tartışmasız olarak günümüze kadar tatbik edilerek gelmiştir. Son asırda söz sahibi olan Bediüzzaman Hz.leri de bu ayeti `çarşaf` olarak tefsir etmiş ve ‘kadının siperi ve kal`ası çarşafıdır’ diyerek son noktayı koymuştur. Ayeti bu şekilde tefsir ederken 350 bin müfessirin de bu ayeti aynı mânâ ile tefsir ettiklerini söylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asrımızda ise, kılık kıyâfet ınkılabı yapılmış, kadınlar çarşaftan çıkarılarak manto ve eşarp giydirilmiştir. Bu, herkesin bildiği ve çokların yaşayarak gördüğü tarihi bir vakıadır. Demek, dinimizde tesettürün şekli ayet ile sabit olduğu ve 1400 senedir tatbik edilen sekliyle çarşaftır, ve 350 bin müfessir ve son asrın imamı Bediüzzaman Hz.leri de böyle demişlerdir.. Öyleyse, bizim inancımız tesettürün dinimizde çarşaf ile olduğu seklinde olmalıdır. Bunun dışında bir itikad taşımak tehlikelidir. Açık ayete muhalefet anlamı taşır. Tesettürün bu şekilde olduğunu kabul ettikten sonra, eğer hanımlarımızı ve kızlarımızı çarşaf ile tesettüre sokamıyorsak, o zaman bu yaptığımızın yanlış olduğunu kabul etmeli ve Rabbimizden affımızı istirhâm etmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1400 senedir islami tesettür olarak ümmet-i muhammed`in tatbik ettiği çarşafa karşı çıkarak, ona itiraz ederek kendimizi tehlikeye atmamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selahattin ALTINTAŞ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6804928081501495366?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6804928081501495366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6804928081501495366&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6804928081501495366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6804928081501495366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/ey-kadnlar-cilbab-ile-rtnn.html' title='Ey kadınlar! Cilbab ile örtünün!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5569718220138100278</id><published>2008-04-08T06:39:00.000-07:00</published><updated>2008-04-08T06:42:32.091-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sahabe Hayatından Tablolar'/><title type='text'>Şehid Karısı Olmak Nişanı Olan Sahabi Hanım Atike</title><content type='html'>Âtike hanımın hayatı çilelerle geçse bile, o hep sabır kahramanı olarak bütün bunlara göğüs gerdi. İki eşi daha dünyada iken cennetle müjdelenen Atike hanımın son eşi ise Kerbela şehidi Hz. Hüseyin idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahabi hanımlardan Zeyd"in kızı Atike, hem dış hem de iç güzelliğine sahip zeki ve bilgili bir hanımdı. Ne var ki, evlendiği dört kocası da şehit olmak suretiyle büyük bir imtihana maruz kalmış, yaşadığı bu imtihanların hepsini de iman kuvveti, İslam şuuruyla karşılamış, beyi ölerek yalnız kalan tüm hanımlara sabır ve metanet örneği vererek tarihe geçmiştir. Bu yazıda Atike"nin hep şehitlikle sona eren evliliklerinden ibretli örnekleri okuyacaksınız..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; İlk kocası Hazret-i Ebu Bekir"in oğlu Abdullah oldu. Gariptir ki Abdullah hem dış hem iç güzelliğine sahip Atike"ye öylesine bağlandı ki, bazen İslamî hizmetlerinden bile geri kalıyor, onun yanında bulunmayı camiye gitmeye bile tercih edecek durumlara düşüyordu. Bu durumu gören baba Hazret-i Ebu Bekir, “Oğlum bu hanımdan ayrıl, bu senin dünyana değil ahiretine de mal olacaktır!” diye ikazda bulunmak zorunda kalmıştı. Nitekim babasının bu ikazına uyan Abdullah, bir müddet ayrı kalmayı denemiş; ancak daha fazla dayanamayıp yine bir araya gelmişlerdi. Atike"ye aşırı tutkunluğundan dolayı Abdullah, “Ben öldükten sonra sakın kimseyle evlenmeyesin.” demiş, muhtaç olmaması için de Atike"nin şahsına büyük bir bahçe bağışlamıştı. Gerçekten de Abdullah önce ölmüş, Atike tek başına bahçesiyle kalmıştı. Bu sırada kendisine en itibarlı insan Hazret-i Ömer talip oldu.. Atike"nin, “Kimseyle evlenmemek şartıyla Abdullah bana bir bahçe bağışladı, evlenmem mümkün değil.” demesi üzerine Hazret-i Ömer, “Bunu bir bilene sor.” dedi. Atike de gidip en iyi bilen birisi olarak Hazret-i Ali"ye durumunu sordu. O da, “Sana bahçeyi bağışlayan Abdullah"ın mirasçılarına bahçeyi iade et, ondan sonra Ömer"le evlen.” cevabını verdi. Bu fetvaya uyan Atike, bahçeyi ölen kocasının mirasçılarına iade ettikten sonra Hazret-i Ömer"le ikinci evliliğini yaptı.. Ne var ki Hazret-i Ömer de bir süre sonra şehit edilmiş, Atike bir dul kalma acısı daha yaşamış, yine yalnız kalmıştı. Ama yıkılmamıştı. Kendinden sonra gelecek olan hanımlara sabır ve tahammül örneği vermeyi düşünüyordu.. Çok geçmeden Aşere-i Mübeşşere"den Hazret-i Zübeyir talip oldu. Zübeyir hayatta iken cennetle müjdelenen on kişiden biriydi. Reddi mümkün olmamalıydı. Nihayet nikahı kıyılmış, üçüncü evlilik de böyle gerçekleşmişti. Allah"ın hikmetine bakın ki, Hazret-i Zübeyir de katıldığı Cemel Vakası"nda şehit olunca Atike bir imtihana daha maruz kalmış, böylece üçüncü kocası da şehit olarak kendisi bir daha dul kalmaya mecbur olmuştu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ölümlerden sonra her dul kalışta Atike"nin gösterdiği metanet ve sabır hemen herkesin dikkatini çekiyor, herkes ondaki sabır dolu iman kuvvetine hayranlıkla bakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Her kim şehitlik rütbesine erişmek istiyorsa Atike ile evlensin!" diye bir söylenti de çıkarmışlardı. Hatta uğursuz kadın diyenler bile olmuştu. Ama kimse böyle söylentiye itibar etmemiş, en sonunda dördüncü evlilik için talip olan Hazreti Hüseyin"e "evet" diyen Atike, onun da Kerbela"da şehit oluşunu gözyaşları içinde çırpınarak görmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynakların kaydına göre bunca acılara büyük bir sabır ve metanetle karşı koyan Atike, ibadetine düşkün, takva ehli bir hanımdı. Zübeyir"le evli iken namazlarını hep camide kılmayı tercih ederdi. O günlerde hanımların camiye gitmelerinde bir emniyetsizlik söz konusu değildi. Zübeyir ise onu kıskanır, Atike"nin ibadetlerini evinde yapmasını isterdi. Bunun için Zübeyir onu camiden çevirecek çareyi şöyle buldu. Bir sabah camiye Atike"den önce gitti, yolda saklandığı yerden Âtike"nin yoluna bir taş fırlattı. Atike ondan sonra "artık yol emniyeti kalmamış" diyerek namazlarını evinde kılmayı tercih etti. Şafak karanlığında camiye gitmekten vazgeçti!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alimler dört kocası da şehit olduğu halde sarsılmayan Atike"yi, kendinden sonra gelen hanımlara sabır ve metanet örneği hanım olarak göstermekteler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5569718220138100278?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5569718220138100278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5569718220138100278&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5569718220138100278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5569718220138100278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/ehid-kars-olmak-nian-olan-sahabi-hanm.html' title='Şehid Karısı Olmak Nişanı Olan Sahabi Hanım Atike'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6756243363298750425</id><published>2008-04-08T06:30:00.000-07:00</published><updated>2008-04-08T06:42:05.701-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Hürriyet Manşetten Yalan Yazdı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12389.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12389.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;'Mahalle baskısı’ kavramını ortaya atarak tehlikeli bir kutuplaşmanın önünü açan Hürriyet’in dünkü manşeti de kaynağından yalanlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; SİVİL anayasa girişimini engellemek isteyen çevrelerin başlattığı ‘mahalle baskısı’ tartışmaları toplumda kabul görmezken, Aydın Doğan medyasının masa başında hazırladığı çarpıtma haber ısrarı sürüyor. Geçmişte bu yöndeki pek çok yayını tekzip yiyen Doğan medyasının ‘amiral gemisi’ Hürriyet’in aldatmaca haberlerinin son örneği dünkü manşeti oldu. AB büyükelçilerinin, hükümete ‘mahalle baskısı önemli’ mesajı verilmesi için ortak tutum belirlediğini yazan gazete birinci ağızdan yalanlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘MAHALLE BASKISI’ NE DEMEK?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YILLARDIR Türkiye’deki iç ve dış siyasi gündemini takip etmesine karşın, ‘mahalle baskısı’nın ne olduğunu bilmediğini belirten AB-Türkiye Karma Parlamentosu Komisyonu Joost Lagendijk, 10 - 12 Nisan’da Ankara’ya gelecek olan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso ve Genişleme Komiseri Olli Rehn’in, ‘mahalle baskısı’ konusunu gündeme getireceğine ilişkin haberin asılsız olduğunu söyledi. Lagendijk, star’a şunları söyledi: ‘Yıllardır Türkiye’nin meselelerini takip ediyorum. Mahalle baskısı ne demek? Ben ‘mahalle baskısı’ ne demek bilmiyorum. Görüşmelerde bu konuda bir mesaj olacağını da hiç sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;’BAROSSO’DAN KAPATMAYA TEPKİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;LAGENDİJK, Barosso ve Rehn’in, Ankara’da vereceği mesajların, AK Parti MKYK’da alınacak kararlara bağlı şekilleneceğini söyledi. Rehn’in AK Parti’nin kapatılması talebiyle açılan dava hakkındaki olumsuz fikrini dile getirdiğini, Barosso’nun da aynı konuda Ankara’da görüş bildireceğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mardin de çarpıtma kurbanı olmuştu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HÜRRİYET’in ‘yaşam tarzımız tehdit altında serisi’nin en dramatik çarpıtması ise dünyaca ünlü bilim adamımız Prof. Şerif Mardin’e denk gelmişti. Bilim adamının ‘mahalle baskısı’ olarak tanımladığı sosyolojik olgu, yeni anayasa çalışmalarıyla eş zamanlı, üstelik de taraflı olarak manşete taşınmıştı. Mardin, açıklamalarının 20 farklı yorumu olabileceğini belirterek ‘Kesin bir ifade kullanmadım’ demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;STAR&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6756243363298750425?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6756243363298750425/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6756243363298750425&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6756243363298750425'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6756243363298750425'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/hrriyet-manetten-yalan-yazd.html' title='Hürriyet Manşetten Yalan Yazdı'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6503676506594295930</id><published>2008-04-07T14:04:00.001-07:00</published><updated>2008-04-08T06:42:05.701-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5339.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5339.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Milliyet'in liselerde türban avı haberlerini biz okumaktan bıktık usandık, Milliyet yazmaktan usanmadı. &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="news_content" class="content content_12"&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;Doğan Grubu’nun, bilhassa da ‘iki numaralı evlat’ Milliyet’in türban haberlerinden bıktık usandık. Milliyet haber müdürleri, muhabirlere ‘Hadi koçum yine av’a gidiyorsun’ dediklerinde yazı işlerinde oflama, puflama sesleri yükseliyor olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı isimler, aynı okullar, aynı satırlar. ‘Okul bahçesinde türbanlı öğrenciler’, ‘Türbanlı öğrenciler okul bahçesinde’, ‘Türban okul bahçesinde.’ Of, of, poff...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü haberde Milliyet foto muhabiri Ozan Güzelce, Başakşehir’deki Çınar Koleji’nde avcılığa çıkmış. Geçtiğimiz ay aynı imzayı bir başka okul bahçesinin arkasına siper alıp gizli gizli fotoğraf çekerken yakalamıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı kareler, aynı fotoğraflar… Konu türban ya, hadiseye bir ‘tutsaklık’ boyutu katmak için bahçedeki demirlerin arkasından fotoğraf çekme numaraları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet’te belki sadece son bir yılda bir elin parmağı sayısından fazla bu haberleri okuduk. Milliyet yazı işleri, bilgisayarlarına kopyaladıkları bu haberleri, yeni bir spot yazarak bize yeniden servis edip duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grafik servisi de, gelen yeni fotoğrafları eskilerinin yerine koyup aynı sayfaları bize sunuyor olmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Milliyet editörleri! Avrupa Yakası’nın Şahika’sının dilinden konuşacak olursak, klişesiniz, banelsiniz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sizden ve sizin bu klişe haberlerinizden sıkıldık, bıktık, usandık. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;İYİBİLGİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6503676506594295930?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6503676506594295930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6503676506594295930&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6503676506594295930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6503676506594295930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/milliyetin-liselerde-trban-av.html' title=''/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4249656773738592617</id><published>2008-04-07T14:02:00.001-07:00</published><updated>2008-04-08T06:42:05.702-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>"Başörtüsü Avcısı" Davalık Oluyor</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12378.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12378.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="news_content" class="content content_12"&gt;&lt;p&gt;Başakşehir'deki Özel Çınar Koleji'nde öğrenim gören ilköğretim çağındaki kız çocuklarının okul çıkışında fotoğraflarını çekerek suç işlemiş gibi yayın yapan Milliyet gazetesine aileler dava açmaya hazırlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Okul yönetimi, özel kanunla korunması gereken ilköğretim çağındaki çocukların fotoğraflarının basılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle bazı ailelerin gazeteye dava açacağını ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet gazetesi dün 'Okul bahçesinde türbanlı öğrenciler' başlığı ile manşetten bir haber verdi. 'Özel Haber' diye nitelendirilen haberi kimin yazdığı belli olmazken gizli yapılan çekimlerde 18 yaşından küçük ilköğretim ve lise öğrencilerinin 'suçlu' havası verilerek fotoğrafları yayınlandı. Gazeteciliğin temel kurallarından "suçlanan tarafın görüşü haberde yansıtılır" prensibinin de haberde yer almaması dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çınar Koleji Genel Müdürü Mehmet Baran, öğrencilerin derslerde ve okul içinde başörtülü bulunmadığını belirterek, gazetenin haberi yanlı verdiğini söyledi. 'Okul bahçesinde türbanlı öğrenciler' başlığı ile verilen haberdeki fotoğrafların okulun çıkış saatinde çekilmiş fotoğraflar olduğuna dikkat çeken Mehmet Baran şöyle konuştu: "Öğrencilerimiz okuldan çıkarken lavabolarda başlarını örtüp çıkmışlar ve servislere binmişler. Bazıları da yürüyerek evine gitmiş. Okul içinde böyle bir durum söz konusu değil. Okula öğrencisini almaya gelen bir veliyi de çarşaflı insanlar okulda geziyor diye yazmışlar. Bizler okul çıkışında insanların ne giyeceğine karışamayız. Öğrencinin velisine nasıl giyineceğini kim söyleyebilir?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Milliyet, karşı görüş alma ihtiyacı hissetmedi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahtan akşama kadar Milliyet muhabirlerinin okul önünde bekleyip gizli gizli fotoğraf çekmelerine rağmen haber yayınlanmadan önce kendilerinden hiçbir şekilde bilgi almadıklarını ifade eden Mehmet Baran, "Bu haberi yapan kişiler okul mevcuduna kadar araştırma yapmışlar; ama konuyla ilgili bize bir şey sorma ihtiyacı hissetmemişler." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet gazetesinde aynı gün başka bir haber daha yayınlandığına dikkat çeken Mehmet Baran bir eğitimci olarak üzüldüğü noktayı şöyle anlattı: "Akdeniz üniversitesinde bir provakatör üniversiteye silahıyla giriyor ve sağa sola ateş açıyor. Üniversitede 12 Eylül askeri darbesi öncesindeki gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Silahıyla görüntüleniyor. Bizim okuldan çıkıp evine giden 3-5 öğrencinin başörtülü fotoğrafı silahlı provokatörden daha önemliymiş gibi manşete çekiliyor. Ben buna üzüldüm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukların görüntülerinin izinsiz çekilip adeta fişlendiğini kaydeden Mehmet Baran, "Bu konudaki kanuni haklarımızı da saklı tutuyoruz. Kurum avukatlarımız gerekeni yapacak." diye konuştu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaman &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4249656773738592617?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4249656773738592617/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4249656773738592617&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4249656773738592617'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4249656773738592617'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/barts-avcs-davalk-oluyor.html' title='&quot;Başörtüsü Avcısı&quot; Davalık Oluyor'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3943249880243731460</id><published>2008-04-07T13:58:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:59:03.967-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Açıköğretim'de yine zorbalık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/6015.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/6015.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Başörtüsü yasağını kaldıran Anayasa değişikliğine rağmen hukuksuz uygulamayı sürdüren zihniyet, hafta sonu açıköğretim sınavlarında kendini gösterdi. Cumartesi ve Pazar günü yapılan sınavlara birçok yerde başörtülü öğrenciler alınmadı. İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere İstanbul’da birçok okulda başörtülüler sınavlara alınmadı. &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin birçok bölgesinde de benzer manzaralar yaşandı.&lt;br /&gt;BAŞÖRTÜLÜNÜN SINAV KAĞIDI FİŞLENDİ&lt;br /&gt;Açıköğretim İlahiyat öğrencisi Gülsüm Coşkun, Anayasal hakkında ısrar edip başını açmayınca, görevliler sınava almak zorunda kaldı. Nişantaşı Nuri Akın Anadolu Lisesi’nde sınava giren Gülsüm Coşkun’un sınav kağıdı ise işaretlendi. Geçmiş sınavlarda giriş belgelerinde yer alan kılık-kıyafet uyarısında başörtülü girilemeyeceğine dair ibare yer alırken, son sınavlardaki belgelerde bu ibare yer almadı. Giriş belgesindeki kılık-kıyafet yönetmeliğine ilişkin paragrafta, “Öğrenciler kılık-kıyafet konusunda mevcut mevzuatlara göre koyulan kurallara uyacak” yazılı olduğunu belirten Gülsüm Coşkun’un babası İdris Coşkun, kızını başörtüsü ile sınava almak istemeyen görevliden, sınava neden almadığına dair belge istediğini, bunu veremeyince bir metin yazıp gerekçesini izah ettiği kağıdı imzalamasını istediğini; ancak hiçbir talebine karşılık bulamadığını ifade etti.&lt;br /&gt;Hakları konusunda ısrarcı olan baba-kıza daha fazla direneyemen görevli, Gülsüm Coşkun’un sınava başörtülü girmesine izin verdi. Ancak sınav kağıdına işaret koymayı da ihmal etmedi.&lt;br /&gt;KULÜBEDE AÇMAK ZORUNDA KALDILAR&lt;br /&gt;Hukuksuz yasağın uygulandığı simge yerler arasında bulunan İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde yine bildik manzaralar vardı. Anayasa değişikliğine rağmen kendi öğrencilerine yasağı reva gören rektörlük, açıköğretim sınavına gelen başörtülülere de aynı muamelede bulundu. Üniversitenin meydan kapısına gelen başörtülüler, hemen girişteki kulübede başörtülerini çıkararak sınava girmek zorunda kaldılar. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3943249880243731460?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3943249880243731460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3943249880243731460&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3943249880243731460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3943249880243731460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/akretimde-yine-zorbalk.html' title='Açıköğretim&apos;de yine zorbalık'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-785956536331135929</id><published>2008-04-07T13:56:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:57:48.957-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Vali'nin Sicili Kabarık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11519.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11519.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İnanç Platformu üyelerinin başörtü yasağına karşı yaptığı eylemlerdeki konuşmalar sebebiyle, bazı katılımcılar hakkında Ankara Valiliği'nin ihbarda bulunarak soruşturma açılmasına zemin hazırlaması sert tepkilere sebep olurken, Vali Önal’ın başörtü karşıtlığının da ilk olmadığı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Her hafta Cumartesi günü Abdi İpekçi Parkı’nda bir araya gelerek başörtüsü yasağının son bulması için eylem gerçekleştiren İnanç Platformu üyelerinin geçen ay büyük bir katılımla gerçekleştirdikleri 3. yıl eylemiyle ilgili olarak Ankara Valiliği'nin savcılığa ihbarı sonrasında başlatılan soruşturmaya sert tepki geldi. Ankara Valisi Kemal Önal’ın, başörtüsüne karşı bu tutumu ilk değil. Önal, 2003 yılında Adana valisiyken de Adana’da satranç turnuvasında dereceye giren bir öğretmenin, ödülü almak için sahneye başörtülü çıkmasına izin veren öğretmen hakkında inceleme başlatmıştı.&lt;br /&gt;VALİ BEY’İN İLK İCRAATI DEĞİL&lt;br /&gt;Vali Önal, satranç turnuvasında ikinci olan Dumlupınar İlköğretim Okulu öğretmeni Serpil Kıvrak’ın 2003 yılında ödül töreni sırasında kürsüye başörtüsü ile çıkması üzerine Milli Eğitim Müdürü Ömer Şimşek’e “Bu duruma müdahale etsenize” şeklinde tepki göstermişti. Şimşek, “Şu an kürsüde. Yapılacak bir şey yok” şeklinde karşılık vermişti. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Aytaç Bilgen’in elinden, ikincilik ödülünü alan 12 yıllık öğretmen Serpil Kıvrak daha sonra yetkililerin ikazı ile karşılaşmıştı. Okulda derslerine başı açık giren Serpil Kıvrak'ın, kendisini ikaz eden milli eğitim yetkililerine ödül töreninin sosyal bir aktivite olmasından dolayı başörtülü katıldığı, “Tepkiyle karşılaşabileceğimi bilseydim katılmazdım” dediği öğrenildi. Vali Önal ise öğretmen hakkında inceleme başlatma talimatı vermişti.&lt;br /&gt;“ORDUYU GÖREVE ÇAĞIRANLAR NE OLACAK?”&lt;br /&gt;Başörtüsü eyleminde konuşmaları sebebiyle Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Vahdet Vakfı Başkanı Hüsnü Aktaş ve İnanç Platformu sözcülerinden Faruk Altıntaş hakkındaki soruşturmalara tepi gösteren ÖĞRETMEN-SEN Genel Başkanı Yusuf Tanrıverdi, Cumhuriyet mitinglerindeki darbe çığlıklarını hatırlattı. Darbenin açıkça suç olmasına rağmen harekete geçmeyen Valiliğin demokratik talepler karşısındaki tavrının anlaşılır olmadığını kaydeden Tanrıverdi, “Milletin değerlerine savaş açılan mitinglerde orduyu göreve çağıranlar karşısında susanlar ‘herkes için adalet’ diyen ve insani haklarının mücadelesini verenler hakkında soruşturma açarak gerçek zihniyetlerini göstermişlerdir. Bu, demokrasi ayıbıdır ve milletin ifade özgürlüğünün engellenmesidir” dedi.&lt;br /&gt;“LİNÇ ETMEYE ÇALIŞIYORLAR”&lt;br /&gt;İnanç Platformu üyelerinden Özerk Diyanet ve Evkaf Sendikası Genel Başkanı Mustafa Altunkaya da, başlatılan soruşturmanın 3 yıldır sürdürülen eylemi yürüten insanları korkutma amaçlı olduğunu dile getirdi. Altunkaya, “Meclis'te 411 milletvekilinin oyuyla kabul edilen ve üniversitelerde başörtüsüne serbestlik getiren Anayasa değişikliğine rağmen halen yasağı sürdüren rektörler için kılını kıpırdatmayanlar, bu hukuksuz uygulamaya tepki gösterenleri linç etmeye çalışıyorlar. Bu haksız yasak ve ülkenin dört bir tarafında meydana gelen insan hakları ihlalleri ortadan kalkmadıkça eylemlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.&lt;br /&gt;“BAŞLATILAN SORUŞTURMA MİLLETİN TALEPLERİNE TERS”&lt;br /&gt;Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Aksu ise kendisinin de o eyleme konuşmacı olarak katıldığını hatırlatarak, “İnsanlar haklı oldukları davanın mücadelesini vermek için bir araya gelip itirazlarını dile getiriyorlar. Anlaşılan kimileri artık taleplerimizi dile getirmemizi de engellemeye çalışıyor. Konuşmalarında birlik, beraberlik vurgusu yapan ve haksız başörtüsü yasağına tepkilerini dile getiren insan hakları savunucularını susturmaya yönelik başlatılan soruşturmanın durdurulmasını talep ediyorum. Toplumun daha fazla özgürlük istediği şu günlerde başlatılan bu soruşturma, milletin taleplerine ters düşmüştür” dedi.&lt;br /&gt;İŞTE SORUŞTURMA AÇTIRAN SÖZLER&lt;br /&gt;2 emniyet amiri, 2 komiser ve 8 polisin imza altına aldığı 3 sayfalık tutanakta eyleme katılan konuşmacıların sözlerine yer verilirken, bazı kelimelerin altlarının çizili olduğu görülüyor. Altları çizili olan sözleri sarf eden sivil toplum temsilcilerinin ise suç işledikleri ima ediliyor.&lt;br /&gt;Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu: “ ‘Ülkede çatışma çıkar’ diyorlar... Kırk yıldır bu insanlara bu kadar zulüm ettiniz, çatışma mı çıktı? Şimdi neden çatışma çıksın? Özgürlüklere bu kadar düşman olmayın. Bunlar İslâm düşmanlarının yaygara yapmasıdır. Bunlar devekuşu gibi kafasını kuma gömmüş, İslâm düşmanlığı yapıyorlar.”&lt;br /&gt;İnanç Özgürlüğü Platformu sözcülerinden Faruk Altıntaş: “Özgürlüğümüze düşman olanlar var ya; cumhuriyet kuruldu kurulalı ‘artık özgür vatandaşsınız’ diyorlar. Hayır, yalan söylüyorlar.”&lt;br /&gt;Vahdet Vakfı Başkanı Hüsnü Aktaş: “İnsanlar gerek dini kimliklerine, gerek etnik kimliklerine göre cumhuriyet kuruldu kurulalı zulme uğramışlardır. İnsanların kendi tercihlerine saygı gösterin.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vakit &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-785956536331135929?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/785956536331135929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=785956536331135929&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/785956536331135929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/785956536331135929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/valinin-sicili-kabark.html' title='Vali&apos;nin Sicili Kabarık'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-777337242088869070</id><published>2008-04-07T13:55:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:56:20.358-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Yasak Devam Ediyor, FARKINDA MISINIZ!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11608.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11608.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yapılan yasal değişikliğe rağmen üniversitelerde keyfi yasak uygulamasına devam ediliyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;strong&gt;Başörtüsü mağdurlarının öncülüğünde, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle iki yılı aşkın süredir her hafta gerçekleştirilen başörtüsüne özgürlük eylemleri, bu hafta da Sakarya, Ankara, Van, Akyazı ve Kocaeli başta olmak üzere birçok ilde de yapıldı. Kocaeli İnanç Platformu’nun gerçekleştirdiği eylemde, “Başörtüsü yasağına prim verenler acaba halkın sesine ne zaman kulak verecekler? Kulağınızı zulüm karşısında tıkamayın” denildi.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü mağdurlarının öncülüğünde, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle iki yılı aşkın süredir her hafta gerçekleştirilen başörtüsüne özgürlük eylemleri, bu hafta da Sakarya, Ankara, Van, Akyazı ve Kocaeli başta olmak üzere diğer birçok ilde de yapıldı. Kocaeli İnanç Platformu’nun gerçekleştirdiği 155’inci hafta eyleminde, “Artık yeter diyoruz. Başörtüsü yasağına prim verenler acaba halkın sesine ne zaman kulak verecekler. Kulağınızı zülüm karşısında tıkamayın. Korkmayın Laiklik de elden gitmez. Gerçek anlamda laikleşmiş olursunuz. Din ve vicdan özgürlüğü alanındaki özgürlükler laikliği baltalamaz, laikliğin tüm topluma uyarlanmasına vesile kılar” denildi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bedel ödeyenler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu’nun gerçekleştirdiği 61’inci hafta basın açıklamasında ise, “Bugüne kadar ‘Başörtüsüne kayıtsız-şartsız özgürlük istiyoruz’ dedik. Bugüne kadar ‘Başörtüsü Allah’ın emridir’ dedik. Başörtüsü yasakçılarını ağır bir dille eleştirdik. Bunların hepsi doğruydu ve hepsinin arkasındayız. Ancak bugüne kadar çok az özeleştiri yaptık veya hiç yapmadık. Bedel ödemek gerektiğini herkes dile getiriyor. Herkes bir bedel ödemeden bahsediyor. Ancak kaçımız bu bedeli ödedik! Kaçımız bu bedeli ödemeye hazırız? Bu bedel dedikleri nedir? Bedel ödeyenler ne haldedir? Evet bedel ödeyen Nurettin Şirin ne halde acaba ne sıkıntılar çekti, biliyor musunuz? Şemdinli savcısı şuan ne yapıyor? Ya Evren’e dava açan Savcı? Diplomaları elinden alınan bu kişiler nasıl yaşıyorlar bugün? Biliyor musunuz?” ifadelerine yer verildi.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Helvadan putlarını yiyorlar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Van Hak ve Özgürlükler Platformu bileşenlerinin yaptığı eylemde ise, “Bu yasak, yapılan kısmi anayasal düzenlemeye rağmen devam ediyor. “Anayasal düzenlemeye rağmen” diyoruz, çünkü bu durum da gösteriyor ki, yasakçıların dayandıkları hiçbir dayanakları yoktur. Yasakçılar hiçbir insani / hukuksal ilkeye dayanmıyorlar. Kendilerinin kurdukları sistemin işletilmesiyle oluşturulan düzenlemelere bile uymuyorlar. Bu tutum kendi elleriyle helvadan yaptıkları putları yiyenlerin tutumudur” denildi. Öte yandan, Sakarya Başörtüsü Platformu da 134. başörtüsü eylemini gerçekleştirdi. Eylemde kapatma davası sürecinde AKP’nin takındığı sığınmacı tutum eleştirilirken, İsrail’in Filistin’de uyguladığı kuşatma ve vahşete karşı Filistin halkının yanında olunduğu mesajları verildi. Üniversitelerdeki Başörtüsü yasağı, Antalya'da "Akdeniz Dayanışma Platformu" (ADAP) çatısı altında bir araya gelen STK'lar tarafından da protesto edildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-777337242088869070?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/777337242088869070/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=777337242088869070&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/777337242088869070'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/777337242088869070'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/yasak-devam-ediyor-farkinda-misiniz.html' title='Yasak Devam Ediyor, FARKINDA MISINIZ!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4375835729450092355</id><published>2008-04-07T13:53:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:54:59.959-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Başörtüsü Platformları Yasaklanıyor mu?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12168.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12168.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkında açılan kapatma davası iddianamesini kabul etmesi en çok da darbe için ortam hazırlığında olan Ergenekoncu-darbecileri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;strong&gt;Yasağa karşı çıkmak da suç &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa Mahkemesi’nin AK Parti hakkında açılan kapatma davası iddianamesini kabul etmesi en çok da darbe için ortam hazırlığında olan Ergenekoncu-darbecileri sevindirirken, yargıdan bir sevindirici haber de jakoben laikçilere geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her hafta bir araya gelerek haksız başörtüsü yasağını protesto eden Ankara İnanç Platformu üyeleri hakkında 301. madden soruşturma başlatıldı. Her hafta Cumartesi günü Abdi İpekçi Parkı’nda bir araya gelerek başörtüsü yasağının son bulması için eylem gerçekleştiren İnanç Platformu üyelerinin geçen ay büyük bir katılım ile gerçekleştirdikleri 3. yıl eylemiyle ilgili olarak soruşturma başlatıldı. Valiliğin, başörtüsü eyleminde yaptıkları konuşmalarda ‘Cumhuriyete hakaret’ ettikleri iddia edilen Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Vahdet Vakfı Başkanı Hüsnü Aktaş ve İnanç Platformu sözcülerinden Faruk Altıntaş hakkındaki ihbarı üzerine harekete geçen Cumhuriyet Savcılığı, ilgililer hakkında soruşturma başlattı.&lt;br /&gt;VAKİT TUTANAĞA ULAŞTI&lt;br /&gt;2 emniyet amiri, 2 komiser ve 8 polisin imza altına aldığı 3 sayfalık tutanakta eyleme katılan konuşmacıların sözlerine yer verilirken, bazı kelimelerin altlarının çizili olduğu görülüyor. Altları çizili olan sözleri sarfeden sivil toplum temsilcilerinin ise suç işledikleri ima ediliyor. Bütün bu gelişmeler, “Ankara Valisi Kemal Önal ne yapmak istiyor” sorularına yol açtı.&lt;br /&gt;İŞTE EMNİYET TUTANAĞINDA YER ALAN ALTI ÇİZİLİ SÖZLER&lt;br /&gt;BUNLAR SUÇ SAYILIYOR:&lt;br /&gt;Mazlum-Der Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu: “Ülkede çatışma çıkar diyorlar... Kırk yıldır bu insanlara bu kadar zulüm ettiniz çatışma mı çıktı? Şimdi neden çatışma çıksın? Özgürlüklere bu kadar düşman olmayın. Bunlar İslâm düşmanlarının yaygara yapmasıdır. Bunlar deve kuşu gibi kafasını kuma gömmüş, İslâm düşmanlığı yapıyorlar. ”&lt;br /&gt;İnanç Özgürlüğü Platformu sözcülerinden Faruk Altıntaş: “Özgürlüğümüze düşman olanlar var ya; cumhuriyet kuruldu kurulalı ‘artık özgür vatandaşsınız’ diyorlar. Hayır, yalan söylüyorlar.”&lt;br /&gt;Vahdet Vakfı Başkanı Hüsnü Aktaş: “İnsanlar gerek dini kimliklerine, gerek etnik kimliklerine göre cumhuriyet kuruldu kurulalı zulme uğramışlardır. İnsanların kendi tercihlerine saygı gösterin.”&lt;br /&gt;RESMEN FİŞLEMİŞLER&lt;br /&gt;Diğer taraftan savcılığa verilen tutanakta, eylemci grubun, ‘Uyan, diren, özgürleş’, ‘Tekbir; Allahu Ekber’, ‘Direniş var, yılgınlık yok’, ‘Baskıya hayır, eğitime özgürlük’ ve ‘Darbelere karşı omuz omuza’ şeklinde sloganlar attığı belirtiliyor. Yine eylemde gösterici grubun ellerinde taşıdıkları pankartlarda yazılı olan sloganlar da tek tek tutanaklara not düşülmüş.&lt;br /&gt;“BURNUMUZA KÖTÜ KOKULAR GELİYOR”&lt;br /&gt;Konuyla ilgili Vakit’e açıklama yapan Mazlum-Der Genel Sekreteri ve Adalet-Der Genel Başkanı Avukat Emre Yurtalan, “Başlatılan bu soruşturma, ifadelere bakıldığı zaman her konuşmanın birileri tarafından cumhuriyete hakaret olarak değerlendirilebileceğinin açık göstergesidir. Bu soruşturmanın başlatılması düşünce ve ifade özgürlüğünü yetkililerin ne kadar dar ve taraflı yorumladıklarını gözler önüne sermiştir. Bu konuşmalarda genel itibari ile birliğe, beraberliğe ve insan haklarına vurgu yapılmıştır. Bunun neresinde cumhuriyete hakaret olduğu anlaşılır gibi değildir. Ülkenin içinde bulunduğu ortamda böyle bir soruşturmanın başlatılması burnumuza kötü kokuların gelmesine neden olmuştur. Birileri 28 Şubat’ı hedefliyorsa bizler asla buna alet olmayacağız. Bizler haklarımızın peşindeyiz. Gasp edilen haklarımızı hukuki alanın dışına çıkmadan alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vakit &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4375835729450092355?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4375835729450092355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4375835729450092355&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4375835729450092355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4375835729450092355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/barts-platformlar-yasaklanyor-mu.html' title='Başörtüsü Platformları Yasaklanıyor mu?'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6119271078960034919</id><published>2008-04-07T13:51:00.000-07:00</published><updated>2008-04-07T13:53:13.682-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Konya'da 30. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12322.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12322.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 30. hafta dün Kayalıpark’ta toplandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="news_content" class="content content_12"&gt;&lt;p&gt;Platform sözcüsü olarak konuşan Ravza Eğitim Kurumları Başkanı Halis Nükte “Yeryüzünde sömürgenin ve fesadın kaynağı olan bazı ülkeler, kendi kirli gerçeğini insan hakları ve özgürlükler kılıfıyla örtmektedir. Bu ikiyüzlü ülkelerin milletvekilleri İslam’a ve O’nun yüce değerlerine dil uzatarak ‘fitne’ çıkartmaktadırlar. Bu fitnecileri ve fitnelerini şiddetle telin ediyoruz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 30. haftada Kayalıpark’ta toplandı. Platform sözcüsü olarak konuşan Ravza Eğitim Kurumları Başkanı Halis Nükte ‘Biz her ümmet için bir ibadet tarzı koyduk. Onlar buna göre ibadet ederler. Artık dinde seninle çekişmeye girmesinler. Sen onları Rabbi’ne çağır. Şüphesiz Sen dosdoğru bir hidayet üzerinesin. Eğer Seninle tartışıılarsa de ki “Allah yaptıklarmızı daha iyi bilmektedir.” Allah kıyamet günü ayrılığa düştüğünüz şeylerde hüküm verecektir’ ayetlerini hatırlatarak “Bizler insanları rablerine çağıran bir topluluğuz. Hidayeti üzerinde bulunduğumuz din hususunda insanlar bizimle tartışmaya girerlerse, biz onlara ‘Allah yaptıklarınızı daha iyi bilmektedir’ diyoruz. Sırtlarını egemen güçlere dayayıp bol akademik sıfatlarla din hususunda ahkâm kesenler şunu bilmelidirler ki “Allah’ın dini onların akademik atış alanları değildir.” Onlara Ahiret gününü hatırlatır, o günün dehşetinden sakındırırız. Yeryüzünde sömürgenin ve fesadın kaynağı olan bazı ülkeler, kendi kirli gerçeğini insan hakları ve özgürlükler kılıfıyla örtmektedir. Bu ikiyüzlü ülkelerin milletvekilleri İslam’a ve O’nun yüce değerlerine dil uzatarak ‘fitne’ çıkartmaktadırlar. Bu fitnecileri ve fitnelerini şiddetle telin ediyoruz. Ayrıca bunlara sessiz kalarak destek veren tüm batılı devletler ve Müslümanların haklarını engellemekte yarış halinde olan yasakçı ve zorba zihniyet baskının şiddetini artırarak devam ettirmektedir” dedi. Nükte “Başta başörtüsü olmak üzere toplumun en temel hakkı olan ibadet hürriyetine engeller konulmaktadır. Kökü karanlık güçlerce ilişkilendirilen baskıcı güruhun bu faşistçe tutumları evrensel zorbalara cesaret vermektedir. Ancak bu baskı inananlara kararlı direnişiyle istedikleri menfur sonuçlara ulaşamayacaktır” şeklinde konuştu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6119271078960034919?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6119271078960034919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6119271078960034919&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6119271078960034919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6119271078960034919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/konyada-30-barts-eylemi.html' title='Konya&apos;da 30. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-995876448194915168</id><published>2008-04-07T13:47:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:50:49.959-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Akyazı'da 61. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12321.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12321.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu’nun her hafta Akyazı'da başörtüsüne özgürlük için tertip ettiği eylemlerin 61.si yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Basın Açıklamasının Tam Metni:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlemiş olduğu 61. basın açıklamasında beraberiz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bugüne kadar 'Başörtüsüne kayıtsız-şartsız özgürlük istiyoruz' dedik. Bugüne kadar 'Başörtüsü Allah'ın emridir' dedik. Başörtüsü yasakçılarını ağır bir dille eleştirdik. Bunların hepsi doğruydu ve hepsinin arkasındayız.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Ancak bugüne kadar çok az özeleştiri yaptık veya hiç yapmadık.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bedel ödemek gerektiğini herkes dile getiriyor. Herkes bir bedel ödemeden bahsediyor. Ancak kaçımız bu bedeli ödedik! Kaçımız bu bedeli ödemeye hazırız? Bu bedel dedikleri nedir? Bedel ödeyenler ne haldedir?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Evet bedel ödeyen Nurettin Şirin ne halde acaba ne sıkıntılar çekti, biliyor musunuz? Şemdinli savcısı şuan ne yapıyor? Ya Evren'e dava açan Savcı? Diplomaları elinden alınan bu kişiler nasıl yaşıyorlar bugün? Biliyor musunuz?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bugün yeni bir parti kapatma davası ile karşı karşıyayız. Bu süreçte aklı selimin galip gelmesini temenni ediyoruz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Bizler her gün bizim değerlerimize saldıran gazeteleri satın almaya devam etmiyor muyuz? Her akşam bize hakaret eden TV kalanlarını seyretmiyor muyuz? Bunları niçin yapıyoruz, hiç kendimize sorduk mu? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Acaba, bedel ödemekten bahseden bizler, yani konforumuzdan taviz vermeyen bizler bedel ödemeye hazır mıyız? Mesela, üstünde oturduğumuz koltuğu feda edebilir miyiz? Mesela, yoksul kalmaya hazır mıyız? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Parti kapatılırsa ki bu temenni etmiyoruz, kaç AKP'li parti değiştirecek? Kaçı bugün diğer partilerle temas içindedir? Her devrin adamları yeni devirde de varlıklarını sürdürürler. &lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Birazda kendimizle yüzleşmeliyiz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Müslümanlara da gazeteyi ben satarım düşüncesiyle sözüm ona İslami gazete çıkaran birinin gazetesinde yazı yazmak ne kadar müslümancadır? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Malum holdinglerin ürünlerini pazarlayan iş adamları ben bu adamın petrolünü satmam deyip işyerine kilit vurabilir mi? İsrail'e her gün para aktaran markaların temsilcileri para kaybetmek pahasına temsilciliklerini kapatabilirler mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Ve bin bir çeşidi olan İslami cemaatlerin, grupların önderleri meydan yerine çıkıp şu ürünü satmayın diyebilirler mi?&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Evet, önce bedel ödemeye ne denli hazır olduğumuz sorgulayalım? &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Baskısız ve zulümsüz günler temennisiyle gelecek hafta buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 1.15pt 0pt 0cm; text-align: right;" align="right"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu adına&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 1.15pt 0pt 0cm; text-align: right;" align="right"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Mazlumder Sözcüsü İrfan ALEMDAR&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 1.15pt 0pt 0cm; text-align: right;" align="right"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Mazlumder Genel Başkan Yardımcısı &lt;b style=""&gt;Av. Nesip YILDIRIM&lt;/b&gt; söz alarak; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;"Kardeşlerim, kardeşiz. Ya Hz. Adem'den ya da inandığımız değerler itibariyle kardeşiz.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformunu, 61. hafta etkinliğini yapmasından dolayı kutluyorum. Sabırlı ve yılmadan hakkı savunmak takdir edicidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğü ile Din ve vicdan özgürlüğü lehine AB sürecinde iyi gelişmeler oldu. Ancak daha yapılması gereken çok şey var. Devlet iktidarını, kendi çıkarları için kullananlardan temizlenmesi ile daha fazla hak ile daha fazla özgürlük, Türkiye'nin çözüm ilacıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;İnsanların ifadelerinden, inançlarından, ırklarından veya giyim kuşamlarından dolayı hak mağduriyetine uğramaması gerekir. Aslolan İnsan ve haklarıdır.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Türkiye'de milletin egemenliğinden çekinen kesimler var. Bir kısmı sanal korkularından, bir kısmı da iktidarlarını kaybetme korkusundan hakların herkes için eşit tanınmasına karşı çıkmaktadır. Milletin egemenli sizlerin egemenliğidir. Katı Kemalist ideolojiyi maske olarak kullananlar, başkalarının haklarını baskılamaya çalışanlar ve geçmişten beri var olan Ergenakon tipi örgütlenmeler, bir arada eşit haklara sahip olarak yaşama iradesine zarar vermektedir. Haksızlığa kimden gelirse gelsin karşı çıkmalıyız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Haksızlıkların yeniden yapılmamasını dilediğimiz gibi, geçmişte haksızlık yapıp yargıya hesap vermemiş kişi ve topluluklarında makam ve mevkisi ne olursa olsun hesap vermesi gerektiğini ifade ederiz. Kirliliğin üstü örtülerek geleceğe sağlam şekilde bakamayız. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;MAZLUMDER olarak; Hak ve özgürlüklerin sadece kendimiz için değil, herkes için var olması ve korunması gerektiğini belirtiriz." dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;haksöz &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-995876448194915168?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/995876448194915168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=995876448194915168&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/995876448194915168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/995876448194915168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/akyazda-61-barts-eylemi.html' title='Akyazı&apos;da 61. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8893298579725945144</id><published>2008-04-07T13:45:00.000-07:00</published><updated>2008-04-07T13:47:25.374-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Van'da 83. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12319.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12319.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Van Hak ve Özgürlükler Platformu 83. başörtüsü eylemini gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Basın açıklamasının tam metni:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü yasağı zulmünü ve farklı hak ihlallerini protesto ettiğimiz yeni bir basın açıklamamızla karşınızdayız. Bu yasak, yapılan kısmi anayasal düzenlemeye rağmen devam ediyor. "Anayasal düzenlemeye rağmen" diyoruz, çünkü bu durum da gösteriyor ki, yasakçıların dayandıkları hiçbir dayanakları yoktur. Yasakçılar hiçbir insani / hukuksal ilkeye dayanmıyorlar. Kendilerinin kurdukları sistemin işletilmesiyle oluşturulan düzenlemelere bile uymuyorlar. Bu tutum kendi elleriyle helvadan yaptıkları putları yiyenlerin tutumudur. Ve insani değildir. Bu jakoben zalim ve zorba tutumlarını halkı mutsuz etme pahasına sürdürüyorlar. Bu anlayışı şiddetle kınıyoruz. Halkın iradesi ve egemenliği iddialarına rağmen mafya usulü çetevari bir mantıkla kendi irade ve egemenliklerini tesis etmeye çalışıyorlar. Bu mantığın ürünü olan Ergenekon tipi yapılanmalar ile sözüm ona savunduklarını iddia ettikleri vatan toprakları üzerinde yaşayan halkların hayatlarını cehenneme çevirmenin gayreti içindedirler. Bu hukuk dışı, insanlık dışı oluşumlarla yapılan mücadeleyi destekliyor, mücadelenin bu karanlık oluşumların varlığı son buluncaya kadar devam ettirilmesini istiyoruz. Bu cümleden adı, sanı, unvanı ve makamı ne olursa olsun bu karanlık güç odaklarıyla mücadeleyi köstekleyenleri de kınıyoruz. Halkımızı uyanık olmaya ve bu girişimi desteklemeye çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgemizde meydana getirilmeye çalışılan kaos ve kargaşa ortamının sorunları çözmeyeceği aşikardır. Çözüm umudunu bir başka bahara ertelemektir. Bu durumdan yine mazlum halkımız zarar görecektir. Geçmişte hep gördüğü gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetkilileri sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Yaptıkları iş ve işlemlerle kaos ve kargaşanın müsebbibi durumuna düşmektedirler. Sorumluluk mevkiinde olanların sorumsuz davranma lüksleri / hakları yoktur. Bu meyanda toplum hayatını sıkıntıya sokan bütün sorunların özellikle de Kürt sorunun insancıl bir anlayışla hak/ hukuk / adalet ilkeleri çerçevesinde, Kürt halkının insani sosyo-kültürel haklarını yaşayabilme ortamını sağlayacak şekilde bir an önce hukuki çözüme kavuşturulmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollanda ve Danimarka'da gerçek dışı bir şekilde İslam'a ve İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav)'e karşı başlatılan hakaret girişimlerini vahşi batı medeniyetinin gerçek yüzünün tezahürü olarak görüyor, bu vahşi medeniyetin insanlık ve insani değerlere karşı yaptıkları ve dünyayı kan gölüne çeviren, savaşımının bir parçası olarak görüyoruz. Ve şiddetle lanetliyoruz. İnsanlık onur ve izzetine sahip herkesi bu vahşi, insanlık dışı girişime karşı tepkili olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan haysiyet ve onurunu rencide edici bütün hak ihlallerini dillendireceğimizi ve konuyla ilgili hassasiyetimizi ve direnişimizi sürdüreceğimizi halkımıza ilan ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Van Hak ve Özgürlükler Platformu&lt;br /&gt;Anadolu Gençlik Derneği, Gökkuşağı Derneği,&lt;br /&gt;İnsan-Der, Mazlumder, Memur-Sen, Umut-Der &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8893298579725945144?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8893298579725945144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8893298579725945144&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8893298579725945144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8893298579725945144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/vanda-83-barts-eylemi.html' title='Van&apos;da 83. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-7733091504855020703</id><published>2008-04-07T13:44:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:45:38.742-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Kocaeli'de 155. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12317.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12317.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu 155. başörtüsü eylemini gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Basın açıklamasının tam metni:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Değerli basın mensupları, hakkını arayan ve başörtüsü mücadelemize destek veren duyarlı insanlar… Yine buradayız yılmadan mücadelemize devam edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulüm bitmeden buradan ayrılmayacağız. 155 haftadır buradan sesleniyoruz. Artık yeter diyoruz. Başörtüsü yasağına prim verenler acaba halkın sesine ne zaman kulak verecekler. Kulağınızı zülüm karşısında tıkamayın. Korkmayın Laiklik de elden gitmez. Gerçek anlamda laikleşmiş olursunuz. Din ve vicdan özgürlüğü alanındaki özgürlükler laikliği baltalamaz, laikliğin tüm topluma uyarlanmasına vesile kılar. Yasak kalkarsa sizlerin hep dile getirdiğiniz "türbanda siyasi" simge olmaktan çıkar. Anayasamızın 24. Maddesinde belirtilen şekilde " Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." ifadesiyle kişi haklarına kavuşmuş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasakta diretmeniz Türkiye'nin huzur, barış ve adalet ortamına ne derece düşman olduğunuzu gösteriyor aslında. Sizlerin bu tavrı başörtüsünü istismar aracına dönüştürmüştür aynı zamanda. Bu halkın başörtüsü üzerinden çekin ellerinizi. Halkın başında demoklesin kılıcı olarak duran sizleri görüyor ve Kral çıplak diye bağırıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler kendine Demokrat, kendine Hukuk isteyen bir kitle değiliz. Hakiki anlamda adaletin herkesimin inanç ve düşüncesini özgürce yaşadığı bir ortamda olabileceğine inanıyoruz. Bu sebeple Hukuk'u kendine göre eğip bükenleri, Hukuk Devleti ve Sosyal Devlet olgusunu gölgede düşürecek bütün karaların bu ülkeyi ortaçağa götüreceğini ifade ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin kapatılması davası toplumun tüm kesimleri esnaf, işçi, memur vs. için bir belirsizliği de meydana getirmiştir. Partilerin kapatılmaları hususundaki Anayasa değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır. Ancak bu değişiklik ülkedeki farklı inanç ve etnikteki insanların iradelerini de kapsamalıdır. Partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Türkiye'nin Demokrasi, Hukuk sınavından geçip - geçemeyeceğini yakında göreceğiz. Yıllardır baskı ve dayatma politikalarına taraf olan siyasi erkeler ve Hukuk yorumlayıcıları, ülkenin Başsavcısı ağzındaki baklayı çıkararak AKP'nin kapatılma talebi nedeni olarak başörtüsü konusunda atılan adımları gerekçe göstermişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte vatandaşlarımızın provokatif filelere pirim vermemelerini bekliyoruz. Anayasa mahkemesi kendi sınavını verecek. Kazanan, yada kaybeden Türkiye olacak. Anayasa Mahkemesinin davayı kabul etmiş olması bu ülke için yeterli ayıp iken, Cumhurbaşkanı'nın yargılanma talebi ise ülkedeki hukuk deliğinin büyüklüğünü gösteriyor bizlere. Bekleyeceğiz ve göreceğiz. Beğensek de beğenmesek de halkın bir kesiminin temsiliyetine Cumhuriyet adı altında, "laiklik" adına kement vurmak halkı "Demokrasi" kuklasına çevirmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır yeni bir zulme gözlerini açan başörtülüler çok süreç atlattılar, sırtlarını bir partiye dayamadan mücadelelerini tıpkı bizler gibi her platformda sürdürdüler, sürdürmeye devam edeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Hollandalı yabancı karşıtı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders'in İslam karşıtı "Fitne" adlı filminin internette sansür karşıtlığı nedeniyle yayınına devam ettiği bilinmektedir. Filmde İslam dinine , yüce Kitabımıza hakaret edilmektedir. Bu tür filmi yayınlayanlar farklı din mensupları arasındaki nefret duygularının artmasına ve dolayısıyla provokatif olaylara yol açmaya sebep olacaklardır. Bu filmin derhal yayından kaldırılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-7733091504855020703?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/7733091504855020703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=7733091504855020703&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7733091504855020703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7733091504855020703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/kocaeli-inan-zgrl-platformu-155.html' title='Kocaeli&apos;de 155. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3064894678106461415</id><published>2008-04-07T13:41:00.001-07:00</published><updated>2008-04-07T13:43:29.057-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Antalya'da 7. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12312.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12312.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Üniversitelerdeki Başörtüsü yasağı, Antalya'da "Akdeniz Dayanışma Platformu" (ADAP) çatısı altında bir araya gelen STK'lar tarafından protesto edildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;28 Şubat postmodern darbe süreci ile daha da derinleştirilen Başörtüsü&lt;br /&gt;Yasağı, geçtiğimiz ay üniversitelerde serbest bırakılmasına yönelik mecliste&lt;br /&gt;yapılan Anayasa değişikliğine rağmen hala sürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara, Sakarya, Van gibi bir çok ilin yanı sıra, Antalya'daki, bazı Sivil&lt;br /&gt;Toplum Örgütleri de bir araya gelerek ortak bir platform oluşturmuş ve her&lt;br /&gt;ayın ilk cumartesi günü yasağı basın açıklamaları ile protesto ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ay 7.si gerçekleştirilen basın açıklamasında göze çarpan dövizler&lt;br /&gt;şunlardır: "Başörtüsü Kimliğimizdir Yasaklanamaz, Yuh Olsun Size ve&lt;br /&gt;Taptıklarınıza, Yargı Despotizmine Geçit Yok, Yasak Sürüyor Duymuyor&lt;br /&gt;musunuz?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeşitli sloganların atıldığı basın açıklamasına katılımın yoğun olduğu&lt;br /&gt;gözlendi. Basın açıklamasını okuyan Alpaslan Arslan bir dahaki basın&lt;br /&gt;açıklamasının 3 Mayıs 2008'de yapılacağını söyleyerek konuşmasını bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;AKDENİZ DAYANIŞMA PLATFORMU 7. BASIN AÇIKLAMASI METNİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın basın mensupları, Antalya ve ilçelerinden gelen sivil toplum&lt;br /&gt;kuruluşu mensupları ve saygıdeğer Antalyalılar. Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) olarak 'Başörtüsüne Özgürlük Eylemi'nin 7.sini gerçekleştiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene ızdıraplı bir ay geçirdik. İstiyoruz ki bu toplandığımız son ay olsun,&lt;br /&gt;ama ne mümkün. Azgın azınlık iyice azıttı. Gerginlikten nemalanmayı iş bilen&lt;br /&gt;bu kimseler bir de bizlerden ortamı germememizi istiyorlar. Kuzuyu yemeyi&lt;br /&gt;kafaya koyan kurt gibi karşımıza geçip sırıtıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bizler de uyandık, kuzunun gözü açıldı. 31 Mart vakıasında Abdülhamit'i devirdiğiniz gibi, 27 mayısta Menderes'i indirdiğiniz gibi rahat&lt;br /&gt;olamayacaksınız artık. Ey ittihat terakkinin takipçisi zalimler. Bilin ki,&lt;br /&gt;karşınızda biz varız. Artık, sizin derdinizin laiklik ve kemalizm kisvesi&lt;br /&gt;altında Müslümanlar ve İslam'la hesaplaşmak olduğunu anladık. İrtica irtica&lt;br /&gt;diye açtığınız savaşın İslam'a karşı, Müslüman halka karşı olduğunu anladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu savaşı açtığınız bizler, bu davanın yeryüzündeki temsilciliğini&lt;br /&gt;omuzlarına alma sorumluluğunu -buna layık mıyız bilemiyoruz ama- üzerine&lt;br /&gt;almış İslam milletiyiz. Sırtımızda bu yükün tarihi sorumluluğunu&lt;br /&gt;hissediyoruz. Evlatlarımızın bizleri hayırla yadetmeleri için, onlara hür ve&lt;br /&gt;özgür bir vatan teslim edebilmek için buna kendimizi zorunlu hissediyoruz.&lt;br /&gt;Bizleri çiğnemeden bir adım attırtmayacağımızı buradan ilan ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önden giden atlılar anlatmışlardı. Bir çocuk getirmişlerdi. Ve iki kadın&lt;br /&gt;vardı çocuğu isteyip, çocuğun annesi olduğunu iddia eden. Kadı çocuğun ikiye bölünmesine karar verince, öz anne çocuğunun bölünmesine razı olmayıp, çocuğun yalancı anneye verilmesine ses çıkarmamıştı. Bizde, bu vatan yaralanmasın, parçalanmasın diye, bu güne kadar bu riyakar annelere göz yumduk. Ama artık bu devran bitti. Bu vatanı gerçek sahiplerinin&lt;br /&gt;sahiplenmesi zamanıdır. Artık, yeter ki bu memlekete zarar gelmesinde çocuk onlarda kalsın demeyeceğiz. Eskiden adil kadılar gerçek anneyi tespit&lt;br /&gt;edebilecek basirete sahiplermiş. Günümüzde adil kadılarımız kalmadı. Onun&lt;br /&gt;için çocuğumuzu kumara basmayacağız, kadı efendinin lütfunu&lt;br /&gt;beklemeyeceğiz Artık kendimizi riske atacağız. Artık bu çocukta bu memlekette bizim bilesin diyeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, krizleri, üzüntüleri hiç bitmeyen bir ülke görünümünü aldı. Gün&lt;br /&gt;geçmiyor ki, protesto edilecek, kınanacak yeni bir gelişme yaşanmasın.&lt;br /&gt;Babalarımız bize gerilimden kaostan cıkmış bir ülke miras bıraktılar. Ama&lt;br /&gt;biz çocuklarımıza, mutlu, gerilimden uzak, yaşanabilecek, her türlü&lt;br /&gt;farklılığını değer olarak kabul etmiş, güler yüzlü, haksızlığa yer olmayan&lt;br /&gt;pırıl pırıl bir ülke miras bırakmak istiyoruz. Sürekli, ülkemiz,&lt;br /&gt;inançlarımız, bölgemiz üzerinde oynanan iç ve dış tezgâhların, rızası&lt;br /&gt;alınmamış zavallı oyuncuları olmayı çocuklarımıza yakıştıramıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti'ye kapatma davası açıldı. Daha on yıl önce geçmemiş miydik bu&lt;br /&gt;yoldan? Birtakım kelli felli insanlar, yaşlarına, konumlarına, tecrübelerine&lt;br /&gt;bakmadan, bu mazlum milletin tepesine inecek darbeler planlamamışlar mıydı?&lt;br /&gt;Milletçe bıkmamış mıydık darbelerin moderninden post moderninden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meğer bunca zamandır, "Kızma Birader, Darbende Bize de Yer Ver" isimli bir oyun oynanıyormuş üzerimizde. Meğer "Tehlikenin Farkında mısınız?" diye reklam yayınlayan gazetenin baş yazarı, darbe planlayıcılığı yapmakla&lt;br /&gt;suçlanarak göz altına alınabilirmiş ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de saf saf "bu da gelir bu da geçer, bu ülkeye de gelir elbet özgür&lt;br /&gt;günler" diye bekleyip durmuşuz. Ama biz bu oyunlara dur demedikten sonra,&lt;br /&gt;birbirimize dört elle sarılıp küresel ya da yerel asalakların tekerine çomak&lt;br /&gt;sokmadıktan sonra geçmeyecek bu günler… Onlarsa bize bataklıktan çıkmamız için el vermiş numarası yaparken çamura daha çok batırmak için kafamıza basmaya devam mı edecekler ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer biz sokaklarda birbirimize "Türban da nereden çıktı, İslam'da yok öyle&lt;br /&gt;bir şey" diye bağırmaktan, üniversite önlerinde birbirimizi satırla&lt;br /&gt;doğramaktan, "Yasağa yasak demek yasak" diye parti kapatmaya kalkışmaktan, Irak'taki kanlı ve insanlık dışı işgali protesto eden öğrencileri dipçikle döverek hırpalamaktan, birbirimizi 301 vesilesiyle dava etmekten&lt;br /&gt;vazgeçmezsek devam edecekler elbette…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi neden geldi ülkemize Dick Cheney ,ve acaba ne koparttı giderken?&lt;br /&gt;Allak bullak olacak Ortadoğu'da , Türkiye'ye de figüran rolünü mü biçti yine&lt;br /&gt;yönetmen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Parçala yönet" anlayışa karşı, bir olalım, iri ve diri olalım. İri lokmayı&lt;br /&gt;yutmak kolay değildir. Şüphesiz ki sağduyu ve uzlaşma diyalog kurabilme&lt;br /&gt;toplumda özlenen, arzulanan ve hâkim kılınması istenen bir durumdur.&lt;br /&gt;Toplumsal anlamda Türkiye'nin hangi dinamikler üzerinde var olduğu ve bu&lt;br /&gt;dinamiklerin kimler tarafından ve ne şekilde tesis edildiği ortadadır. Bu&lt;br /&gt;anlamda Türkiye'de toplumsal dinamikler denen şey Kemalist ideoloji ve&lt;br /&gt;seçkinci elitler tarafından bu ülke halkına dayatılan unsurlardır. En&lt;br /&gt;başından bu yana halk bunları benimsememiş ve kendi özünde var olan İslami değerlere sarılmış ve sahip çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde içi boşaltılmış bir şekilde moda bazı söylemlerin sıkça&lt;br /&gt;kullanıldığına şahit olmaktayız: 'Uzlaşma ve sağduyu.' Bunlar terim olarak&lt;br /&gt;güzel, anlamlı, önemli ve ihtiyaç duyduğumuz kavramlar oldukları kadar&lt;br /&gt;muğlak ve nereye çeksen giden kavramlardır. Bunları sıklıkla dile getiren&lt;br /&gt;çevrelerin samimi olmadıklarını düşünüyoruz. Uzlaşma, nerede, nasıl, kimle&lt;br /&gt;ve nede uzlaşma. Yıllarca kızlarımıza reva görülen başörtü yasağını&lt;br /&gt;kaldırmakta mı uzlaşma? Ergenekon davasının rafa kaldırılması, çetelerin&lt;br /&gt;ülkeyi gizliden yönetmesinde mi uzlaşma? Yıllardır halkın değerleri ile&lt;br /&gt;barışık olmayan, hiçbir zaman halktan tek başına iktidar olacak oyu&lt;br /&gt;alamamış, gelmiş geçmiş tüm iktidarların üstünde kendini iktidar gören,&lt;br /&gt;azınlığın çoğunluğu yönetmesini meşru gören, benim isteklerim olursa iyi ama&lt;br /&gt;benim anlayışıma uymayan her durumda kriz çıkar diyen, özgürlükleri&lt;br /&gt;kısıtlamaktan başka düşünceleri olmayan bu zihniyette mi uzlaşma ? Uzlaşma&lt;br /&gt;atılan tüm olumlu ve güzel adımlardan geri adım atmakta mı uzlaşma?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin insanlarını, birbirleri için tehlike unsuru oldukları korkusunu&lt;br /&gt;yayıp, birbirine düşürerek, ayrımcılık yapıp halkı kamplara bölen zihniyet;&lt;br /&gt;bu yasakçı, bu kendini ululayan, bu kendine tapınan zihniyettir. Bu zihniyet&lt;br /&gt;tamamen ortadan kalkmadan, hiçbir özgürlük tam bir özgürlük olamayacaktır.&lt;br /&gt;Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak,&lt;br /&gt;bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın&lt;br /&gt;karşısında olacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşmada gerçekten samimi iseniz, gelin başörtü yasağının hizmet&lt;br /&gt;alan-veren ayrımı yapılmaksızın kaldırılmasında uzlaşalım. Çeteler ile&lt;br /&gt;mücadelede ve demokratikleşme yolunda atılan adımlarda uzlaşalım. Ülkemizi geriye değil, daha ileriye götürecek reformlarda uzlaşalım. Ülkeyi bilinçli bir şekilde geren Masonik çetelerle mücadelede uzlaşalım. Çağdaş bir ülkeye yakışır bir şekilde, üzerine deli gömleği gibi giydirilmiş bu darbe&lt;br /&gt;anayasasını kaldırıp insan onur ve haysiyetine yaraşır bir anayasa üzerinde&lt;br /&gt;uzlaşalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma uzlaşma diye feveran ile ortalığı bir birine katanların&lt;br /&gt;asıl derdi; sivil anayasa çalışmaları, çetelerin üzerine gidilmesi ve&lt;br /&gt;başörtüsü konusunda hükümetin attığı kararlı adımlardır. Bu adımların&lt;br /&gt;atılmasıyla eşzamanlı olarak, Mason localarının liderlerinin, Doğu&lt;br /&gt;Silahçıoğlunun, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan'ın, CHP Genel Başkanı&lt;br /&gt;Deniz Baykal'ın verdikleri röportaj ve beyanatların, kimi tetikçi&lt;br /&gt;kalemlerin köşelerinden yaylım ateşe başlamaları tesadüf değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sürecin uzantısı olarak da AK Parti'ye açılan kapatma davası,&lt;br /&gt;sivilleşmeden rahatsız olanların düğmeye basmasıdır. Tarihinde ilk ken bu&lt;br /&gt;halkın yakaladığı fırsatlar bu çevrelerce sabote edilmek isteniyor. Bu&lt;br /&gt;süreçte dik duruş önemlidir. Eğilip bükülmeden, asla geri adım atmadan&lt;br /&gt;hükümet üstüne düşen görevi yerine getirmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim sözümüz, uzlaşma derken art niyetli olanlaradır. Uzlaşmadan kasıt&lt;br /&gt;çeteler ile pazarlık ve sivil anayasadan ödün ise buna asla razı&lt;br /&gt;olmayacağız. Hükümet asla geri adım atmamalıdır. Ülkede ihtiyaç duyulan şey adaletin tesis edileceğine ilişkin kuvvetli dair adımların atılmasıdır.&lt;br /&gt;Bizler, tevhid ve adalet eksenli, hak ve özgürlük taleplerimizi her&lt;br /&gt;zamankinden daha güçlü bir şekilde seslendirerek gündemleştirerek ve bu&lt;br /&gt;taleplerimizin arkasında ilkeli ve onurlu bir şekilde, ne pahasına olursa&lt;br /&gt;olsun duracağız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet başına örülmek istenen bu sürecin hukuki bir süreç değil&lt;br /&gt;siyasi bir süreç olduğunu bilmeli ve buna göre davranmalıdır. Hukuksuzluğu&lt;br /&gt;şiar edinmiş cambazlara hukuk öğretemezsiniz. Sizin elinizdeki tek&lt;br /&gt;sermayeniz halk desteğinizdir. Sizler bize güvenmesini öğrenin ki bizler de&lt;br /&gt;sizlerin yüzünüzü kara çıkartmaktan utanabilelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 mayıs Cumartesi gün saat 11:00'da yine burada 8.sini yapacağımız basın&lt;br /&gt;açıklamasında buluşmak ve mazlum Müslümanların haklarının takipçisi&lt;br /&gt;olduğumuzu bildirmek üzere hepinizi Allah'a emanet ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;*ADAP PLATFORMU*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANÇED(ALANYA), SEBİLAY(ALANYA), RADYO MERCAN, ÖZGÜR-DER ANTALYA TEMSİLCİLİĞİ, AKAD (MANAVGAT), ENSAR VAKFI SERİK ŞUBESİ, ES-DER ANTALYA ŞUBESİ, DİYANET-SEN ANTALYA TEMSİLCİLİĞİ, EĞİTİM-BİRSEN ANTALYA TEMSİLCİLİĞİ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*ÖZGÜR-DER ANTALYA TEMSİLCİLİĞİ&lt;br /&gt;ÖZGÜR DÜŞÜNCE VE EĞİTİM HAKLARI DERNEĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3064894678106461415?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3064894678106461415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3064894678106461415&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3064894678106461415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3064894678106461415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/niversitelerdeki-barts-yasa-antalyada.html' title='Antalya&apos;da 7. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3137921596044971595</id><published>2008-04-05T06:46:00.000-07:00</published><updated>2008-04-05T06:58:23.165-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>"Sanığın İdamına! Delillerin Bilahare Toplanmasına"</title><content type='html'>&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12305.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;“Sanığın İdamına ! Delillerin bilahare toplanmasına…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu 134. başörtüsü eylemini gerçekleştirdi. Eylemde kapatma davası sürecinde AKP’nin takındığı sığınmacı tutum eleştirilirken, İsrail’in Filistin’de uyguladığı kuşatma ve vahşete karşı Filistin halkının yanında olunduğu mesajları verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu’nun Bulvar AKM önünde gerçekleştirdiği 134. başörtüsü eyleminde; &lt;span id="fullpost"&gt;Romanya’nın Bükreş kentinde yapılan Nato zirvesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Afganistan’a yapılacak olan askeri ve sivil desteğin bundan sonra da sürdürüleceğini söylemesinin ABD çıkarlarına hizmet edeceği belirtildi. Eylemde ayrıca kendisine kapatma davası açılan AKP’nin karşıtına sığınma psikolojisi içerisinde hareket ettiği ve bu bağlamda Ergenekon’u ve onun askeri bağlantılarını konuşamadığı ifade edilirken; demokrasinin, sandıktan çıkan oy oranlarının, halkın hak ve taleplerinin militarist oligarşinin kontrolündeki bu ülkede hiçbir anlam ifade etmediği vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SBP adına Sakarya Dayanışma Derneği üyesi Kadrican MENDİ tarafından okunan basın açıklamasında, Romanya’nın Bükreş kentinde yapılan Nato zirvesi ile ilgili şu ifadelere yer verildi: “Geçtiğimiz günlerde yapılan NATO zirvesindeki görüşmelerde Afganistan ile ilgili özel bir görüşme yapılacağı ve asker göndermesi istenen Türkiye’nin ancak niyet beyanında bulunabileceği vurgulanırken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de buna uygun olarak Afganistan’a yapılacak olan askeri ve sivil desteğin bundan sonra da sürdürüleceğini söyledi. Abdullah Gül’ün sözünü ettiği desteğin ABD çıkarlarına hizmet edeceğini belirtmeye sanırız gerek yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP’yi kapatma davasının 31 Martta Anayasa Mahkemesinde oybirliği ile ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de oy çokluğu ile kabul edilmesinin hatırlatıldığı açıklamada AKP’nin Ergenekon’u ve onun askeri bağlantılarını konuşamamasının AKP’nin karşıtına sığınma psikolojisi içerisinde hareket ettiğinin bir göstergesi olduğu vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklama, Siyonistlere karşı mücadele etmeye çalışan onurlu Gazze halkına selam edilerek ve yanlarında olunduğu ilan edilerek son erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cuntacılar Halka Hesap Verecek", “Başörtüne Ekmeğine İzzetine Sahip Çık” ve “Gazze’ye Selam Direnişe Devam” sloganlarının atıldığı eylemde platform mensuplarınca Yasak Sürüyor; (D)uyuyor musunuz?", "Hepimiz Başörtülüyüz" ve "Yasakçılar Yenilecek, Direnenler Kazanacak" yazılı dövizler ve "Zulme Karşı Direniş, Herkes İçin Adalet" yazılı pankart taşındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU 134.BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sanığın İdamına! Delillerin bilahare toplanmasına…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz günlerde yapılan NATO zirvesindeki görüşmelerde Afganistan ile ilgili özel bir görüşme yapılacağı ve asker göndermesi istenen Türkiye’nin ancak niyet beyanında bulunabileceği vurgulanırken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de buna uygun olarak Afganistan’a yapılacak olan askeri ve sivil desteğin bundan sonra da sürdürüleceğini söyledi. Abdullah Gül’ün sözünü ettiği desteğin ABD çıkarlarına hizmet edeceğini belirtmeye sanırız gerek yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet! İç siyasette karşılaştığı komployu dış siyasetteki dengeleri gözeterek tolere edebileceğini zanneden AKP, bu haliyle temsil ettiği tabanın hassasiyetleri ve taleplerinden gittikçe uzaklaştığının farkında mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada hırsızın hiç suçu yok demiyoruz, tam tersine hırsızın tüm yavuzluğuna ve şirretliğine rağmen deşifre edilmesi gereğinden bahsediyoruz. AKP, Ergenekon’un ve bunun arkasındaki gerçek ekibin üzerine sonuna kadar gitmek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay’ın AKP’yi kapatma davasının 31 Martta Anayasa Mahkemesinde oybirliği ile ve ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül açısından da oy çokluğu ile kabul edilmesi ile oluşan ortam devam ediyor. Bundan kısa bir süre önce dile getirilen ve bizim geçen haftaki açıklamamızda ele aldığımız uzlaşma ve diyalog çağrıları yerini AKP’ye ve ona umut bağlayanlara kapatılmaya hazır olun psikolojisine bırakmış durumda. Her taraftan her kafadan ayrı bir ses çıkıyor ama farkında olunmadan da yargı oligarşisi marifetiyle önce yasama ve yürütme yani siyaset sonrasında sivil diğer tüm unsurlarla birlikte bütün bir halk hizaya getiriliyor. Kalbinin ortasına saplanmış hançerle yaşaması istenen bir adama benziyor AKP. En başta verdiği ilk tepkilerden sonra sakin olmaya mutedil olmaya ortamı daha fazla germemeye hukuk sürecine etki etmemeye çağrılıyor AKP. En büyük darbeyi iyi geçinmeye çalıştığı bir dediklerini iki etmediği kendisine dayatılanları görmezden geldiği servetlerine servet katmalarına uygun ortam hazırladığı seçkinci kesimlerden yiyor AKP. Kimseye yaranamamış olmanın ezikliğinde yurt dışı turlarında moral arıyor AKP. Ani bir kararla parti kapatma ile ilgili anayasa değişikliğini gündemine alıyor fakat bu seferde MHP’den destek göremiyor AKP. Almış olduğu yüzde kırk yedi oyun hiçbir anlam taşımadığına inandırılmaya çalışılıyor AKP. Bocalıyor, bocaladıkça dengesini yitiriyor ve korkularıyla baş başa kalıyor AKP. Daha önce çok daha fazla oyla hükümet olanları astıklarını bildiği için “kapatılırsa kapatılsın yeni bir parti kurar yolumuza devam ederiz” noktasına doğru ilerliyor AKP. Ergenekon’u konuşamıyor, Ergenekon operasyonunun asker bağlantıları ile ilgili hiçbir şey yapamıyor AKP.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim daha önce birçok defalar vurguladığımız gibi karşıtına sığınma mantığı üzerine kurulmuş bir siyasi partiden veya hareketten de bunda fazlası beklenemez. Bu doğal bir sonuçtur. Belli tavizlerle ve bir takım işbirlikleri ile gelinen mevki ve makamların asıl sahibinin kim olduğu bu süreçte çok daha net ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkedeki azgın sermayedar kesimler, kartel medyası, bürokratik oligarşik çeteci yapılanma ve hepsinin organizatörü konumundaki askeri vesayet için alınan oy oranının, demokrasi denilen şeyin, halkın hak ve taleplerinin herhangi bir değeri yoktur. Onlar kendi dayatmacı ideolojilerine olan bağlılıkları noktasında önce “sanığın idamına” diye karar verip peşinden “bilahare delillerin toplanmasına” diye karar veren ve bu şekilde on binlerce insanı darağaçlarında sallandıran bir sapkın anlayışın devamıdırlar. Onlar “bu ülke bir CHP Devletidir” zihniyetindeki gemi azıya almış olanlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Onlar seksen küsür yıldır kendi halkıyla kavgalı ve halkına her türlü eziyeti reva görenlerdir. Onlar Hrant Dink davası ile ilgili Meclis Araştırma Komisyonunca ifadeleri alınmak üzere çağrıldıkları halde gitmeyecek kadar yüzsüz ve pişkin olanlardır. Şimdi sormak istiyoruz; bu oyunu daha kaç kez izlemek istiyorsunuz? Daha kaç partiye umut bağlayacak ve daha ne kadar zillete rıza göstereceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtünüze, ekmeğinize, izzetinize saldırılmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız? E&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zilmekten, aşağılanmaktan, korkmaktan ne zaman yorulacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapmış olduğumuz bu 134.basın açıklamamızı kuşatma ve çok zor şartlar altında hayatlarını sürdürmeye ve İşgalci Siyonistlere karşı mücadele etmeye çalışan onurlu Gazze halkına selam ederek ve yanlarında olduğumuzu ilan ederek bitirmek istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu Adına Sakarya Dayanışma Derneği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12308.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12308.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12307.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12307.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12306.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12306.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3137921596044971595?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3137921596044971595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3137921596044971595&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3137921596044971595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3137921596044971595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/sann-idamna-delillerin-bilahare.html' title='&quot;Sanığın İdamına! Delillerin Bilahare Toplanmasına&quot;'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6788169350040295455</id><published>2008-04-03T01:04:00.001-07:00</published><updated>2008-04-03T01:05:51.151-07:00</updated><title type='text'>Bir Başörtüsü Hikayesi</title><content type='html'>Burası bir kumaş pazarı... Ben de bir zamanların gözde bir kumaşıydım. Ama şimdi eskisi gibi bana rağbet etmiyorlar. Modam geçmiş. Renklerim canlı değilmiş. Yaşlı işiymişim. Bu yüzden diğer parlak renklerin altında kalmış, ezilme tehlikesiyle karşı karşıyaydım O karanlık ve tozlu yerde yıllardan beri bekliyordum. Üstümdeki top kumaşların parçaları bitiyor, yenileri geliyordu. Ustam kumaşları düzlerken bazen bana gözü çarpıyor esefle Yer kaplıyorsun yıllardan beri burada. Seni artık buradan kaldırmak gerekiyor diyordu kendi kendine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Hayır diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum. Bir gün elbet beni de alan biri bulunacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer havalı renkler alay ederek Komik olma, artık senin yüzüne bakan bile yok. dediler. Bir de bize bak. Ne kadar da güzeliz! Renklerimiz şeker gibi. Desenlerimiz göz alıcı. Oysa sen ne kadar da iç karartıcısın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi savunarak Hiç de iç karartıcı değilim! Bir zamanlar ben de yok satıyordum. Aranan bir kumaştım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir zamanlardı şekerim, şimdi bayanlar kendilerinin farkına vardılar. Daha güzel olmak istiyorlar. Daha çekici, daha göz kamaştırıcı olmak istiyorlar. Ama sen mahkeme suratlısın! dedi uçuk bir pembe kumaş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte her gün böyle sözler duyuyor, gittikçe daha derinlere doğru kayıyordum. Doğru söylüyorlardı. Benim çoktan modam geçmişti. Oysa önceden bayanlar dikkat çekmemek için beni tercih ederlerdi. Benden genellikle başörtüsü yaparlardı . Ben bunları düşünürken içeriye genç bir bayan girdi. Ağır tavırlarıyla, sade giyimiyle vakarlı birine benziyordu. Ben bütün olanları diğer kumaşların altındaki küçük bir aralıktan izliyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam müşteriyi görünce buyurun küçük hanım, yardımcı olabilir miyim? dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız sakin bir edayla bakışlarını kumaşların üzerinde gezdirip başörtülük bir kumaş arıyorum diye bir kuş gibi şakıdı. Bunu duyar duymaz kalbimden vurulmuştum. Bizim bulunduğumuz yere doğru geliyorlardı. Üstümdeki uçuk renkli kumaşlar güzellik yarışına girmiş gibiydiler. Benim duyduğumu onlar da duymuş, üstümde debelenip duruyorlardı. Fısıldayarak susun geliyorlar dedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Portakal rengi bir kumaş Eee sana ne oluyor? Biz varken senin hiç şansın yok! dedi eğlenerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şans mı, kader mi göreceğiz! dedim. Genç kızın beni görmesini çok arzu ediyordum. Ama nasıl? O kadar derinlerde kalmıştım ki, ustam beni zahmet edip çıkarır mıydı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam eline fıstık yeşili bir kumaşı alıp Küçük hanım bu renk size çok yakışır. Şimdi genç kızlar hep bu renklerden alıyor. dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız kumaşa göz ucuyla bakıp pek tenezzül etmedi. Diğer kumaşları inceliyor gittikçe gül yüzüne bir kaygı gelip oturuyordu. Ustam da genç kıza yardımcı oluyordu. Yine siz bilirsiniz ama bence yaşınıza şu pembe, turuncu rengi çok uygun. dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkli kumaşlar hep bir ağızdan Eveeet! dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi göstermek için büyük bir çabaya girmiştim. Ama diğerleri beni itekliyor, kendileri öne geçmek için beni eziyorlardı. İyice bunalmıştım. Ahh boğuluyorum, çekilin üstümden be! diye bağırmak istiyordum. Mutlaka beni arıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız hayal kırıklığıyla Aradığım burada değil galiba! dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradayım küçük hanım, ne olur devam edin! diye bağırmak istiyordum. O kadar altta kalmıştım ki, gördüğüm tek şey karanlıktı. ALLAH'ım ne olur bana yardım et! dedim debelenerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız kumaşlara üzgün bir şekilde bakıp Teşekkür ederim. dedi ustama. İşte gidiyordu. Ustam desen beni unuttu. Usta! Duymuyor musun beni? Bak ben buradayım! dedim çaresizlikle. Biliyordum ki beni duymayacaktı. Kaderimin gül yüzü gidiyordu işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustam üstümdeki kumaşları düzlerken bir şey hatırlamış gibi birden Küçük hanım bir dakika! deyip üstümdekileri boşaltmaya başladı. Aman ALLAH'ım, giderek rahatlıyordum. Ferahlıyordum. Diğer kumaşlar mızmızlanıyordu. Kıvrak bir hareketle beni hızla çekip Seni tamamen unutmuşum. dedi kendi kendine yine. Alıştık usta artık bu unutmalarına!dedim ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç kız beni görünce hızla yanımıza geldi. Gözleri ışıldıyordu. Bana sevgiyle dokundu. İşte birbirimize ilk sevdalandığımız an. Gözlerini benden alamıyordu. Ben de onun gül yüzünden. Kader bizi bir araya getirmişti sonunda. Diğer kumaşlar bize gıptayla bakıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilge bir kumaş Eyvah dedi. Eyvah, çok gözyaşı göreceksin!Evet dedim. mutluluk gözyaşları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğimizde genç kız dakikalarca aynanın karşısında benden gözünü alamadı. Yıllardan beri böylesine değer verilmemişti bana . Beni başına örtüp namaz kılıyor, Kur'an okuyordu. Hiç böyle duygular yaşamamıştım. Dışarıda gül yüzlümü bir kalkan gibi koruyor, kem gözlerden saklıyordum. Onunla çok güzel günlere şahit oldum. Arkadaşları tarafından çok sevilen bir kızdı. Bazen dostluklarını kıskanıyordum. Benim onu sevdiğim gibi acaba o da beni seviyor muydu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli ders çalışıyor, kitaplar okuyor, uzun uzun düşünüyordu. Bazı geceler masanın başında uyuyakalıyordu. Kimi zaman uzaklara dalar, akşam olduğunda bir nilüfer gibi kendini iç dünyasına kapatırdı. Sonra gözleri bana kayar, gül yüzü gerçekten bir gül rengini alırdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün ikimiz de korkunç bir şeyle sarsıldık. Mutlu günler sona ermişti artık. Gül yüzlüm artık okuyamayacaktı. Okuluna devam edemeyecekti. Okuma hakkını elinden almışlardı. Çünkü beni tercih etmişti. Başörtüsünü... Olmadık hakaretlere uğruyor, herkes geleceğini bilir gibi karanlık masallar uyduruyorlardı. Artık bizim için yeni bir süreç başlamıştı. Gül yüzlüm baskılara direnecek, kendisiyle aynı yasaklara maruz kalanlarla yeni ve anlamlı dostluklar kuracaktı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zulme, sürgüne dûçar edilmişti.&lt;br /&gt;Bu bir başörtüsü sevdası olmalı. &lt;br /&gt;Sabret gül yüzlüm, sabret! &lt;br /&gt;Şu an karanlık. &lt;br /&gt;Belki gecenin en koyu olduğu bir vakit. &lt;br /&gt;Şafak yakındır gül yüzlüm, şafak yakındır. &lt;br /&gt;Başak başak olacak bir gün ümitlerimiz. &lt;br /&gt;ALLAH'ın rahmet kanadının altında buluşacak bir gün ellerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ne güzel bir başörtüsün dile gelmesi &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6788169350040295455?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6788169350040295455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6788169350040295455&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6788169350040295455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6788169350040295455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bir-barts-hikayesi.html' title='Bir Başörtüsü Hikayesi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4044520341135968663</id><published>2008-04-02T14:29:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T14:31:34.588-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Bir Yazı Yazdım Doğru mu Söylüyorum Yalan mı ?</title><content type='html'>Ve ellerinden hakları alınan,sırf inancından dolayı horlanan,hep bir yerlere itilmeye çalışılan,sesi kötülük için hiç çıkmadığı halde sesi hep kesilmeye çalışılan kızlar…&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Evet gün geçtikçe yükselen bir dalga olarak 60 lı yıllardan bu günlere kadar uzanan Türkiyede ki başörtüsü yasağı hep  bir çatışma ve tartışma konusu olarak ülke gündeminde tutulmaya çalışıldı. Bu konuyu birileri her neden ise gerginlik ve çatışmaların bir simgesi haline getirmeye çabaladı.Başörtülüler özgürlükten, Allahın rızasını kazanmaktan hareketle,örtülerinin bir simge ve ayrımcılık olmadığını anlatmaya çalış ise da dinleyen olmadı. Gerçeği ama sadece gerçeği duymak istemeyenler için ise zaten dinlemek,anlamak çok zordu.&lt;br /&gt;Başörtülüler,yasak gerekçelerini hak etmediklerini savunsalar da başörtüsü yasağına taraftar olanlar iddialarını,bir kılıkkıyafet tanımı ve irtica söylemi üzerinden sürdürdü. Sorunun çözümsüz olarak ortaya konması ise yıllarca devam etti.Demokrasi söylemlerine karşılık halk kitlelerini hiçe sayanlar seçim zamanları başörtüsü sorununu çözmek için bir çok vaatte bulunsa da,bu koca bir yalan olmaktan öteye gidemedi.Onlara göre Batılı hemcinsleri gibi giyinmeyen kadınlar,cahil ve eğitilmesi gereken kişiler olarak toplumda yer aldı.Kimi zaman ise çözüm aramaya değer bir mesele olmaktan uzaklaştırılarak gündemin kıyılarına itildi. Ama yasaklar ya da yok saymalar yoluyla başörtüsü bir mesele olmaktan çıkmadı, ama bu yasaklar ülkemize maddi ve manevi olarak güç kaybettirdi.&lt;br /&gt;28 Şubat süreci de başörtülüleri kendi konumlarından çekinecek, sakınılacak bir durummuş gibi algılayacak hale düşürmeyi hedefledi.O günden bu güne ise Türkiyede artık bu kısır döngüyü aşacak atılımın yapılması beklendi.&lt;br /&gt;Ne zaman bu konu gündeme geldi ise de gerek medya gerek bazı kesimler laiklik elden gidiyor safsataları ile mahalle baskısından, yalan haberlere, iftiralara kadar bir çok yolu deneyerek yasakların son bulmaması için direndi.Tam bu sorun bir hak olarak görülür mü aslında bu söylenenlerin hepsi yalan,yalan olduğuna göre bu bir gün ortaya çıkar mı diye beklendiği ve hak arayışlarının devam ettiği bir süreçte ise Başbakan Erdoğanın, üniversitelerde ki başörtüsü yasağı konusunda İspanyada değerlendirmelerde bulunması ve Türkiyede başını örtenlere başörtüsünü siyasi simge olarak kullanıyorsun şeklinde baskılar yapıldığını söylemesi,ardından Velev ki bir siyasi simge olarak taktığını düşünün. Bir siyasi simge olarak takmayı suç kabul edebilir misiniz? Simgelere bir yasak getirebilir misiniz? Özgürlükler noktasında dünyanın neresinde böyle bir yasak var?Burada ki dert başka aslında.  Biz bunu çok iyi biliyoruz. Bunu maalesef takdirde zorlanıyoruz demesi,konuyu yoğun bir şekilde tekrar gündeme taşıdı. Tüm engelleme&lt;br /&gt;çabalarına rağmen AKP ve MHPnin mutabakatı ile Başörtüsünün üniversiteler de serbest olmasını sağlayacak değişiklik meclis gündemine getirildi. TBMMde kabul edilen başörtüsü ile ilgili yasa değişikliği Köşke Cumhurbaşkanı Gülün onayına sunuldu. Bu süreçten sonra neler olur tam anlamı ile bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki bu gerçekler ne kadar yalanlasa da doğruyu değiştiremez...&lt;br /&gt;O da şudur ki;&lt;br /&gt;Müslüman bir bayan başörtüsünü sadece ve sadece Allahın emri olduğu için takar.Örtüsünü siyasi bir simge olarak kullanmaz.Vatanını çok sever ve onun asla bölünmesini istemez.Zorla ve baskı ile kimsenin örtünmesini düşüncesinden bile geçirmez.&lt;br /&gt;Ama bilinen bir şey var ki bu ülke de birileri kamplaşma istiyor ve bunun için çaba sarf ediyor.&lt;br /&gt;Bizlere düşen görev ise açığı ile kapalısı ile bu oyunlara düşmemek.Bizlere uzanan kardeş elini geri çevirmemek. Empati yolu ile birbirimizi anlayıp kaygıların yersiz olduğunu ortaya çıkarmak ve asıl bölünmeyi isteyenlere bizlere asıl yakışan bu diyerek bu resmi sunmak…&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4044520341135968663?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4044520341135968663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4044520341135968663&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4044520341135968663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4044520341135968663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/bir-yaz-yazdm-doru-mu-sylyorum-yalan-m.html' title='Bir Yazı Yazdım Doğru mu Söylüyorum Yalan mı ?'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2697607476580921876</id><published>2008-04-02T14:24:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T14:26:28.102-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tesettür Bilinci'/><title type='text'>Gerçekten Hicap Duymak Gerçek Hicab ile Mümkün Olur!</title><content type='html'>İnsanoğlu, ilerlediği yolda hakkı ile sebat etmesi için yaratıldığı andan bu zamana kadar birçok yol gösterici mesajla muhatap olmuşsa da çoğunlukla bu mesajla olan bağlarını koparmış, kendinden sonraki nesillere tahrif edilmiş veya eksiltilmiş bir inanç sistemi bırakmıştır. &lt;span id="fullpost"&gt;Kurtuluşa davet olan bu mesaj silsilesini takip eden nice az sayıdaki toplulukların ilahi mesajın doğru iletilmesi için sarf ettikleri çabalar ise bu gerçeği değiştirememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünün çeşitli bölgelerine dağılmış eski ve yeni birçok medeniyeti incelediğimizde geçmişlerinden aldıkları mirasın tahrif edilmesine rağmen bazı unsurlarda ortak noktaları olduklarını görebiliyoruz. Örneğin ilk peygamberden bu yana farziyetini koruyan namaz ibadetinin bir benzeri, putperest Uzakdoğu öğretisi olan Budizm’in içinde karşımıza çıkar. Çeşitli dua okumalarıyla kıyam ve secde hareketlerinden oluşan bu ritüelin aslında şekil olarak namaza ne kadar çok benzediğini görmemek imkansızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumların inanç miraslarının kesiştikleri noktalarda görebildiğimiz bu gibi unsurların en göze çarpanlarından biri de örtünme eylemidir. Günümüzde semavi dinler olarak ifade ettiğimiz inançların içinde bulunan örtünme emri, gelmiş geçmiş birçok medeniyetin inancında veya kültüründe ciddi bir yere sahiptir. Aslında bahsetmiş olduğumuz medeniyetler arasındaki ilişkiyi anlayabilmek Müslümanlar için pek de zor olmaz. Kur’an-ı Kerim’de yer alan, Hz. Adem’in dünya üzerine gönderilmeden önceki sürecine ait pasajlara baktığımızda bu durumu kolaylıkla görebilmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ama şeytan ona vesvese verip: «Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?» dedi. Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.” ( Taha Suresi - 120,121 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Adem ve eşinin, yasaklanmış ağacın meyvesini yemeleriyle meydana gelen, gizli yerlerinin açılması ve açılan yerlerini örtme çabasını tasvir eden bu ayetler, örtünmenin insanın fıtratının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu vurgulamaktadır. Milyonlarca yıl önce gösterilen bu örtünme refleksini insanoğlu hala göstermiyor mu? Örtüsü, üzerinden düşüp çıplak kaldığında utanan, yüzü kızaran, yani hicap duyan insan, temiz bir fıtrat üzere oldukça bedenini gizlemeye devam etmiştir. Çünkü günahkar dahi olsa fıtratını tahrif etmemiş her birey çıplaklığından utanacak, bulduğu ilk örtü ile örtünmeye çalışacaktır. O halde Şeytan ve onun dostlarının amaçları ise açmayı, açılmayı teşvik etmek, bunu sevdirmek ve normal bir eylemmiş gibi göstermek olacaktır; olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’ın emirlerine sımsıkı sarılarak, “İşittik ve itaat ettik!” demekte olan ve dediğini iddia eden her Müslüman gözlerini, karşı cinsindeki, kendi nefsine hoş gelen davranışlarına dikmekten ve örtüsünün ötesine geçirmekten beri durduğu gibi, başkalarının bakışını teşvik edecek bir davranıştan ve giyinme biçiminden de uzak durmak zorundadır. Bu zorunluluk her iki cinsiyeti de kapsamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır. Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah’ın hükmüne dönün. ( Nur Suresi - 30,31 )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek manasına uymayan bir örtü biçimi, örneğin dikkat çekici güzellikte örtüler ( veya giysiler ), yukarıdaki ayetlerin ruhuna aykırı olacaktır. Keza her iki cins tarafından giyilmiş dar bir giysi aynı ayetleri görmezden gelmekten başka bir şey değildir. Örtünmenin sadeleşerek dikkat çekicilikten uzak olması gerekirken, mağaza vitrinlerindeki modayı takip eden süslü bir kumaşın başı dolamasından ibaret olması, örtünmemenin bir başka çeşidi olarak karşımızda durmaktadır. Oysaki örtünme, saçların örtülmesinden ibaret değildir. Örtünme başörtüsü değildir. Örtünme çıplak durmamak adına giyilmiş dar pantolon değildir. Öyleyse nedir? Örtünme, yasaklanmış ağaçtaki meyvelere aldırış etmeyen bir takvaya yönelme eylemidir. Takva ancak hicap ile elde edilebilir. Gerçekten hicap duymak ise gerçek bir hicab ile mümkün olur.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2697607476580921876?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2697607476580921876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2697607476580921876&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2697607476580921876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2697607476580921876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/gerekten-hicap-duymak-gerek-hicab-ile.html' title='Gerçekten Hicap Duymak Gerçek Hicab ile Mümkün Olur!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3927052843894327421</id><published>2008-04-02T14:13:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T14:16:49.317-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Pepsi'ye 'başörtülü fotoğrafla' ayrımcılık cezası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.haksozhaber.net/images/news/1300.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.haksozhaber.net/images/news/1300.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kampanyasında başörtülü fotoğrafları onaylamayan Pepsi Cola'ya, ayrımcılık dolayısıyla 60 bin YTL idari para ve reklamı durdurma cezası verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;"  &gt;Zaman'ın haberi:&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"&gt;Reklam Kurulu, Pepsi Cola'ya, kampanyasında "türbanlı fotoğrafları onaylamama" uygulamasının, "kişilik haklarını zedelediği ve ayrımcılığı destekleyici nitelikte olduğu" gerekçesi ile 60 bin YTL idari para ve reklamı durdurma cezası verdi.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Kurul'un 11 Mart'ta yaptığı toplantıda alınan kararlara ilişkin duyurusuna göre, Pepsi Cola Servis ve Dağıtım Ltd. Şti'ye ait www.duygularinigoster.com isimli internet sitesinde tanıtımı yapılan ''Duygularını Göster'' adlı kampanyaya ilişkin katılım koşulları arasında ''türbanlı fotoğrafların site moderasyonu tarafından onaylanmayacağı'' yönünde ifadelerin kullanıldığı belirlendi. Yapılan değerlendirmede, bu ifadelerin ''kişilik haklarını zedeleyici ve ayrımcılığı destekleyici nitelikte olduğu'' gerekçeleriyle Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'e uygun olmadığı kaydedildi. Firmaya, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun da dikkate alınarak, ulusal düzeyde 60 bin YTL idari para ve anılan reklamları durdurma cezaları verilmesine karar verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Hero Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye ait ''Ülker Hero Baby Lactum &lt;st1:metricconverter st="on" productid="3'"&gt;3'&lt;/st1:metricconverter&gt;' markalı devam mamalarına ilişkin reklamlarda kullanılan ''Anne sütüne bir adım daha yakın'' ifası nedeniyle de; Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşleri dikkate alınarak, ''devam formüllerinin anne sütü ikamesi olarak tanıtımın yapılamayacağı'' gerekçesiyle, firma hakkında ulusal düzeyde 60 bin YTL idari para ve reklamları durdurma cezaları verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Seher Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş'ye ait ''Ülker İçim Büyüme Küpleri'' adlı ürünlere ilişkin reklamlarda ve ürün etiketlerinde yer alan; ''Bol taze sütlü, yüzde 100 Doğal, Ülker İçim Büyüme Küpleri'' şeklindeki ibareler nedeniyle de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşleri dikkate alınarak, firmaya, ulusal düzeyde 54 bin 913 YTL idari para ve reklamları durdurma cezaları verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;''Alizade Bitkisel Ürünler'' başlıklı broşürde, gıda maddelerinin ve kozmetik ürünlerinin hastalıkları önleyici ve tedavi edici şekilde tanıtılması nedeniyle, söz konusu reklam durduruldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;-BANKALARA REKLAM CEZASI- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Kurul, Garanti Bankasına, ''cep telefonundan onaylı kredi'' reklam kampanyasındaki ifadelerle tüketicinin yanıltıldığı gerekçesiyle 54 bin 913 YTL idari para ve reklamı durdurma cezaları verdi. Bu kampanya kapsamında kredi kullanmak üzere başvuru yapan tüketiciye cep telefonundan kredi onayı verilmesine rağmen daha sonra banka şubesi tarafından kredinin onaylanmadığı tespit edilirken, söz konusu reklamlarda cep telefonuna kredi onayı gelen kişinin kredi yeterliliğine sahip olduğu izleniminin verilmesinin yanıltıcı nitelikte olduğu belirtildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Finansbank A.Ş'nin ''Masrafsız Konut Kredisi'' başlıklı reklamlarındaki ifadeler de tüketiciyi yanıltıcı nitelikte bulundu. Reklamda, ''mortgagede dosya masrafı, hizmet bedeli, ekspertiz ücreti, ipotek masrafı olmadığı'' belirtilmesine karşın, kredi kullanmak üzere başvuru yapan tüketiciden ekspertiz ücreti, ipotek harcı ve benzeri gibi isimler altında masraf talep edildiği belirlenirken, söz konusu reklamlarda yer alan ifadelerin yanıltıcı nitelikte olduğuna dikkat çekildi ve bankaya 59 bin 192 YTL idari para cezası verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;-LAZERLİ UYGULAMA YAPAN GÜZELLİK MERKEZLERİNE REKLAMI DURDURMA CEZASI- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Kurul, Mart ayında yaptığı toplantıda, saç ekimi, epilasyon gibi lazerle uygulama yapan 10 güzellik merkezine de reklamlarını durdurma cezası verdi. Kurul kararında, bu merkezlerin reklamlarında yer alan ve sağlık kuruluşlarında tabip tarafından uygulanması gereken tıbbi işlemleri yaptıklarına dair ifadelerin ''Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik' ile ''Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik''e uygun bulunmadığı belirtildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Avon Kozmetik Ürünleri San. ve Tic. A.Ş'ye, ''Anew Clinical Thermafirm'' ürünün reklamlarındaki ifadelerin doğruluğunu ispatlayan çalışmaların yetersiliğine karşın reklamlarda kesinlik belirtilen ifadeler kullanılması nedeniyle, 54 bin 913 YTL idari para ve reklamları durdurma cezası verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;-MİSVAKLI DİŞ MACUNU REKLAMI- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Colgate Palmolive Temizlik Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye de ''Colgate Misvak'' adlı ürün reklamı nedeniyle, ''sunulan bilgi ve belgelerin, reklamdaki iddiaların ispatı niteliğindeki bilgi ve belgeler olmadığı, dolayısıyla söz konusu reklamlarda yer alan ifadelerin yanıltıcı nitelikte olduğu'' gerekçesiyle, 59 bin 192 YTL idari para ve reklamları durdurma cezaları verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;L'Oreal Türkiye Kozmetik San. ve Tic. A.Ş'ye, ''Vichy Sağlıklı Cilt Merkezleri'' isimli reklam kampanyasına da, ''Cilt Merkezi'' biçiminde bir sağlık kuruluşu türünün mevcut mevzuat kapsamında tanımlanmadığı, bu tür tanımlamaların sağlık kuruluşları arasında haksız rekabete neden olabileceği gerekçesiyle, reklamları durdurma cezası verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Kurul, sınavlarda başarılı olan öğrencilerinin isimlerini vererek reklam yapan 3 dershanenin reklamlarını ve panelinde program seçimini sağlayan 4 tuş olduğu halde ''Tek Tuş Bulaşık Makinası'' ifadesi ile reklam yapan BSH Ev Aletleri San. ve Tic. A.Ş'nin reklamlarını da durdurdu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Daima Beach Clup için dört yıldız belgeli olduğu halde 5 yıldızlı olduğu yolunda reklam yapan EK-SA İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti'ye 59 bin 192 YTL idari para cezası verdi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;-OPET'E REKLAM CEZASI VE ÖRTÜLÜ REKLAMLAR- &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;OPET Petrolcülük A.Ş'ye de yürüttüğü ''Kazı Kazan Kartı'' kampanyası sırasında, kartın bedeli konusunda tüketiciye bilgi verilmemesi nedeniyle, 59 bin 192 YTL idari para cezası verildi. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;Kurul, Mart ayındaki toplantısında, NTV Radyo ve Televizyon Yayıncılığı A.Ş'ye, Yeni Dünya İletişim A.Ş bünyesindeki Kanal 7'ye, Bir Numara Radyo ve Televizyon Yayınları A.Ş. bünyesindeki Number One TV'ye (NR1) ve DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. bünyesindeki Kanal D'ye, çeşitli yayınlarında örtülü reklamlara yer vermeleri nedeniyle 59 bin 192'şer YTL idari para cezası verdi. Kanal D'nin para cezası, aynı fiilin daha önce de yapılması nedeniyle, iki katı, 118 bin 384 YTL olarak uygulanacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:10;color:black;"   &gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3927052843894327421?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3927052843894327421/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3927052843894327421&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3927052843894327421'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3927052843894327421'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/kampanyasnda-bartl-fotoraflar.html' title='Pepsi&apos;ye &apos;başörtülü fotoğrafla&apos; ayrımcılık cezası'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-1712411688213156987</id><published>2008-04-02T00:40:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T00:43:35.055-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saçmalardan Seçmeler'/><title type='text'>Türbana "saygı"!</title><content type='html'>Ece Temelkuran'ın Milliyet gazetesindeki bir yazısı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;span style="font-style:italic;"&gt;Öyle görünüyor ki, kimse hakikaten, içtenlikle konuşmak istemiyor. Türban, baş örtüsü, örtünmek, her ne derseniz deyin adına, bu hassas konuda da, diğer "hassas ve derin" konularda olduğu gibi karşılıklı iki saftan birine dahil olup, bu cephenin diline ve kavramlarına tutunup, meseleleri bu dar alanlara sıkıştırarak vakit geçirmek bütün tarafların tercih ettiği yöntem. Çok kullanılmış lafları tekrar etmek son derece emniyetli zira ve insanın başı ağrımıyor!&lt;span id="fullpost"&gt; Üstelik bir tarafa "dahil" olduğunuz için yalnız da kalmıyorsunuz, taraftarlarınızın alkışları arasında gerçekliğin bu dar alan paslaşmasından ibaret olduğunu sanarak yaşayıp gidiyorsunuz!&lt;br /&gt;Nereden çıktı şimdi bu? Şuradan:&lt;br /&gt;Pazartesi günü bu köşede yayımlanan yazı Hürriyet gazetesinde Maliye Bakanı'nın eşi Ahsen hanımın fiyonklu başörtüsünün övülmesi ve bu yolla "örnek türbanlı" arayışının başlamasıyla ilgiliydi. Türbana "modern bir hava vererek" işin içinden çıkmaya çalışan Beyaz Türk mantığının türbanlı kadınların bedenlerini, görünümlerini biçimlendirmekle bu kadar yakından ilgilenmesinin ne kadar acayip bir tutum olduğunu anlatıyordu yazı. Zaten Siyasal İslam tarafından biçimlendirilmiş kadın görüntüsünü bir de "modernize" ederek yeniden biçimlendirmek ve bu sırada söz konusu kadınları "etkisiz elemanlar" yerine koyup "rejimin nesneleri" haline getirmek... Yazının meselesi buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsüne saygı nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak efendim, bu meseleyle ilgilenmeyi herhalde kafa karıştırıcı bulmuş olanlar olacak ki yazıdaki iki cümleye takılanlar oldu. Meraklısı için cümleler şöyleydi: "Kadınların başını örtmek zorunda olması başlı başına saçmadır. Kafanın üzerinde ne var ki örtülüyor yani?"&lt;br /&gt;Şöyle de söylenebilirmiş hatta:&lt;br /&gt;Erkeklerin nesi yok ki örtülmüyor? Saçın cinsiyeti mi vardır?&lt;br /&gt;Tarafları çoktan kemikleşmiş bir gerilime çok dışarıdan, çok yukarıdan bir soruyla katılmak iyidir. Çünkü bilhassa "acemice" görünmek üzere tasarlanmış bu sorular, gerilimin gerekçesinin boşluğuna işaret eder. Bir anda bütün gerilimin var edildiği zemini taraflarının ayağının altından çekmeye niyetlenir.&lt;br /&gt;Ama işte gelen tepkiler yine çok kullanılmış dilin incileriydi. "Saçma" sözcüğüyle çok ilgilenildi. Vay ben nasıl saçma dermişim? Efendim niye "toleranslı" değilmişim? Velhasıl pek "saygısızmışım"!&lt;br /&gt;Saygı nasıl bir şey acaba? Bu konuda ağzımızı açmayacağız, konuşunca da derin anlamları olan kodlara dönüştürülmüş bir takım kavramları kullanacağız ki "kimin tarafında olduğumuz" belli olacak. Yani hem örtünmeyi hem de örtünenlerle uğraşmayı aynı anda saçma bulma hakkımız yok. Böyle bir şey mi?&lt;br /&gt;Ayrıca bu "saygı gösterin, toleranslı olun" cümlelerinin altında bir mağduriyet tekeli var gibi. Başını örten kadınların devletle yüz yüze gelişte acı çektikleri gerçektir ve berbat bir gerçektir. Ama sırf bu berbat durum yüzünden "saygıyla susmak" mı gerekir acaba? Ya da acaba mecliste etek boyuyla ilgilenilen, yakından ilgilenilen "açık" kadınlar daha mı az eziliyordur? Bu memlekette "kapalılara" göre daha mı az nesne yerine konuluyor "açık" kadınlar? Veyahut da türbanlı olduğu için tacize uğramayan kadınların "açık" kadınlara oranla sokakta daha "ayrıcalıklı" olduğunu söylemek sakıncalı mıdır?&lt;br /&gt;Velhasıl ben topyekûn yanılmış olabilirim. Belki de bu konu hakikaten ve samimiyetle konuşulmak istenmiyordur. Kim bilir?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece Temelkuran&lt;br /&gt;milliyet.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-1712411688213156987?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/1712411688213156987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=1712411688213156987&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1712411688213156987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1712411688213156987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/trbana-sayg.html' title='Türbana &quot;saygı&quot;!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-7859624775913074957</id><published>2008-04-01T06:56:00.000-07:00</published><updated>2008-04-01T06:58:54.203-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Yanınıza başörtülü biri otursa rahatsız olur musunuz?</title><content type='html'>Anketler toplumdaki hassasiyetleri ölçebilmek için önemli verilerden biridir. Genellikle tartışmalı meselelerde toplumun ne düşündüğünü anlamanın çeşitli yöntemlerinden biridir anketler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 yıldır tartışılan “başörtülü kızların okula girmesi” konusu araştırma şirketlerinin önemli anket başlıklarından biridir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar her şey normal..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bu anketlerden biri bugün ulusal bir gazetede yayınlandı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anketi hazırlayanlar çok mu acemi, yoksa farklı bir amacı mı güdüyorlar bilemiyorum. Ama öyle bir soru vardı ki okuyunca resmen şok oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru şu: “Yanımıza oturan başörtülü birinden rahatsız olurmuymuşuz?.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soru hangi tarafından bakarsak bakalım saçmalığın kralıdır. Bunda şüphe yok. Ancak, beni şaşırtan asıl konu sorunun saçmalığı değil.. Nerdeyse yüzde altı kadarlık bir kesim bu soruya “evet” demiş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birden “nasıl yani?!!” dedim. Şimdi bu milletin içnde hemde % 6’lık bir kesim, başörtülü bir hanımın yanına oturmasından bile rahatsız mı oluyor?!.. diye sordum kendi kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe gitmek üzere bindiğim dolmuşta dinlenen radyodan verilen haberde de aynı konu işleniyordu. Ne güzel tevuktur ki aynı dolmuşta açık kapalı sakallı sakalsız bütün yolcular, yan yana oturmuşlar ve görebildiğim kadarı ile herhangi bir rahatsızlık yaşayan da yoktu bu durumdan.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamadım ve O an yanımda oturan kravatlı beyefendiye sorumu sordum.. –şaka ile karışık- “Beyefendi yanımda oturmaktan rahatsız oluyor musunuz?” dedim. Adam gayet kibar bişekilde “tabiî ki hayır” dedi. Soru o kadar komikti ki? İstisnasız herkesin yüzünde bir tebessüm belirdi. Ve bir amca sesini yükseltip “bunlar okumuş cahil yahu” dedi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve aslında noktayı da koymuş oldu bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllardır aynı inanca sahip olmadıkları halde ehl-i kitaba bile saygısızlık yapmamış bu asil milletin kendi kardeşlerine başı örtülü yada sakallı olduğu için dışlayacaklarını beklemek aptallıktır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakkaten de amca.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aynen dediğin dediğin gibi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”Bunlar okumuş cahil yahu!..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hacı Ali DOĞAN&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-7859624775913074957?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/7859624775913074957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=7859624775913074957&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7859624775913074957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7859624775913074957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/04/yannza-bartl-biri-otursa-rahatsz-olur.html' title='Yanınıza başörtülü biri otursa rahatsız olur musunuz?'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-7919028429580735766</id><published>2008-03-31T15:23:00.000-07:00</published><updated>2008-03-31T15:27:22.463-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazarlar ve Başörtüsü'/><title type='text'>Kızlarını diri diri toprağa gömenlerden de zâlim olmak</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(128, 0, 128);font-family:Arial;" &gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Arial;" &gt;&lt;small&gt;İslâmiyetten önce, dünyanın her yerinde kadınlar horlanır ve onlara değer       verilmezdi. Sıradan bir eşya gibi alınır, satılır, el değiştirir, mirastan pay       verilmezdi, hattâ kız çocukları dünyaya gelenler utançlarından cemiyet içerisine       çıkamaz, içlerinden bazıları öz kızlarını kendi elleriyle diri diri toprağa       gömerlerdi. İslâmîyet vahşet devrinin bütün adetleri gibi, kadınlarla ilgili       bütün vahşi ve insanlık dışı uygulamaları da kaldırdı. Kadınların rahatı,       huzuru, izzeti, şerefi, vakarı, haysiyeti için lüzumlu esasları vaz’etti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    &lt;span id="fullpost"&gt;İnsanı yaratan Allah-u Teâlâ’nın bütün hükümleri insan fıtratına uygundur.       Bizi bizden iyi bilen Yaratıcımız, fıtratımıza uygun, güç yetireceğimiz, dünyada       ve âhirette bizim faydamıza olan esasları Kur’ân-ı Mübin’le ferman buyurmuştur.       Peygamber Efendimiz de (a.s.m.) hadis-i şerifleriyle bilmemiz gereken bütün hususları       izah etmişlerdir. Müçtehidler de âyet-i kerimeleri ve hadisi-i şerifleri ele alarak,       binlerce meselede “Murad-ı İlâhi’nin” ne olduğunu açıklamışlardır.       Dolayısiyle din bellidir. İslâmiyetin kadınlarla ilgili hükümleri de bellidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Hal böyle iken, bilhassa son çeyrek asırda Müslümanlar, bilhassa hanımların       durumuyla ilgili çok dehşetli hatalar yapmaya başlamış, git gide o hataları       benimsemiş, kendi benimsedikleri yaşayışı bir din olarak görmeye ve ona “din       kılıfı” geçirmeye; bu yanlış telakkiler ve yanlış inançlar yüzünden, anneler       ve babalar, öz kızlarını diri diri toprağa gömenlerden de vahşi davranışlarda       bulunmaya başlamışlardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    İslâmiyetten önce diri diri toprağa gömülen o masum yavrucuklar Cennete       gitmekteydiler. Yani zahiren üç-beş yıllık dünya hayatını kaybediyor, ama buna       mukabil, ebedî bir saadeti kazanıyorlardı. Günümüzde ise çok daha dehşetli bir hal       vardır. Kız çocuklarını ebedi hayatları tehlikeye atılmaktadır.Hem de “dinî       kılıflar” uydurularak.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Kız çocuklarını mirastan mahrum etmek, nasıl onlara karşı yapılmış bir       haksızlıksa, bir zulümse; onların reyini ve rızasını almadan onları evlendirmek       nasıl onlara karşı yapılmış bir haksızlık ve zulümse; onları nâmahremle       ihtilata sürüklemek veya onların haramlar içerisinde kalmasına seyirci kalmak, hatta       teşvik etmek aynı derecede zulümdür. Hele o durumu günah olarak bilmemek, insanın       imanını giderecek bir davranıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    İslâmiyette kıyafet meselesi, ana çerçevesi çizilmek suretiyle muhayyer       bırakılmıştır. Yalnızca kadınların ve âlimlerin kıyafeti       belirtilmiştir.Kadınların kıyafeti şeâir-i İslâmiyeden sayılmıştır. Herkes       kendi kafasına göre “Müslüman kadın kıyafeti” icat edemez. 1400 senelik       tatbikatla kadın kıyafetinin ne olduğu bellidir. Hâkeza kadının hangi erkeklere       gözüküp hangi erkeklere gözükmeyeceği de bellidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Bu mühim mevzuu ihtiyaç beyan edilmesi ve dinin delillerinin ortayla konulması       durumunda kabullenileceğinin beyan edilmesi halinde tekrar ele alabiliriz. Şimdilik şu       ikazı yapalım: Kızlarımızın ebedi hayatını perişan edecek davranışlardan       sakınalım. Onları, ruhî dengeyi sarsacak davranışlar yapmaya mecbur       bırakmayalım.Bırakalım kızlarımız Allah’a ve Resulüne hicret etsinler, huzuru ve       saadeti bulsunlar.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    Burhan Bozgeyik&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;    18 Haziran 2001 Milli Gazete &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-7919028429580735766?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/7919028429580735766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=7919028429580735766&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7919028429580735766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/7919028429580735766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/kzlarn-diri-diri-topraa-gmenlerden-de.html' title='Kızlarını diri diri toprağa gömenlerden de zâlim olmak'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2260878184620319913</id><published>2008-03-31T13:16:00.000-07:00</published><updated>2008-03-31T13:18:14.082-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Benim Başörtüm</title><content type='html'>Bu, benim başörtüm olamaz!&lt;br /&gt;Benim başörtüm geçmişi gibi temiz olmalı&lt;br /&gt;Reklam çarkında dişli olmamalı&lt;br /&gt;Oluk gibi akan paraların suyu olmamalı&lt;br /&gt;Bu, benim başörtüm olamaz!&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Iraktaki anaların başörtüsüne kan bulaşmışsa&lt;br /&gt;Filistinde şehit anaların başörtüsüne göz yaşı değmişse&lt;br /&gt;Ve dünyanın her bir yerinde rengini siyaha bulamışsa&lt;br /&gt;Bu, benim başörtüm olamaz!&lt;br /&gt;Kendi ülkemde başörtüme joplar değmişse&lt;br /&gt;Okumak için gittiğim Üniversitenin önünde zorla çekilip çıkartılmışsa&lt;br /&gt;Nâmehram bir el uzanmışsa&lt;br /&gt;Okul önlerinde BAŞÖRTÜM İÇİN AĞLAMIŞSAM&lt;br /&gt;Bu, benim başörtüm olamaz.!&lt;br /&gt;İmam hatipler de yasaklanmışsa&lt;br /&gt;Bir suçlu gibi okulumda panzerlerle karşılanmışsam&lt;br /&gt;Okul önünde onun için kendimi hayallerime zincirlemişsem&lt;br /&gt;Okulda müdürüm evde anam babam aç dediği zaman açmam ALLAHın emri demişsem&lt;br /&gt;Ve bununla da gurur duymuşsam&lt;br /&gt;Gururum için ülkemden manevi sürgün edilmişsem&lt;br /&gt;Gözüm yaşlı ecnebi diyarlara gurbete gitmişsem&lt;br /&gt;Bu, benim başörtüm olamaz !&lt;br /&gt;Kirli bedenler üzerinde sergilenmişse&lt;br /&gt;Şûh bakışlarda şehvete teslim edilmişse&lt;br /&gt;Başörtüm için türban diyen zihinlerde sergilenmişse&lt;br /&gt;Harama renk vermişse&lt;br /&gt;Hîcâp yoksunu insanların eli değmişse&lt;br /&gt;Sokaklarda caddelerde bilbordların yeni yüzü olmuşsa&lt;br /&gt;Defilelerde haram bakışların ağzının suyu akmışsa&lt;br /&gt;Bu, benim başörtüm olamaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim başörtüm&lt;br /&gt;Edep kokulu&lt;br /&gt;Hâyâ asili&lt;br /&gt;Hüzün renkli&lt;br /&gt;GÖZYAŞI işlemeli&lt;br /&gt;Ve sünnet timsâli olmalı&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2260878184620319913?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2260878184620319913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2260878184620319913&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2260878184620319913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2260878184620319913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/benim-bartm.html' title='Benim Başörtüm'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4140184607655004970</id><published>2008-03-31T08:38:00.001-07:00</published><updated>2008-03-31T08:42:16.230-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Eyüp Anadolu Zulüm Lisesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/10522.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/10522.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Bizim adımıza hep başkaları konuşuyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Ben bu yasağı yaşayan biri olarak, duygularımı yazdım. Küçük ve gerçek bir hikaye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Eyüp İskelesi’nden İslambey Caddesi’ne yürüyorum. Her şey bıraktığım gibi. Yine mart ayının soğuğu içime işliyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Karakolun önünden geçerken yavaşlıyorum. Tedirgin bir şekilde etrafı kontrol ediyorum. Ayaklarımın titrediğini, boğazıma bir şeylerin takıldığını hissediyorum. Kapının önündeki polislerden biriyle göz göze geliyorum. Yüzümdeki korku şaşırtıyor onu, gülümsüyor bana. Ben ise tebessüm etmeye zorladığım halde kendimi, başaramıyorum bir türlü gülmeyi. Nedense hala güvenemiyorum polislere. Hızla uzaklaşıyorum oradan. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Oyuncakçılar çarşısı yine hareketli. Hızlı adımlarla geçiyorum çarşıdan. Kulağımda satıcıların belli belirsiz sesleri… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Meydana çıktığımda kuşlar karşılıyor beni. Özgürlüğün simgesi kuşlar. Üç yıl öncede insanlardan daha yakın hissetmiştim onları kendime, bugünde öyle. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;4 Mart 2002… Atılmayı, itilmeyi, aşağılanmayı, direnmeyi, ezilmeyi, bağırmayı, ağlamayı, susmayı; ama en çok iki arada bir derede kalmayı öğrendiğim bir tarih. Bir anlamda hayatımın dönüm noktası… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Alkış sesleriyle havalanan kuşlar ve meydanı hıncahınç dolduran 14–18 yaş arası lise öğrencileri… Sayılamayacak kadar çok polis, ellerinde coplar. Özel kıyafetleriyle çevik kuvvet ekipleri, çantaları sis bombalarıyla dolu… Okulla, Eyüp Sultan Meydanı arasında başlayacak; aylar sürecek bir kovalamaca. Gözaltına alınan gencecik kızlar, erkekler… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Her şey gözümün önünde canlanıyor. Bunları düşünerek okulun dış kapısına ulaşıyorum. Geçmekte zorlanıyorum o kapıdan, tıpkı o günlerdeki gibi. Başım ağrıyor, gözlerim kararıyor. Yaşadıklarım midemi bulandırıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Günlerce dışarıda kalıp, en sonunda içeriye giren yüzlerce öğrenciden sadece biriyim. İçerisi ve dışarısı arasındaki farkı çok iyi bilirim. İkisi arasındaki eziklik öyle içime işledi ki, hala atamıyorum üzerimden. Gözlerimden yaşlar dökülüyor. Kafamı kaldırıp tabelayı okuyorum Eyüp Anadolu İmam Hatip Lisesi… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Yalan söylüyorlar. Burası; Eyüp Anadolu Zulüm Lisesi… Burası; başörtülü oldukları için İmam Hatip Liselerine bile alınmayan gencecik kızların yaşadığı bir zulüm ülkesi… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;İçerideki de, dışarıdaki de benim aslında. Başım örtülüyken de, başım açıkken de aynı şeyleri düşünüyor; aynı şeyleri savunuyorum. Demokratik bir hukuk devleti olduğunu söyleyip, inancım gereği taktığım başörtüden dolayı beni dışlayan bir ülkenin vatandaşı olmak içimi acıtıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:trebuchet ms;" &gt;Bu acıyı hala yaşıyorum. Şimdi evrensel kent olduğu söylenen bir üniversite öğrencisiyim. Ama burada bile evrenin dışındaymışım gibi davranılıyor bana. Lisede yaşadıklarım; her sabah okula girmek için başımı açarken, yeniden canlanıyor. Cevabını bildiğim halde, her sabah kendime tekrar tekrar soruyorum; içerideki ben miyim?..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4140184607655004970?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4140184607655004970/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4140184607655004970&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4140184607655004970'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4140184607655004970'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/eyp-anadolu-zulm-lisesi.html' title='Eyüp Anadolu Zulüm Lisesi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3322757432879939940</id><published>2008-03-30T11:07:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T12:23:04.455-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Bayraktır Başörtüsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img361.imageshack.us/img361/6206/byrakksu5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img361.imageshack.us/img361/6206/byrakksu5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tY62cj8rqTc&amp;amp;hl=en"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/tY62cj8rqTc&amp;amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3322757432879939940?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3322757432879939940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3322757432879939940&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3322757432879939940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3322757432879939940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/bayraktr-barts.html' title='Bayraktır Başörtüsü'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-1931956242861592033</id><published>2008-03-30T10:02:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T10:59:34.392-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saçmalardan Seçmeler'/><title type='text'>Şahin Filiz: Kur'an Sek İçilmez</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11180.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11180.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şahin Filiz, Mustafa Kemal'in İslam dinini en iyi anlayan insanlardan biri olduğunu iddia etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Antalya'nın Kemer ilçesinde Atatürkçü Düşünce Derneği Kemer Şubesi tarafından ''Dinin ve Kadının Türban ile İstismarı'' konulu konferans düzenlendi. Kemer Belediyesi Kültür Salonu'nda yapılan konferansa katılan Doç. Dr. Şahin Filiz, ''Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, İslam dinini en iyi anlayan insanlardan biri'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an-ı Kerim'de ''türban'' gibi bir ifade olmadığını belirten Şahin, ''kadınlarımız, kendilerini erkeklerden bir adım geride görmeye itilmektedir'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Filiz, konuşmasının ardından izleyicilerin sorularını yanıtladı. Bu sırada bir katılımcının, ''Dinimizi öğrenmek için sadece Kur'an-ı Kerim'i kaynak alabilir miyiz'' sorusu üzerine Filiz, ''Kur'an-ı Kerim sek içilmez, yanında başka kaynakları da incelemek gerekir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine bir katılımcının, ''Biz buraya dinimizle ilgili bilgiler edinmeye geldik. Ama siz bizi Peygamberimizden ve dinden soğuttunuz. Kur'an-ı Kerim'in tek başına kaynak olup olmayacağını alkollü bir örnekle açıklayamazsınız'' şeklindeki sözleri üzerine salondaki dinleyiciler arasında tartışma yaşandı. Tartışmanın büyümesi üzerine, konferansa son verildi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-1931956242861592033?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/1931956242861592033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=1931956242861592033&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1931956242861592033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1931956242861592033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/ahin-filiz-kuran-sek-iilmez.html' title='Şahin Filiz: Kur&apos;an Sek İçilmez'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3592983581554030837</id><published>2008-03-30T09:47:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T11:00:40.246-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Van'da 82. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12177.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12177.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Van'da Nevruz olaylarından dolayı geçen hafta yapılamayan başörtüsü eylemlerine devam edildi. 82. özgürlük eyleminde 'uzlaşma' ve 'sağduyu' edebiyatının teslimiyet olduğu vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Gökkuşağı Derneği Yönetim Kurulu üyesi Murat Erginyürek'in okuduğu basın açıklamasında Nevruz olaylarında yaşananlar kınandı. Parti mezarlığına döndürülen ülkede hakim kılınmaya çalışılan siyasetsizliğin de eleştirildiği açıklamada, "uzlaşma" ve "sağduyu" edebiyatının aslında teslimiyetten başka bir anlam ifade etmediği vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eylemde Okunan Basın Açıklamasının Tam Metni:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;82 haftadır devam ettirdiğimiz basın açıklamalarını maalesef geçtiğimiz hafta ilk kez yapamadık. İlimizde Nevruz bayramını 21 Mart değil de 22 Mart Cumartesi günü 'Van Kalesi' civarında kutlamak isteğine mülki amirlerin izin vermemesi üzerine tatsız ve nahoş olaylar çıkmış, şehir adeta savaş alanına dönüşmüştür. Acaba yetkililer bütün bu olacakları tahmin etmiyorlar mıydı? Bu gösteriler sonucu biri ölü birçoğu ağır olmak üzere, gerek güvenlik güçlerinden olsun ve gerekse göstericilerden olsun onlarca insan yaralanmış olup ve yüzlercesi de gözaltına alınmıştır. Bununla da kalmayıp kamu binalarının ve esnafın işyerlerinin camları kırılmış ve işyerleri zarar görmüş, çok büyük ölçüde hasar meydana gelmiştir. Bütün bu olanlar maalesef üzüntü vericidir. Başta DTP yetkilileri olmak üzere; tüm kurum ve kişileri, herkesi konuya duyarlı olmaya, çatışma ve kaos ortamını önlemek için girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz. Bütün bunların sonucunda kaybeden ilimiz, kaybeden insanımız ve kaybeden ülkemiz olmuştur. Kutlamalara izin verilmiş olsa bütün bunlar olmayacaktı. Bilindiği üzere buna benzer bir durumun 1992 Nevruz kutlamalarında meydana geldiği, fakat sonraki yıllarda kutlamalar "Van kalesi civarında yapılmış olup hiç kimsenin burnu dahi kanamamış, kutlamalar olaysız geçmiştir. Bizler VAHÖP olarak bundan sonra Van Valiliği'nin sivil toplum kuruluşlarının kutlama ve etkinlikler için yaptığı müracaatlarda karar verirken daha ferasetli olmasını ve yasak getirmemesini istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülke sathında hiç de eksik olmayan gerginlik ve kriz planlarının en hoyratçısının sahneye konduğu ve ziyadesi ile ülkenin gerildiğine şahit olduğumuz bir haftayı geride bıraktık. Maalesef bu atmosfer daha uzunca bir süre devam edecek gibi görünüyor. "Ulusalcı" bir kısım gazete kupürleri üzerinden kurgulanan bir iddianame ile % 47 oranında bir oy alan iktidar partisinin kapatılması için dava açılmış. Ve bununla da yetinilmemiş, Anayasaya göre yargılanma olasılığı bulunmayan ve sadece vatana ihanetten yargılanabilecek olan Cumhurbaşkanını davanın sanıkları arasında gösterme cüretini gösterebilmişler. Bu tam anlamı ile bir hukuk skandalıdır. Dünyada iktidardaki hiçbir partiye bu şekilde bir dava açılmamıştır. Hatta 9 yıldır darbe ile yönetilen Pakistan'da dahi hiçbir parti kapatılmamıştır. Bu skandalın en trajik yanı ise insanları teskin etmesi gereken ve sığınılacak güvenli limanlardan biri olması gereken hukukun tam tersi bir misyona hizmet etmiş olmasıdır. Eğer bir ülkede hukuk siyasallaşmış, keyfileştirilmiş ise artık "tuz da kokmuş" demektir. Bürokratik elit tarafından oluşturulan bu krizin fazla zarar vermemesi için özgürlüklerden yana olmalı, baskı ve dayatmalara karşı bir set gibi durmalıyız. Çünkü bu yasakçı zihniyet kendi anlayışlarının devam etmesi için parti kapatmalarına da, ekonomik krize, dünyadaki Türkiye imajına de aldırış etmeyeceklerdir. Fakirlik olmuş, kaos olmuş umurlarında olmayacaktır. Bu anlayış bulanık suda balık avlamaktır. Felaket tellallığı yapmak istemiyoruz. Ama eğer bu Jakoben anlayış kazanırsa, Türkiye'yi çok tehlikeli ve dönülmesi kolay olmayacak bir yola sokacaktır. Ve bundan zarar görecek olan sadece toplumun bir kesimi olmayacak, ekonomik, siyasal, içtimai ve toplumsal depremlerden kendileri de dahil herkes etkilenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde içi boşaltılmış bir şekilde moda bazı söylemlerin sıkça kullanıldığına şahit olmaktayız: "Uzlaşma ve sağduyu." Bunlar terim olarak güzel, anlamlı, önemli ve ihtiyaç duyduğumuz kavramlardır. Bunu sıklıkla dile getiren çevrelerin samimi olmadıklarını düşünüyoruz. Uzlaşma, nerede ve nasıl ve kimle uzlaşma... Yıllarca kızlarımıza reva görülen başörtü yasağını kaldırmaktan vazgeçerek mi uzlaşılacak. Ergenekon davasının rafa kaldırılması, çetelerin ülkeyi gizliden yönetmesinde mi uzlaşılacak. Yıllardır halkın değerleri ile barışık olmayan, hiçbir zaman halktan tek başına iktidar olacak oyu alamamış, gelmiş geçmiş tüm iktidarların üstünde kendini iktidar gören, azınlığı çoğunluğu yönetmesini düşünen, benim isteklerim olursa iyi ama benim anlayışıma uymayan her durumda kriz çıkar diyen, özgürlükleri kısıtlamaktan başka düşünceleri olmayan bu zihniyet ile uzlaşmak tüm atılan olumlu adımlardan geri adım atmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temelde ülkemizde yaşanan sorunun kaynağı; insanların hayatlarına, görüşlerine, sözlerine, düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir. Başörtüsü yasağının sebebi de bu yasakçı zihniyettir. Başörtüsü yasağı hayatın tüm alanlarında serbest bırakılmalıdır. Şimdiye kadar üniversitelerde sudan sebeplerle atılan öğrencilere tekrar okuma imkânı sağlanmalıdır. Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gereken hukuki ve psikolojik ortam oluşturulmalıdır. Bu ülkede yaşayan her kesime kendi kültürlerini yaşamasına imkân sağlanmalı, kısacası 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan anayasanın bir an önce ortadan kaldırılıp, yeni sivil bir anayasanın yapılması sağlanmalıdır. Bu ülkenin insanını bir biri için tehlike unsuru olduğu korkusunu yayıp, birbirine düşürerek, ayrımcılık yapıp halkı kamplara bölen asıl bu yasakçı zihniyettir. Bu yasakçı anlayış tamamen ortadan kalkmadan, hiçbir özgürlük tam bir özgürlük olamaz. Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da her türlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız. Unutulmamalıdır ki; "Göklerle yer adaletle ayakta durur." (Hz. Muhammed)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Van Hak ve Özgürlükler Platformu (VAHÖP)&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Haksöz&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3592983581554030837?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3592983581554030837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3592983581554030837&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3592983581554030837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3592983581554030837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/vanda-82-barts-eylemi.html' title='Van&apos;da 82. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2036301262809816968</id><published>2008-03-30T09:46:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T11:01:26.730-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Halkın İradesine Konan İpotek Kaldırılsın</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12172.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12172.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-weight: bold;" class="short_content"&gt;Konya İnanç Özgürlüğü Platformu üyeleri 29. kez Kayalıpark’ta buluşarak halkın iradesine konan ipoteğin kaldırılmasını istediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Platform adına bildiri okuyan Muammer Durmaz “Karanlık aydınlık olmadığı için karanlıktır. Ülkemiz huzurun ve sükunetin kaynağı olan Rahmet peygamberi efendimizin şerefli doğum gününde onun insanlığa sunduğu saadet reçetesine hiç de uygun düşmeyen tavırlarla şiddetli bir kaos ve belirginsizlik ortamına sürüklenmektedir. O yüce Nebi’nin şerefli doğum haftasında toplumsal histerinin cinnet noktasına çıkışı O’nun kutlu ayak izinin terk edilişindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde profesör anne babanın üniversiteli, batılı prototipte yetişmiş çağdaşlık modeli, yüksek eğitimli kızlarının annesini vahşice öldürmesi eğitimin ve eğitilmiş nesillerin getirildiği korkunç son noktayı göstermektedir. Aynı olayın şehrimizde de gerçekleşmesi üniversitelerin bilimsel çalışmalardan daha çok başka şeylerle meşgul olmasından ve gençlerimizin zihinlerini bilgiye ulaştırmak yerine anlamsız yasaklar ve baskılarla uğraşmaları bir neden olarak gösterilebilir mi?” diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir efsanenin modem çağa ismen aktarımıyla oluşan karanlık yapılanmanın oluşturmak istediği kaos, şiddet ve darbe ortamı çeşitli zararlar vermektedir. Geçmiş dönemlerde sıkça gerçekleştirilen darbeler ülkemizin gelişmesine mani olmuş sosyal siyasal ve kültürel alanda pek çok zararlar vermiştir. Darbecilerin yargılanıp cezalandırılamaması her seferinde yeni darbelere zemin hazırlamış, darbe isteklerini cesaretlendirmiştir. 12 Eylül Darbesinin baskı ortamının ürünü olan YÖK ve onun baskıcı rektörleri inancımızdan kaynaklanan ve asla ödün veremeyeceğimiz değerlere savaş açmakta inatla devam etmektedirler. Bu baskıcı rektörlerin bir zamanlar ismi baskı ve zulümle özdeşleşmiş olan tanınmış simalarından birinin ülkeyi karanlık ortamlara sürüklemek isteyen bir oluşumla birlikte zikrediliyor olması çok manidar bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite kapılarında İslam’a ve Müslümanlara yönelik provokatif sloganlar atan çirkin güruhun da bu karanlık çetecilerle yakınlığının bulunduğu bilgisi inançlı insanları tedirgin etmektedir. Baskı ve zulümlerle oluşturulmak istenen hem kendisi hem sonuçları çirkin bu ortama inanan insanların sabır direnç ve kararlılıklarıyla bir sonuca ulaşamayacaktır. Nura inanan insanların ziyaları karanlığın kalıcı olmasına imkan ve fırsat vermeyecektir. Bu bağlamda karanlıklar prensi Dick Cheney’in ülkemize gelişi bu puslu havada kaygıyla karşılanmış ve mazlum halklara yapılmış bir saygısızlık olarak telakki edilmiş olup bu ziyaretin ülkemizin geleceğine vereceği zararlar kaygıyla izlenmektedir. Bu eli kanlı kişinin gelişinin Irak’ta yapılan katliamlarla ilişkisinin olma ihtimali dahi temiz yüreklere elem ve ızdırap vermiştir. Irak’ta işgalci ve işbirlikçilerinin yaptığı son katliamları telin eder mazlum Irak halkına direnişlerinin zaferlerle sonuçlanması için dua ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak ülkemizin ‘yargıçlar demokrasisi’ diye adlandırılmasına sebep olanların ülke halkının iradesine koyduğu ipotek bir an önce kaldırılıp insanımızın hür iradesine saygı gösterilmesi, inanan insanlar üzerindeki baskının ve zulmün sona erdirilmesi hepimizin dileğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ferit Hepokur-Memleket &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2036301262809816968?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2036301262809816968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2036301262809816968&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2036301262809816968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2036301262809816968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/halkn-iradesine-konan-ipotek-kaldrlsn.html' title='Halkın İradesine Konan İpotek Kaldırılsın'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-465883918340689471</id><published>2008-03-30T09:42:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T11:02:21.913-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Ankara'da 113. Başörtüsü Eylemi (FOTO)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12168.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12168.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu İnanca Saygı ve Başörtüsüne Özgürlük için organize ettiği eylemlerin 113. haftasını Ankara Sıhhiye Abdi İpekçi Parkında gerçekleştirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;TEHLİKENİN FARKINDAYIZ! İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ AYAKLAR ALTINA ALINIYOR&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eylemde Ergenokon çetesi ile birlikte başörtüsü üzerinden uzlaşı noktası kınandı ve özgürlüklerin önünün tıkanmamasına vurgu yapıldı. Basın Açıklaması bu hafta Platform adına KAD-BİR üyesi Esra Duru yaptı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 113. Hafta Basın Açıklaması&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;113. kez burada toplandık. Türkiye, krizleri, üzüntüleri hiç bitmeyen bir ülke görünümünü aldı. Gün geçmiyor ki, protesto edilecek, kınanacak yeni bir gelişme yaşanmasın. Artık yaşlarımız gerilimi kaldıracak, her gerilimden yeni bir umut çıkaracak kadar genç değil, hiçbirimiz küllerinden yeniden doğan masal kuşu anka da değiliz. Yorulduk. Çocuklarımıza, mutlu, gerilimden uzak, yaşanabilecek, her türlü farklılığını değer olarak kabul etmiş, güler yüzlü, haksızlığa yer olmayan pırıl pırıl bir ülke bırakmak istiyoruz. Ama buna bizim gücümüz yetmiyor. Sürekli, ülkemiz, inançlarımız, bölgemiz üzerinde oynanan iç ve dış tezgâhların, rızası alınmamış zavallı oyuncuları olmaya dayanamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dick Cheney ülkemize gelmiş, acaba ne koparttı giderken?&lt;br /&gt;Ortadoğu allak bullak olacak Türkiye’ye de figüran rolünü mü biçti yönetmen?&lt;br /&gt;AK Parti’ye kapatma davası açılmış, on yıl önce geçmemiş miydik o yollardan?&lt;br /&gt;Birtakım kelli felli insanlar, yaşlarına, konumlarına, tecrübelerine bakmadan karanlık darbeler planlamış, milletçe bıkmamış mıydık darbelerin moderninden postmoderninden?&lt;br /&gt;Meğer bunca zamandır, Kızma Birader, Darbende Bize de Yer Ver isimli bir oyun oynanmış üzerimizden?&lt;br /&gt;Nevruzda yine kargaşa yaşanmış, kardeş kardeşe düşmüş, yeteri kadar üzülmemiş miydik akan kan yüzünden?&lt;br /&gt;Başörtüsü yasağı üniversitelerde devam edermiş, tek hücreli hayvanlar gibi değiliz ki, toplum olarak çoğalırken bölünen?&lt;br /&gt;“Tehlikenin Farkında mısınız?” diye reklam yayınlamış yazarları darbe planlayıcılığı ile suçlanan bir gazete, habersizmişiz asıl büyük tehlikeden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz de saf saf “bu da gelir bu da geçer, bu ülkeye de gelir elbet özgür günler” diye bekleyip durmuşuz. Ama biz bu oyunlara dur demedikten sonra, birbirimize dört elle sarılıp küresel ya da yerel asalakların tekerine çomak sokmadıktan sonra geçmeyecek bu günler… Yüzümüze tokadı basıp ondan sonra da “kim dövdü benim çocuğumu” diye uzattıkları sahte ellere sarılıp duracağız. Onlarsa bize bataklıktan çıkmamız için el vermiş numarası yaparken çamura daha çok batırmak için kafamıza bastıracak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer biz sokaklarda birbirimize “Türban da nereden çıktı, İslam’da yok öyle bir şey” diye bağırmaktan, üniversite önlerinde birbirimizi satırla doğramaktan, “Yasağa yasak demek yasak” diye parti kapatmaya kalkışmaktan, Irak’taki kanlı ve insanlık dışı işgali protesto eden öğrencileri dipçikle döverek hırpalamaktan, birbirimizi 301 vesilesiyle dava etmekten vazgeçmezsek… Başımıza daha çok çorap örerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Parçala yönet”çi anlayışa karşı, bir olalım, iri ve diri olalım. İri lokmayı yutmak kolay değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftaya bugün bu saatte buluşmak üzere Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına hepinize teşekkür ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12163.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12163.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12164.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12164.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12165.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12165.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12166.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12166.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12167.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12167.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-465883918340689471?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/465883918340689471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=465883918340689471&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/465883918340689471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/465883918340689471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/ankarada-113-barts-eylemi-foto.html' title='Ankara&apos;da 113. Başörtüsü Eylemi (FOTO)'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-742189416531607561</id><published>2008-03-30T09:38:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T11:03:16.570-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>İhanetin Yeni Adı: "Uzlaşma ve Diyalog"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12158.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12158.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SBP tarafından 133.sü gerçekleştirilen başörtüsü eyleminde, Ergenekon operasyonu ve AKP’ye kapatma davası ardından gelişen süreç ve uzlaşma çağrıları değerlendirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu 133. Başörtüsü Eylemini Bulvar AKM önünde gerçekleştirdi. Eylemde Ergenekon operasyonu, kapatma davası ve bunlarla bağlantılı olarak son günlerde gündeme getirilen uzlaşma ve diyalog çağrılarının suni bir olgu olduğu ve bu söylemlerin kabullenilmesinin laik dayatmacılığın kabul edilmesi anlamına geleceği vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;SBP adına Özgür-Der Geyve Temsilcisi Mustafa ÖZER tarafından okunan basın açıklamasında, Ergenekon operasyonu ve AKP’ye kapatma davası ardından gündeme gelen sağduyu, uzlaşma, diyalog ve toplumsal dinamikler gibi kavramların resmi ideoloji ve laik elitler tarafından Kemalist ideolojiyi topluma dayatmanın aracı olarak kullanıldığı “Son günlerde dile dolanan sağduyu, uzlaşma ve diyalog söylemleri de Türkiye’nin içine bulunduğu iddia edilen çatışma ve kaos ortamından çıkışın tek çaresi gibi sunulmakta ve bilhassa önce kapatma davası ve ardından Ergenekon operasyonu ile ilgili tutuklamaların ardından geliştirilen suni bir olgudur.&lt;br /&gt;Burada kimin kiminle uzlaşacağı, kimin kime tahammül edeceği, kimin kimle diyaloga girmesi gerektiği bellidir. Burada hedeflenen şey laik dayatmacılığın kabullenilmesi, seçkinci elitlerin heveslerine göz yumulması, devam ede gelen sömürü çarklarının görmezden gelinmesi üzerine kurulu bir faydacı, pragmatik ve dayatmacı bir pratiktir. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şey ise kesinlikle bu değildir.” sözleriyle ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklama, ülkede ihtiyaç duyulan şeyin uzlaşma ve diyalog söylemleri altında çeteci yapılanmaların üzerlerinin örtülmesi değil, bilakis bu çeteci yapılanmaların en başından en sonuna kadar kimler tarafından örgütlediğinin açıkça ilan edilmesi olduğu ve bunun gerçekleştirilmesi için ise “adaletin tesis edileceğine ilişkin kuvvetli ve önemli işaretlerin alınabileceği adımların atılması”nın gerekli olduğunun altı çizildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tevhid, Adalet, Özgürlük" sloganının atıldığı eylemde platform mensuplarınca "Başörtüsüne Özgürlük, Hemen, Şimdi", "Yasak Sürüyor; (D)uyuyor musunuz?", "Hepimiz Başörtülüyüz" ve "Başörtüsü Kimliğimiz, Vazgeçmeyiz" yazılı dövizler ve "Başörtüsü İslam'ın Emri, Müslüman Kadının Kimliğidir" ve "Tevhid, Adalet, Özgürlük" yazılı pankartlar taşındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu 133.Basın Açıklaması Tam Metni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhanetin yeni adı: “Uzlaşma ve diyalog”&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Onur ve direnişi önceleyip başörtüsü üzerinden İslami kimliğimize yapılan yasaklama ve zorbalıklara karşı yapmış olduğumuz basın açıklamalarımızın 133.süne ülkede başlatılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan uzlaşma ve diyalog çağrılarına değinerek başlamak istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz ki sağduyu ve uzlaşma diyalog kurabilme toplumda istenen ve arzulanan ve hâkim kılınması istenen bir şeydir. Toplumsal anlamda Türkiye’nin hangi dinamikler üzerinde var olduğu ve bu dinamiklerin kimler tarafından ve ne şekilde tesis edildiği ortadadır. Bu anlamda Türkiye’de toplumsal dinamikler denen şey Kemalist ideoloji ve seçkinci elitler tarafından bu ülke halkına dayatılan unsurlardır. En başından bu yana halk bunları benimsememiş ve kendi özünde var olan İslami değerlere sarılmış ve sahip çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde dile dolanan sağduyu, uzlaşma ve diyalog söylemleri de Türkiye’nin içine bulunduğu iddia edilen çatışma ve kaos ortamından çıkışın tek çaresi gibi sunulmakta ve bilhassa önce kapatma davası ve ardından Ergenekon operasyonu ile ilgili tutuklamaların ardından geliştirilen suni bir olgudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada kimin kiminle uzlaşacağı, kimin kime tahammül edeceği, kimin kimle diyaloga girmesi gerektiği bellidir. Burada hedeflenen şey laik dayatmacılığın kabullenilmesi, seçkinci elitlerin heveslerine göz yumulması, devam ede gelen sömürü çarklarının görmezden gelinmesi üzerine kurulu bir faydacı, pragmatik ve dayatmacı bir pratiktir. Ülkenin ihtiyaç duyduğu şey ise kesinlikle bu değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkede ihtiyaç duyulan şey Susurluk-Şemdinli-Ergenekon sürecinin ne pahasına olursa olsun ortaya çıkartılarak özellikle bu çeteci yapılanmaların en başından en sonuna kadar kimlerin bu yapılanmaları örgütlediğinin açıkça ilan edilmesidir.&lt;br /&gt;Ülkede ihtiyaç duyulan şey adaletin tesis edileceğine ilişkin kuvvetli ve önemli işaretlerin alınabileceği adımların atılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa ihtiyaç duyulan şey sivil toplum örgütleri diyerek sendikacıların el ele vermesi değildir.&lt;br /&gt;Yoksa ihtiyaç duyulan şey Cumhurbaşkanı’nın Deniz Baykal’ı Köşk’e davet etmesi değildir. Bu tür adımlar adaleti tesis etmeye dönük adımlar değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler, tevhid ve adalet eksenli, hak ve özgürlük taleplerimizi her zamankinden daha güçlü bir şekilde seslendirerek gündemleştirmeli ve bu taleplerimizin arkasında ilkeli ve onurlu bir şekilde, ne pahasına olursa olsun durabilmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der Geyve Temsilciliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12157.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12157.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12161.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12161.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12160.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12160.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12159.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/12159.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-742189416531607561?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/742189416531607561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=742189416531607561&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/742189416531607561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/742189416531607561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/ihanetin-yeni-ad-uzlama-ve-diyalog.html' title='İhanetin Yeni Adı: &quot;Uzlaşma ve Diyalog&quot;'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5088403961971716727</id><published>2008-03-29T07:17:00.000-07:00</published><updated>2008-03-30T10:10:06.814-07:00</updated><title type='text'>Yusuf Can - Ey Şehide Filiz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img361.imageshack.us/img361/6206/byrakksu5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://img361.imageshack.us/img361/6206/byrakksu5.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="355" width="425"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/9snmt3BIluM&amp;amp;hl=en"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/9snmt3BIluM&amp;amp;hl=en" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" height="355" width="425"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5088403961971716727?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5088403961971716727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5088403961971716727&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5088403961971716727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5088403961971716727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/yusuf-can-ey-ehide-filiz.html' title='Yusuf Can - Ey Şehide Filiz'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-1991909318743595083</id><published>2008-03-28T23:36:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T11:04:10.411-07:00</updated><title type='text'>Hicab ve Özgürlük İlkesi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11353.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11353.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hicab konusunda eleştirilerde bulunan bir grubun iddiasına göre; hicab, insanın doğal bir hakkı olan özgürlüğünü ortadan kaldırmaktır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Kadının insanlık değerine yapılan bir çeşit hakarettir. Onlar, bir insanın değer ve şerefine saygı göstermenin insan hakları beyannamesinin bir maddesi olduğunu öne süren ve her insanın, erkek veya kadın, siyah veya beyaz ve hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun hür ve şerefli olduğunu söylerler. Onlara göre; kadını hicablı olmaya zorlamak, onun özgürlük hakkına özensizlik ve insanlık değerine ihanettir. Başka bir deyimle, kadına yapılan aşırı bir zulümdür. Kadının özgürlük hakkı ve insanlık yüceliği ve olağanüstü durumu ve bunun gibi dini ve akli hükümlere göre, nedensiz olarak kimse esir ve hapsedilmiş olmamalı ve hiçbir şekil ve surette ve hiçbir bahane ile zulme uğrâmamalıdır. Bütün bunlar göstermektedir ki hicab ortadan kalkmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: Bir kere daha hatırlatalım ki, kadını eve hapsetmek ve yabancı bir erkekle karşılaştığında örtünmekle görevli olması arasında fark vardır. Îslam da kadını esir etmek ve hapsetmek diye bir şey yoktur. Îslam da hicab, kadının yabancı erkekle olan toplumsal ilişkilerde bulunma ve karşılaşmalarında giydiği elbiselerde özel bir ölçüye uymasıdır. Bu yükümlülük ona ne erkek tarafından yüklenmiştir, ne onun değer ve olağan üstülüğüne aykırı olan bir şeydir ve ne de Allah"ın kadına verdiği doğal haklar a tecavüzdür. Bu yükümlülüğe uymak evde hapsedilmekle karıştırılmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birtakım toplumsal yararları gözetmek için kadın veya erkeğin birbirleriyle toplumsal ilişkide bulunmalarında özel bir yöntem belirlemeleri, toplum içinde başkalarının huzurunu bozmayacak şekilde yürümeleri ve ahlaki dengeyi ortadan kaldırmayacak şekilde davranmaları ve bunun gibi konuların «hapsetmek» veya "esir alma" olarak nitelendirilmesi ve bu gibi davranışların insanın değerine ve özgürlük ilkesine aykırı olarak tanıtılması doğru değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü uygar sayılan dünya ülkelerinde de erkek için böyle sınırlamalar az-çok vardır. Eğer bir erkek çıplak olarak veya gece kıyafetiyle görünse polis tarafından önlenir ve bu hareket toplumun değerlerine karşıt olduğu için onu tutuklarlar. Toplumsal ve ahlaki yararlar bireyleri birbirleriyle ilişkilerinde belli kurallara uymaya mecbur kılıyorsa, örneğin tam giyinerek dışarı çıkması gerekiyorsa; böyle bir şey ne kölelik anlamına gelir ne hapsedilmiş olma; ne insanlık değer ve özgrülüğüne aykırıdır, ne zulümdür ne de aklın hükmüne terstir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam tersine kadının, İslamın belirlediği kadarıyla örtülü olması onun olağan üstülüğünün ve saygısının artmasına neden olur; çünkü bu durum onu ahlak yoksunu ve kaba kişilerin saldırısından korur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının şerefi, onu dışarıya çıktığı zaman dayanıklı, ağırbaşlı olmaya; davranış ve elbise giyiş tarzıyla kışkırtıcılığa yol açacak, erkeği kendisine doğru çekecek hareketlerde bulunmamaya; çekici elbise giymekten, yolda cilveli yürümekten çekicilik ve anlam kazandırmak için konuşmasına uyumlu bir hava vermekten kaçınmaya zorunlu kılmaktadır. Şöyle ki bazı zamanlar jestler konuşmakta, insanın yol yürümesi ko­nuşmakta veya konuşma tarzı da başka şeyler anlatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce alim olarak kendi tipimden örnek veriyorum: Eğer bir alim alışılmışın tersine kendi kıyafet ve dış görünüşüne ayrı bir şekil verir; sarığı büyük yapar, sakalı uzatır, eline ağır bir asa, sırtına görkemli bir aba alırsa, bu jest ve kıyafetin kendisi konuşmakta olup bana saygı gösterin, benim için yol açın, edepli bir şekilde ayağa kalkın, elimi öpün, demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüksek rütbeli bir subayın, kasıla kasıla yürüme­si, adımlarını sert bir şekilde yere vurması, konuşurken ses tonunu kalınlaştırması, da böyle bir anlam taşımaktadır. Bütün bu davranışlar bir dil görevini yapmaktadır ve demek istemektedir ki: Benden korkun, kalplerinizde benim görkemime, korkuma yer verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun gibi kadın da öyle bir elbise giyinip yürü.yebilir ki bu davranışlar konuşmayla başlayarak, peşimden gel, laf at, karşımda diz çök, aşk ve tapınmanı açıkla diyerek feryat edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba kadının değeri böyle bir şeyi kabul eder mi? Acaba sade ve sessizlikle gelip gitse, dikkatleri dağıtmasa şehvetli bakışlarla erkekleri kendine doğru çekmese bu durum kadının değerine ve erkeğin değerine veya toplumun, yararlarına aykırımıdır, bireyin özgürlük ilkesine karşı yapılmış bir eylem midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, eğer biri kadını eve hapsedip kapıyı üzerine kilitlemek gerektiğini söyler ve hiçbir şekilde evden dışarı çıkmasına izin vermezse, elbette bu doğal özgürlüğe, insanlık değerine ve Allah (cc)"ın kadına verdiği haklara aykırıdır. Bu gibi durumlar îslam dışı hicablarda görülmüştür, İslamda böyle şeyler yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakihlerden sorarsanız, acaba kadının evden dışarı çıkması haram mıdır? Hayır, cevabını verir­ler. Eğer sorarsan acaba kadının alış veriş yapması —satıcı erkek bile olsa— haram mıdır? Yani kadının alış-veriş işlerin de eğer taraflardan ötekisi erkek olursa haram mıdır? Haram değildir cevabını verirler. Acaba kadının konuşma toplantılarına katılması haram mıdır? Cevap yine hayırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının öğrenim yapması, fen ve sanat öğrenmesi ve sonra Allah (cc) 'ın onda yarattığı yetenekleri geliştirmesi haram mıdır? Cevap yine hayırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız iki sorun vardır; biri, örtülü olmalı ve dı­şarı çıkarken kendini gösterir ve tahrik eder bir durumda olmamasıdır. Diğeri ise aile kurumunun yararları hayrı için kadının kocasının rızası ve izniyle dışarı çıkmasıdır. Elbette erkek ve aile yararlarını ve ailenin hayrını gözeterek karar almalıdır. Bazen mümkündür ki kadının, akrabalarının evine, kendi yakınlarına gitmesi bile hayırlı olmayabilir. Varsayalım, kadın kız kardeşinin evine gitmek istiyor ve kız kardeşi arabozan ve kargaşa çıkarıcı bir insan olup, kadını aile yararlarına karşı kışkırtmaktadır. Gözlemler de göstermiştir ki bu gibi olaylar az değildir. Böyle durumlarda koca böyle zararlı durumlarda ilişkileri —ki zararı yalnız erkeğe değil, kadının kendisine ve çocuklarına da dokunur— önleme hakkına sahiptir. Fakat ailenin yararlarıyla ilişkisi olmayan konularda erkeğin bağlayıcılığı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hicab-Murteza Mutahhari&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-1991909318743595083?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/1991909318743595083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=1991909318743595083&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1991909318743595083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1991909318743595083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/hicab-ve-zgrlk-ilkesi.html' title='Hicab ve Özgürlük İlkesi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3084135816810764273</id><published>2008-03-28T23:26:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T11:05:42.206-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Gelin, örtüde uzlaşalım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11828.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11828.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon operasyonu ile birlikte çetelerle mücadelede iş ciddiye binince ‘uzlaşma’ söylemi geliştiren ve dayatan çevrelere cevap Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’dan geldi.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Sürekli uzlaşma çağrısı yapanların aynı şekilde milletin değerleri konusunda da uzlaşmaya açık olmaya davet eden Gündoğdu, “Uzlaşmaya bu kadar hevesliyseniz, gelin başörtü yasağının hizmet alan-veren ayrımı yapılmaksızın kaldırılmasında uzlaşalım. Çeteler ile mücadelede ve demokratikleşme yolunda atılan adımlarda uzlaşalım. Ülkemizi geriye değil, daha ileriye götürecek reformlarda anlaşalım. Ülkeyi bilinçli bir şekilde geren Mason işbirlikçiler ile mücadele edelim. Çağdaş bir ülkeye yakışır bir şekilde, üzerimize deli gömleği gibi giydirilmiş darbe anayasasını çıkartmakta ve antidemokratik oluşumların kökünü kazımakta uzlaşalım” çağrısında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HODRİ MEYDAN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzlaşma konusunda gerçekten sağduyulu yaklaşan birçok sivil toplum örgütünün yanı sıra uzlaşma olarak, demokratikleşme yönünde atılan adımların önüne barikat kurmak isteyenlerin de olduğunu vurgulayan Gündoğdu, “Bu iki ayrımı iyi yapmak zorundayız. Bizim sözümüz, uzlaşma derken başka arayışlar içinde olanlaradır. Uzlaşmaya bu kadar hevesliyseniz, gelin başörtü yasağının hizmet alan-veren ayrımı yapılmaksızın kaldırılmasında uzlaşalım. Çeteler ile mücadelede ve demokratikleşme yolunda atılan adımlarda uzlaşalım. Yok uzlaşmadan kasıt çeteler ile pazarlık ve sivil anayasadan ödün ise buna asla razı olmayız. Hükümet asla geri adım atmamalı ve demokrasiden ödün vermemelidir. Demokratikleşme ve sivil anayasa konusunda tam tersine bir adım geri değil ileri atılmalıdır. Bizler bürokratik değil, sivil bir devlet istiyoruz” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“SİVİLLEŞME SABOTE EDİLMEK İSTENİYOR”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratikleşme sürecini baltalamak isteyen çevrelerin asıl derdinin uzlaşma adı altında hükümetin çeteler karşısında elini kolunu bağlamak olduğunu kaydeden Gündoğdu, şöyle konuştu: “Asıl rahatsızlık sivil anayasa, çetelerin üzerine gidilmesi ve başörtüsü konusunda hükümetin attığı kararlı adımlardır. Bu adımların atılmasıyla eşzamanlı olarak, Mason localarının liderleri, Doğu Silahçıoğlu paşa, Danıştay Başsavcısı Tansel Çölaşan ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın demokrasiye yakışmayan sözleri sarf etmesi ve kimi tetikçi kalemlerin köşelerinde değerlerimize saldırması, açıkça hedef göstermesi tesadüf değildir. Bu sürecin uzantısı olarak da AK Parti’ye açılan kapatma davası, sivilleşmeden rahatsız olanların düğmeye basmasıdır. Tarihimizde ilk defa yakaladığımız fırsatlar bu çevrelerce sabote edilmek isteniyor. Bu süreçte dik duruş çok önemlidir. Eğilip bükülmeden, asla geri adım atmadan hükümet üstüne düşen görevi yerine getirmelidir.”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3084135816810764273?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3084135816810764273/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3084135816810764273&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3084135816810764273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3084135816810764273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/gelin-rtde-uzlaalm.html' title='Gelin, örtüde uzlaşalım'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6410008883553679802</id><published>2008-03-28T23:23:00.000-07:00</published><updated>2008-03-28T23:25:51.819-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Doğan Grubunun Başörtüsü Düşmanlığı</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doğan grubu gazeteleri birbiriyle yalan ve çarpıtma haber yarışına girdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;Aynı grubun haber ajansı olan DHA’nın (Doğan Haber Ajansı) Türkiye’nin dört bir tarafından geçtiği haberler gazete merkezlerinde itina ile düzenlenerek haberleştiriliyor. Bu tür haberlerin son örneği Erzurum’dan geçilen bir haber oldu. Milliyet ve Posta gazetelerinde Katılımcıların tamamının başörtülü köylü bayanların oluşturduğu yarışma, çarpıtılarak verildi. Yarışmacıların başörtülü olması öne çıkarılarak verilen haberde 'Atatürk posteri önünde 14 türbanlı' ve 'Hale bak' başlıkları kullanıldı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/milliyet1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/milliyet1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;Erzurum’da Tarım İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen kadın çiftçilere yönelik bilgi yarışmasına, 14 yarışmacının hiçbiri Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker'in tam adını bilemedi ve Atatürk önünde 14 türbanlı yarışmacı başlıklı haberin devamında laf yine döndürülüp dolaştırılıp başörtüsüne getirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftçilik yapan yarışmacıların başörtülü oluşunu büyük bir suçmuş gibi sunan gazete yarışmacıların başörtüsünü bağlayış şekillerine de özel bir anlam yüklemiş.Peki gazetenin ortada büyük bir suç varmış gibi yaptığı haberde işin aslı nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yarışmaya katılanların tamamı çiftçi.Bu nedenle de uymak zorunda oldukları her hangi bir kural yok. Yani ne öğrenciler ne de bir kamu kuruluşunda çalışıyorlar.Tamamen inançları gereği örtünerek oraya gelip yarışmaya katılmışlar.Fakat gelin görün ki Milliyet Gazete’sinin bu kadarına bile tahammülü yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten haberde oradaki yarışmadan daha çok yarışmacıların kıyafeti üzerine yapılmış ve yazılmış bir haber. Farklı köylerden gelen ve birbirini belki de hiç tanımayan yarışmacıların benzer şekilde giyindiği iddia edilerek bu duruma özel bir anlam da yüklenmiş. Haberi yapan muhabir işi daha da ileri götürerek yarışmacıların çizmelerinden ve şık giyinmelerinden de rahatsız olmuş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/posta2803.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/posta2803.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span class="manset_detay"&gt;Milliyet ve Posta gazetelerinde Katılımcıların tamamının başörtülü köylü bayanların oluşturduğu yarışma, çarpıtılarak verildi. Yarışmacıların başörtülü olması öne çıkarılarak verilen haberde 'Atatürk posteri önünde 14 türbanlı' ve 'Hale bak' başlıkları kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftçilik yapan yarışmacıların başörtülü oluşunu büyük bir suçmuş gibi sunan gazete yarışmacıların başörtüsünü bağlayış şekillerine de özel bir anlam yüklemiş.Peki gazetenin ortada büyük bir suç varmış gibi yaptığı haberde işin aslı nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle yarışmaya katılanların tamamı çiftçi.Bu nedenle de uymak zorunda oldukları her hangi bir kural yok. Yani ne öğrenciler ne de bir kamu kuruluşunda çalışıyorlar.Tamamen inançları gereği örtünerek oraya gelip yarışmaya katılmışlar.Fakat gelin görün ki Milliyet Gazete'sinin bu kadarına bile tahammülü yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten haberde oradaki yarışmadan daha çok yarışmacıların kıyafeti üzerine yapılmış ve yazılmış bir haber. Farklı köylerden gelen ve birbirini belki de hiç tanımayan yarışmacıların benzer şekilde giyindiği iddia edilerek bu duruma özel bir anlam da yüklenmiş. Haberi yapan muhabir işi daha da ileri götürerek yarışmacıların çizmelerinden ve şık giyinmelerinden de rahatsız olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı grubun diğer bir gazetesi olan Posta'da da durum aynı. 'Görüntüleriyle çiftçiye benzemeyen yarışmacıların hiçbiri Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in adını bilemedi.' ifadelerinin kullanıldığı haberden, Posta Gazetesi'nin sadece üniversitelerdeki başörtüsünden değil çiftçilerin bile başörtüsünden rahatsız olduğunu ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAMANYOLUHABER&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6410008883553679802?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6410008883553679802/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6410008883553679802&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6410008883553679802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6410008883553679802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/doan-grubunun-barts-dmanl.html' title='Doğan Grubunun Başörtüsü Düşmanlığı'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-9016370492086341307</id><published>2008-03-27T01:49:00.001-07:00</published><updated>2008-03-30T10:04:07.833-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazarlar ve Başörtüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Saçmalardan Seçmeler'/><title type='text'>Birand: Türban Uğruna, Geleceğimiz Kararıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8878.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8878.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir türban uğruna, geleceğimiz kararıyorBaşbakan Erdoğan, Bosna Hersek’li öğrencilere hitap ederken “ AB ülkeleri bizi aralarına almadılar. Emin olun bu nedenle Türkiye’nin kaybedecek hiçbir şeyi yoktur” demiş. Sayın Başbakan son derece yanılıyor. Türkiye’nin olduğu gibi, kendisinin ve partisinin de neler kaybettiğini daha şimdiden gözlüyoruz. Türkiye, elindeki en önemli kartı kaybediyor. Bir türban uğruna, ülkenin geleceği kararıyor. AKP de, AB güvencesi kalmadığından dolayı meşruiyetini kaybediyor.&lt;br /&gt;Başbakan’ın Bosna Hersek’te öğrencilerle yaptığı konuşmayı okurken içim sızladı.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Avrupa Birliği ülkelerinin, Türkiye’yi aralarına almak istemediklerine dikkat çeken Erdoğan, bu durumda Türkiye’nin kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını söylemiş.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Ne yazık...&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Eğer Başbakan buna gerçekten inanıyor ise, durumumuz dramatik demektir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Önce bir durum tespiti yapalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa ülkeleri arasında sadece 5’i (Fransa, Almanya, Hollanda, Avusturya, Kıbrıs) Türkiye’nin 15 yıl sonra gerçekleşmesi beklenen tam üyeliği konusunda tereddütler ileri sürüyor, tam üyelik yerine İmtiyazlı Ortaklığı tercih ettiklerini  belirtiyorlar. Buna karşılık katılma müzakerelerini hiçbir şekilde engellemiyorlar. Geri kalan.22 üye ülke ise, Türkiye’nin tam üyeliğine tam destek veriyor. Yani müzakereler yürümektedir. AB, kendi açısından çalışmaları aksatmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna karşılık Türkiye, üç yıldan beri, yapması gerekenlerden hiçbirini yapmamış, iç politika kavgaları nedeniyle kılını dahi kıpırdatmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kalkıp “AB bizi arasına almıyor” demek, ilişkilerin bugünkü duruma düşmesine bir gerekçe bulmaktan başka bir şey olamaz. Üstelik, bugün gelinen nokta için, karşı tarafı değil, kendimizi suçlamamız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları bir yana bırakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim asıl üstünde durmak istediğim nokta, Başbakan’ın bu sözüyle, AB projesini hiçte benimsemediğini göstermesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan temel bir yanılgı içindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bu proje gerçekleşmezse, Türkiye çok şeyler kaybedecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet tabii dünya durmaz, ancak Türkiye Orta Doğu’nun karanlıklarına itilir ve oradan çıkamaz. 1 inci ligde oynayamaz. Halkı zenginleşemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Türkiye’nin AB ile ilişkileri neredeyse durma noktasına geldiyse, bunun nedeni Brüksel’in tutumundan çok, AKP iktidarının 22 Temmuz seçimlerinden yüzde 47 oy aldıktan sonra, başının dönmesi ve türban konusunu gündeme sokarak tüm gidişi alt üst etmesinden dolayıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye rahatını bozdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, göz göre göre, tarihinin en önemli projesini kuma gömdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB ilişkilerine gereken duyarlılık gösterilmiş ve reformlar gerektiği şekilde yürütülüyor olsaydı, bugün Türkiye bir türban uğruna böylesine kargaşaya düşmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kamuoyu da, AKP hakkında bu kadar kuşkulu davranmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayalım ki, laikliğin en önemli güvencesi, AB’ye tam üyeliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB değerleri,  aynı zamanda dini inançların da, ibadet özgürlüğünün de, bireysel özgürlüklerin de en önemli garantisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa çapasını boşlamak üzereyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnşallah Başbakan bunun ne demek olduğunu görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M.A. Birand/Hürriyet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-9016370492086341307?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/9016370492086341307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=9016370492086341307&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9016370492086341307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/9016370492086341307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/birand-trban-uruna-geleceimiz-kararyor.html' title='Birand: Türban Uğruna, Geleceğimiz Kararıyor'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8377611292838935307</id><published>2008-03-27T01:44:00.000-07:00</published><updated>2008-03-27T01:51:51.668-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Üniversitede Ürperten İddia!</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ürperten iddia: Üniversitedeki olayları, iki grup anlaşarak çıkarıyor!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gerginliğin eksik olmadığı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) yine gündemde. Önceki gün gerçekleşen ve 8 polis ile 2 öğrencinin yaralandığı olayların ardından eğitim ve öğretime ara verilen fakültede endişeli bekleyiş sürüyor.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Karşıt görüşlülerin kavgalarından bıkan diğer öğrenciler ise fakültede yaşananların perde arkasına ilişkin ilginç bilgiler veriyor. Adını vermek istemeyen öğrencilerden biri, "İki grubun önde gelen isimleri, birlikte ne zaman kavga edeceklerini kararlaştırıyorlar." diyerek, provokasyona dikkat çekiyor. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Pazartesi gününe kadar tatil edilen kurumda, yönetimin tutumu da eleştiriliyor. Olayları engellemek için 2 yıl önce girişlere yerleştirdiği kamera ve x-ray'lere rağmen sopa ve kesici aletlerin fakülteye sokulması bazı soru işaretlerine neden oluyor. Fakültede 4 yıldır eğitim gören bir öğrenci, "Grupların okula kavgalarda kullanabilecekleri malzemeleri nasıl soktuklarını anlayamıyoruz." diyor. Öğrencilerin anlattıklarına göre, kavgalar genellikle orta bahçede filizleniyor. Burada bulunan iki kantinde karşılıklı sataşmalarla başlayan söz düellosu, kısa sürede taşlı sopalı çatışmaya dönüşüyor. Gruplar, kendi görüşlerini ifade etmek için değil provokasyon amaçlı gösteriler düzenliyor. Öğrencilerden biri şahit olduğu bir olayı şöyle anlatıyor: "29 Şubat'taki öğrenci olayları kantinde çay içerken planlandı. İki grubun önde gelen isimleri, benim yanımda 1 saat sonra çatışacaklarını söylediler. Gerçekten 1 saat sonra olaylar çıktı." Fakültede karşıt görüşlü öğrenciler arasında önceki gün çıkan olaylar sırasında 'polise mukavemette bulunduğu' iddia edilen İ.Ö., E.Ş. ve İ.Y. isimli 3 öğrenci tutuklanarak cezaevine gönderildi. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Öte yandan, DTCF'deki olaylar üniversitenin Tandoğan Kampüsü'ne de sıçradı. İddiaya göre, Fen-Edebiyat Fakültesi'nin kantinine gelen iki öğrenci 1968'lerin sol siyasi görüşlerini simgeleyen liderlerinin fotoğrafları bulunan bir pankart asmak istedi. Bir başka grup ise buna karşı çıktı. Pankart asılmasına karşı çıkanlardan olduğu iddia edilen öğrencilerden biri elinde satırla öğrenciler Ali D. ve Çağlayan Ç.'ye saldırdı. Kimliği belirlenemeyen saldırgan, iki öğrencinin başlarına ve bacaklarına satırla vurduktan sonra olay yerinden uzaklaştı. Öğrenciler güvenlik görevlileri tarafından acil servise kaldırıldı. Öğrencilerin durumlarının iyi olduğu öğrenildi.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8377611292838935307?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8377611292838935307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8377611292838935307&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8377611292838935307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8377611292838935307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/niversitede-rperten-iddia.html' title='Üniversitede Ürperten İddia!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5778531310608142597</id><published>2008-03-26T13:20:00.000-07:00</published><updated>2008-03-27T01:52:28.991-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazarlar ve Başörtüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>KUR'AN, TOPLUM, BAŞÖRTÜSÜ - Ahmet Taşgetiren</title><content type='html'>&lt;small&gt;&lt;span style="color: rgb(128, 0, 64);font-family:Arial;" &gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;    &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Arial;" &gt;&lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(128, 0, 128);font-family:Arial;" &gt;&lt;strong&gt;KUR'AN, TOPLUM, BAŞÖRTÜSÜ&lt;br /&gt;    &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);font-family:Arial;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Danıştay' ın "başörtüsü demokratik bir hak değildir" biçimindeki son       kararı gazetelerde "Başörtüsü için son nokta" başlığı ile yer alıyor.       "Son nokta", yani "artık bitti bu iş, defteri dürüldü       başörtüsünün..."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Belki Demirel'in Gürüz'ü yeniden YÖK Başkanı seçmesi de, bu kanaati besliyor.       Gürüz ve elinde yargının kırbaç gibi kararları... Ne yapsın başörtüsü?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Acaba öyle mi? Yoksa "son nokta" ifadesi, gerçeklikten ziyade bir temenniyi mi       yansıtıyor?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Bir kere "son nokta" yollu yaklaşımlar ilk değil. Taa, Anayasa Mahkemesinin       1989'daki kararından bu yana, yargı sürecinde müteaddit defalar "son nokta"       konuluyor ve fakat, bu ülke kadınının-genç kızının başörtüsüyle birlikteliği       engellenemiyor. Hatta yargının kendi içindeki karar farklılığı da engellenemiyor.       Nitekim, Danıştay'ın son kararı da, bir Bölge İdare Mahkemesi'nin başörtülü       öğrenci lehine-Üniversite aleyhine verdiği bir kararın iptalinden ibaret... Yani bir       bakıma, yargının zihni bile yeterince durulmuş değil "başörtüsü       yasağı" noktasında...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Neden? Çünkü bir hadise var cân ile cânân arasında...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Hadise, Kur'an, toplum ve başörtüsü denkleminin içinde yatıyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Bugünler, bu ülkenin insanı, daha bir Kur'an'la içiçe yaşıyor. Ramazan demek, oruç       yanında çok sade insanlarımızın, Kur'an'la buluştuğu ay demek. Eskiden       insanlarımız, mukabelelerde sadece Kur'an metnini okur, arapça bilmediği için belki       muhtevasına nüfuz edemezdi. Oysa şimdi pek çok Kur'an meâli var ve yetkililerimizin       pek sevdiği "Kur'an Müslümanlığı" sayesinde çok sade insanlar, meâlden       de olsa Kur'an muhtevasına ulaşıyorlar. "Allah benden ne istiyor?" sorusu,       bugün Kur'an okumalarının ana gündemi halinde... Eğer bu ülke insanı ile Kur'an       arasında böyle bir ilişki mevcutsa, yani bu ülke insanı, Kur'an'ı kendi hayatı       için müracaat kaynağı olarak görüyorsa, ve tesettür-başörtüsü o çerçevede bu       ülke insanının hayatına girmişse, o zaman, kanuni yasaklar, ancak belirli süre ve       sınırlı insanlar üzerinde etkili olacaktır. Yani bir damar, sürekli toplumu       besleyecek, ve o damardan beslenen çiçeklenmeler olacaktır. Bu, toplumsal       gerçekliktir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Ne yapacaksınız? Damarı keseceksiniz! Yani Kur'an'la bu toplumun birlikteliğini       yokedeceksiniz. Eğer onu başarırsanız, hakikaten farklı bir toplum üretme ameliyesi       hayata geçmiş, eh, başörtüsü sorununa da "son nokta" konmuş olur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Rus Prensi Gorçkof, 19. yüzyılın sonlarında, "Türklerin elinden onları Türk       kılan Kur'an-ı Kerim'in alınmasını" şart koşar, "aksi takdirde ıslahat       fermanlarından hiçbir sonuç alınamayacağını" ifade eder. (Sistem Sancısı,       Ahmet Taşgetiren, s. 15, 1991)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Avrupa'nın-Rusya'nın fanatik çevrelerinin böyle bir gündemi oldu hep; Türkler'in       elinden Kur'an'ı almak...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Ne garip, bizim yöneticilerimiz de zaman zaman insanımızın Kur'an'la birlikteliğini       bir biçimde sınırlandırma arayışında oldular. Demirel'in, "Din projesi"       çerçevesinde, Kur'an'ın toplum hayatını düzenleyen ahkâm âyetlerini görmezden       gelme çağrısı bunun bir uzantısı... Kur'an'ın hiç olmazsa bir alanı (toplum       hayatına ölçü veren alan) yok farzedilmezse, Kur'an kaynaklı toplum yönelişleri       ile, onu engelleyen yasal düzenlemeler arasındaki çelişki ve gerilim bitmeyecek.       Başörtüsü de o gerilim alanlarından biri.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Deprem bölgesine bakınız. İnsanlar, o güç şartlarda, namaz kılıyor, oruç       tutuyor. Teravih 20 rekatlık bir namazdır. 13 rekat da Yatsıyı ve Vitir namazını       ekleyin, tam 33 rekat namaz. Çadır soğuğunda genç yaşlı binlerce insan saf       bağlayıp, Rabbin huzuruna duruyor. Neden?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Neden o kadınlar, genç kızlar, dedeler, nineler, delikanlılar depremin kahredici       şartlarına rağmen oruçtan vazgeçmiyorlar.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Oysa biz, dışardan gazel okuyan fetvacılar çoktan "depremzedeler oruç       tutmayabilir" diye fetva vermiştik. Onlar, o ruhsata sığınmadılar. Sahurda       kalkıp gözleme yapmak pahasına, iftarda sade çorbaya kaşık sallamacasına       yüreklerindeki oruç bütünlüğünün parçalanmasına izin vermediler. "Her       yerimiz yıkıldı ise, yüreğimiz de yıkılmadı ya!" diyerek, mânen oruca       dayandılar...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Bakın deprem bölgesine... Kameranın gördüğü hemen tüm kadınlar başörtülü...       Sanki normal zamanda başları örtülü olmayanlar bile, başörtüsünde bir sığınak       bulmuşlar, sarıp sarmalamışlar başlarını...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Neden bütün bunlar? Bunu anlamak lâzım. Bu ülke sosyolojisini anlamak lâzım.       Kanunları yaparken, buradan yola çıkmak, bu ülkenin kültür kaynaklarına uzanmak       lâzım. "Kur'an'ın şu kadar âyetinin üstünü çizelim" demekle de olmuyor,       toplumla Kur'an arasındaki bağları azaltalım demekle de...&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      İnsanımızla İslâm arasında, her şeye rağmen çok canlı bağlar var ve bunlar       devam ediyor. Toplum ibadetten günlük hayata uzanan çok geniş bir alanda İslâm'ı       üstün değer olarak görüyor. Toplum hayatını, geleneklere, günlük yaşayışa       varıncaya kadar laikleştirme projesi tutmadı. Üstelik büyük toplumsal sancılara       sebep oldu. Kadın kıyafetine yönelik düzenleme tüm Cumhuriyet döneminin en sancılı       konularından birisidir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Başörtüsü alanında hiçbir zaman son nokta konulamaz.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Bugün, bu Ramazan günü, Türkiye'de ve dünyada milyonlarca insan bir kere daha Kur'an       okuyacak ve bilincini yenileyecek. Buna kim mani olabilir?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      İşte Yaşar Nuri Öztürk'ün hazırladığı ve 1994 yılında Hürriyet'in       okuyucularına hediye olarak verdiği Kur'an meâlinden Nur Suresi 31'inci âyet:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      "Mü'min kadınlara da söyle: Başlarını yere indirsinler. Irzlarını /       eteklerini korusunlar. Süslerini zinetlerini, görünen kısımlar müstesna,       açmasınlar. Örtülerini / başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine       vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler..........Süslerinden       gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Ey müminler, hepiniz topluca Allah'a tövbe edin ki kurtuluşa eresiniz."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; color: rgb(204, 51, 204);font-family:verdana;font-size:130%;"  &gt;      Bu da Kur'an koyduğu son nokta... Bakalım tarihin sonu, kimin son noktasına hayat       hakkı tanıyacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;                                                                                                                 &lt;br /&gt;    11.12.1999 - Yeni Şafak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="color: rgb(128, 0, 64);font-family:Arial;" &gt;&lt;strong&gt;Ahmet Taşgetiren &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5778531310608142597?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5778531310608142597/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5778531310608142597&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5778531310608142597'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5778531310608142597'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/kuran-toplum-barts-ahmet-tagetiren.html' title='KUR&apos;AN, TOPLUM, BAŞÖRTÜSÜ - Ahmet Taşgetiren'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6620399664421747432</id><published>2008-03-26T12:55:00.000-07:00</published><updated>2008-03-26T13:02:16.445-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Hz. Sümeyye</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 11pt; line-height: 1.3em;"&gt;&lt;span style="color: green;"&gt;&lt;b&gt;Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ammar’ın annesi Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasir’in sevgili eşi Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü’minlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve... Ve İslam’ın ilk şehidi Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehil’in kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, müşriklerden işkence gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye! ALLAH  ve Rasulü’ne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bütün mü’minlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez Sümeyye’nin kızlarına musallat oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kızlarıma sahip çıkın” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz de kızlarıma sahip çıkın” diye haykırmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyye’nin kızlarına zulmediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümeyye’nin kızları yerlerde sürükleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Sümeyye’nin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredesiniz ey Sümeyye’nin oğuları? Nerelere kayboldunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte ALLAH ’ın vaadini bekliyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH  herşeyden daha büyük ve güçlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkın ortaya artık! Çıkın!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman tazeleyin ve Sümeyye’nin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer ALLAH ’a inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size sesleniyorum anne ve babalar!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben sana yardım ederim” diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümeyye’nin mi, yoksa Ebu Cehil’in mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoooo!.. Sizler asla Sümeyye’nin kızları ve oğulları olamazsınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümeyye’nin kızlarına zulmedenler!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizler, olsa olsa Ebu Cehil’in çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi, hayır bizler Ebu Cehil’in oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehil’in izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Sümeyye’nin elleri öpülesi kızları!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6620399664421747432?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6620399664421747432/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6620399664421747432&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6620399664421747432'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6620399664421747432'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/hz-smeyye.html' title='Hz. Sümeyye'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2651353823235519627</id><published>2008-03-26T12:40:00.000-07:00</published><updated>2008-03-26T12:45:00.040-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Aç Kızım Başını !!! Yoksa Evde Kalacan !!</title><content type='html'>&lt;span style="color: teal;"&gt;Sıcak bir yaz günü televizyonun karşısına oturmuş kanaldan kanala zaplıyorum tek amacım ne oluyor bitiyor ülkemde diye haberdar olmak. Gayet çarpıcı bir şekilde haberlerini özet geçen bir kanalda duruverdim. Malumunuz son haftalarda gündem iki konu üzerine yoğunlaşmış vaziyette biri “susuzluk” diğeri “türban” mevzu. Yani ikinci şık ne zaman gündemden düştü ki dediğinizi duyar gibiyim ama bu konu da artık güzel ülkemin habercilerini de sıkmış olacak. Zira aralarından bazıları olaya farklı ve orijinal boyutlar getirerek gayet masum olan bu vecibeyi alevlendirip diri tutmak için olağanüstü bir çaba harcıyorlar. O yüzden biz gündemin öne çıkan başlıklarını susuzluk ve “sululuk” olarak nitelendirelim çünkü yazımızın “tema”sıyla da gayet uyumlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi şahit olduğum iki adet sulandırılmış habercilik örneği vermek istiyorum. Birinci haber, Hayrünnisa Gül’ün türbanı nasıl modern olur? Şimdi böyle bir haber(!) için gerekli malzemeleri sayalım: Bir adet muhabir, bir adet kamereman ve bir adet manken. Haberin yapılacağı yer: Tabii ki Fatih. Söyleşinin hazırlandığı mekan: Ünlü bir tesettür giyim mağazası.Tüm detaylar ayarlandıktan sonra mağaza görevlisine sorulur: Türbanı modern hale getirmek mümkün müdür? Sanki şık(?) ve modern(?) örtünme biçimiyle karşımıza çıkarsa, bunların tüm dertleri bitecekmiş gibi. Hadi canım sende…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir kanalın haber bültenlerinde tam 3 kez aynı şeyi dinliyorum. “Türbanın sorun yarattığı başka bir alan: Evlilik” Haberin anafikri bu yani. Neymiş efendim, başörtülü genç kızlar evde kalıyormuş çünkü dindar erkekler açık kızları tercih ediyorlarmış. Haberin kaynağı da güya bir kitap. Kitabın yazarını buluyor muhabir ve soruyor sizce neden böyle? Yazarın verdiği akıllara ziyan cevaba bakın -Çünkü açık kızlar daha fingirdek ondan heralde (gülüşüyorlar). Sonra muhabir sokağa çıkıyor, aynı soruyu birçok insana soruyor. Haberin sonunu dinliyoruz: “Evet, bugünlerde türban bir başka açıdan yani başörtülü kızların evde kalmasına sebep olmakla suçlanıyor.” Güya bırakın dindar olmayanlarını, dindar erkekler bile başörtülü kızları tercih etmiyormuş. Ey türban o kadarcık hacminle sen nelere kadirmişsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim ki sadece varsayım ama burnuma yine pis kokular geliyor. Evet sanki bu çeşit bir haberin mutfağında birtakım trajikomik hesaplar varmış gibi. Naçizane fikrimi iki haberci arasında gelişmiş olması muhtemel bir diyalog halinde özetleyeyim isterseniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hocam, bez parçası dedik, Arap adeti dedik kâr etmedi; üniversitelere giremezsiniz dedik terk etmediler. Neredeyse tüm dizilerde temizlikçisini, hademesini, alt sınıfını başörtülü yaptık, vazgeçmediler; Sophia Loren gibi takın, dedik o da tutmadı. Yahu daha ne kaldı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Buldum abi. E, başını örtersen bittin sen, evde kalıcan mesajı versek, belki bir nebze işe yarar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Z.N.YÜKSEL &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2651353823235519627?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2651353823235519627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2651353823235519627&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2651353823235519627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2651353823235519627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/kzm-ban-yoksa-evde-kalacan.html' title='Aç Kızım Başını !!! Yoksa Evde Kalacan !!'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6071533326834330466</id><published>2008-03-26T12:39:00.001-07:00</published><updated>2008-03-26T12:44:53.056-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tesettür Bilinci'/><title type='text'>TESETTÜRLÜ MÜYÜM ??</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;TESETTÜRLÜ MÜYÜM???&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;    Bu soruyu kendimize bir soralım..Bir çoğumuzun cevabı evet olacaktır..Peki  tesettür yalnızca başını kapatmakmıdır??..Ve ya bir şekilde vücudunu çeşitli kumaşlarla örtmek mi?? Böyle olmadığına inanıyorsunuzdur eminim.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;       Günümüzde tesettür adına giyilenlere bir göz atalım,özellikle genç kesimin giyimine.....&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;  Birde şu Ayet-i Kerime ve Hadis-i şerif'lere:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;*"Mü`min kadınlara da söyle: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar;  namus ve iffetlerini esirgesinler.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Görünen kısımları hariç, zinetlerini açmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar... &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar..." (Nûr Suresi Ayet 31.)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;                                                                                                          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;** "Ümmetimin son dönemlerinde giyimli fakat çıplak bir takım kadınlar olacak, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar."  &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;(Ebu Davud Libas 125, Cennet 52.)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;***"Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve koku ulaşsın diye bir topluluğun yanına giderse &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;zinaya bir adım atmış olur." &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;(Tirmizi, Edeb, 35; Nesâî, Zîne, 35)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; ****Birgün Peygamberimiz bir arkadaşına Mısır`da dokunmuş bir keten kumaş vermiş, &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;yarısından kendine gömlek diktirmesini, diğer yarısından ise hanımının giysi yapmasını istemiştir.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Ancak daha sonra şöyle buyurmuştur: &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;"Hanımına git söyle altına bir gömlek diksin. Çünkü vücut şeklinin ortaya çıkmasından korkarım." &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;(El Kurtubî, El Cami`, XIV, 156.)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;   Şimdi bu Ayet ve Hadis'leri de göz önüne alırsak; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Başörtüsünü kıyafetinin içine koymak tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Saçlarını aşırı topuz yaparak başını örtmek tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Başını örterek vücut hatlarını belli edecek derecede dar kıyafet tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Başında örtü altında pantolon veya bluejean tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;(çünkü pantolon bolda olsa baseni belli eder.) &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Başında örtü  yüzünde makyaj ve parfümle gezmek tesettür değildir.. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Başında örtü altında dizaltı etek ve ten çorap tesettür değildir.. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Tamamen bedene oturmuş pardesü tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;İçini belli edecek incelikte kıyafet tesettür değildir. &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;         &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;Şimdi aynı soruyu tekrar kendimize soralım,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: teal;"&gt;&lt;b&gt;TESETTÜRLÜMÜYÜM?? &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6071533326834330466?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6071533326834330466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6071533326834330466&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6071533326834330466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6071533326834330466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/tesettrl-mym.html' title='TESETTÜRLÜ MÜYÜM ??'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-643809193837779050</id><published>2008-03-26T12:35:00.000-07:00</published><updated>2008-03-26T12:44:42.229-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpık Tesettür'/><title type='text'>ILKBAHAR YAZ TESETTUR KREASYONU</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;Havalarin isinmasiyla birlikte tum dogada bir kipirti, tum canlilarda bir hareketlilik goze carpmakta. Insanlar da ici icine sigmaz bir bahar coskunluguyla boy gostermekte sehrin dort bir yaninda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ILKBAHAR YAZ TESETTUR KREASYONU" evet duyar duymaz ekrana bakma ihtiyaci hissettigim haberin basligi buydu. Rengarenk ve ucuk kacik modellerden olusan sozumona tesettur defilesiydi bu. Dusundum ki kac bahar gelip gececek boyle icimizi burkan tesettur defilesi haberleriyle… Aslinda sadece bu haber degildi icimizi acitan. Disariya cikinca karsilastigimiz manzara da bundan farksizdi cunku yas grubu, sosyal statusu, egitimi ve medeni hali ne olursa olsun tesettur adina oyle goz tirmalayici bir kirlilik hakimdi sokaklara… Onlar anneydi, onlar ablaydi, onlar baciydi, onlar teyze ve hatta anneanne - babaanneydiler belkide… Ama en onemlisi onlar muslumandilar…. Evet muslumandilar; seri sonlarinda cilginlar gibi alisveris yapip dolaplar dolduracak kadar… Evet muslumandilar; yaz geliyor diye seansi bilmem kac dolardan zayiflama merkezlerine gidip en son moda hasemalarinin icine sigabilme telasi yasayan… Evet muslumandilar; bes yildizli ickisiz tatil koylerinde erken rezervasyon derdini tasiyan… Evet muslumandilar; bilmem kacinci kez gittikleri kutsal topraklarda kac yildizli otelde kaldiklarinin muhabbetini yapan… Evet muslumandilar; oyle ayakkabilari vardi ki caddelerde kendileri gozukmeden takirti sesleri gelen…. ya cizmeleri tatli cadinin ki gibi alabildigine sivri uclu, bakin ben de sizdenim diye birilerinin gozune sokuyorlardi, adeta bir supurgeleri eksIkti. Asgari ucret kadar bir fiyata aldiklari parfumlerin kokusu da otelerden duyuluyordu.&lt;br /&gt;Eskiden oldugu gibi tesetturlu giyinmek hic de zor degildi. Carsi pazar gezmeye gerek yoktu ki… Cunku her vatandasin giydigini artik giyebiliyorlar, ustune onemsiz bir ayrinti ve aksesuarmiscasina paketliyorlardi baslarini. Pantolon ustune mini etek giymeler, midi etek altina uzun cizme ve file coraplar, strech bodyler, makyajlar ve daha neler neler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkinda olmadan modernizm adli canavarin midesine dogru yol aliyoruz. Bir ogutme makinesi gibi ogutuyor bizi gun be gun. Ozumuzu, imanimizi, samimiyetimizi  tum bu hasletlerimizi savuruyor cagin en karanlik dehlizlerine….ve sehir dolup tasiyor adi Ayse, Zeynep, Fatima, Sumeyye, Meryem olan kizlarla. Caglar oncesindeki adaslariyla yuzyuze gelselerdi acaba gozbebeklerinin taa icine bakabilecekler miydi en yeni imajlariyla halihazirda!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-643809193837779050?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/643809193837779050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=643809193837779050&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/643809193837779050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/643809193837779050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/havalarin-isinmasiyla-birlikte-tum.html' title='ILKBAHAR YAZ TESETTUR KREASYONU'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8809499478170200499</id><published>2008-03-23T14:45:00.000-07:00</published><updated>2008-03-26T12:44:27.296-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Üniversiteli Kadınların Dine ve Başörtüsüne Bakışı</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 150%; line-height: normal;"&gt;Az sonra izleyeceğiniz bu görüntüler Türkiye'de bir bakışın göstergesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüntüler Üniversiteli Kadınlar toplantısından... Katılımcılar dine ve başörtüsünü bakışlarını anlatıyorlar... Bakın bu kadınlar neyden rahatsız oluyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="news_content" class="content"&gt;&lt;P align=center&gt;&lt;STRONG&gt;İŞTE O VİDEO GÖRÜNTÜLERİ SEYREDİN VE&lt;FONT color=#000000&gt; YORUMU SİZ KENDİNİZ&lt;/FONT&gt;&lt;FONT color=#ff0000&gt; YAZIN...&lt;/FONT&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;EMBED src=http://www.vidomodo.com/swf/mediaplayer.swf width=448 height=348 type=application/x-shockwave-flash flashvars="height=348&amp;amp;width=448&amp;amp;file=http://www.vidomodo.com/swf/list.php?id=393&amp;amp;backcolor=0x003333&amp;amp;frontcolor=0xCCFFFF&amp;amp;lightcolor=0x003333&amp;amp;shuffle=false&amp;amp;autoscroll=true&amp;amp;repeat=list" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"&gt; &lt;/P&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8809499478170200499?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8809499478170200499/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8809499478170200499&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8809499478170200499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8809499478170200499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/niversiteli-kadnlarn-dine-ve-bartsne.html' title='Üniversiteli Kadınların Dine ve Başörtüsüne Bakışı'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-5195873941634221806</id><published>2008-03-23T14:31:00.000-07:00</published><updated>2008-03-23T14:33:47.105-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>Peruğuma Örgü de Öreyim mi Hocam?</title><content type='html'>&lt;div class="postbody"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 255);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Odanı topladın mı güzel kızım?" dedi annem. Sesini bu kadar yumuşatmasa olmaz mı? Okula gittiğim günlerdeki gibi tatlı sert çıkışsa, ellerini birbirine vurup, hadi hadi kıpırda biraz, ne bu odanın hali! diye söylense. Evdeki herkes bana karşı neden melekleşti böylesine? Hani başıma geleni bilmesem ölümcül bir hastalığa tutuldum da kardeşlerim annem ve babam son günlerimde beni mutlu etmek için ellerinden gelen gayreti sarf ediyorlar sanacağım. O körolası yasak bizim liseye de dayandığından beri evimiz şehir tiyatrolarına benzedi... Yüreklerindeki ağıt apaçık yüzlerine yansırken neyi gizlemenin telaşındalar Allah aşkına... Bilmiyorlar mı ki ne yaparlarsa yapsınlar gülemem bundan sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemin bütün ısrarlarına rağmen günlerdir evden çıkmamakta inat ediyorum. Kitap ve defterlerime sarılıp sarılıp ağlamak tek yapmak istediğim. Günün her saati, her dakikası okulumu, arkadaşlarımı düşünüp iç geçiriyorum. Sınıfta benim yokluğum belli olmuş mudur acaba? Öğretmenlerim niye okula gelmediğimi merak etmişler midir? Tam kimyada redoksları, fizikte Newton'u, edebiyatta Servet-i Fünun'u işleyecekken... Giremediğim sınavları nasıl telâfi edeceğim? Annem her gün biraz daha solan benzimi canlandırmak için mutfakta uğraşıp duruyor yine. Kahvaltıda şundan da yesene bundan da içsene diye ısrar edip duracak... Tam siyerde Hicret'e gelmişken... Kutlu Rasül'le birlikte aşıyorken çölleri... Çatalla iri bir peynir parçasını ağzıma dayayacak. Arapça'mı ilerletmenin hevesindeyken... Hadi aç ağzını Büşra'cığım... Sütünü yine soğuttun. Kübra ikinci bardağını bitiriyor bak... Başörtümü her gün biraz daha seviyorken... Ben de Kübra gibi okuluma yetişecek olsam üçüncüyü bile tüketirdim. Ama gün boyu meşgalesiz kukumav kuşları gibi evde oturup duran birinin neyine gerek fazla kalori almak... Ah aldığım her nefeste katre katre umutsuzluk dağılıyor alveollerime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi tedavülden kalkmış paralar kadar kıymetsiz hissediyorum. Halbuki annemle babam ilk göz ağrımız, bizim altın damlamız diye severler beni. İlk günden baştacı edilmek her çocuğa kısmet olmaz biliyorum... Babamı güçlü bilirdim. Ama değilmiş! Benim en çok sevdiğimi elde etmeye gücü yetmiyor işte. Bu nemenem bir yasak ki boyu Ağrı Dağı'nı aşmış; kimseye geçit vermiyor. Tıpkı bir mıknatıs gibi bütün okulları yörüngesine çekiyor; ya da bütün okullar mıknatıs da yasağı kendilerine çekmek için can atıp duruyorlar ha bire. Televizyonda görürdüm de okula giremediği için gözyaşı döken akranlarımı, yasak bize uğramaz sanırdım. Farklı sanırdım müdürümüzü, öğretmenlerimi, pek çok arkadaşımı. Değillermiş... Farklı değillermiş!.. Başörtüsü yasağı okulda uygulamaya konunca, arkadaşlarımla birlikte okulun önünde eylem yaptık. Başörtümüzle okumak istiyoruz diye direndik... Yine o bildik müdahale! Memleketin cümle eli sopalısı karşımızdaydı. İnsana biz neymişiz de haberimiz yokmuş dedirten tehditler, hakaretler, saldırılar... İtip kakmalar, başörtülerimize hoyratça uzanan eller... Kelepçe ve cop heyulâsı... Gözaltılar... Kırmızıya boyanan alınlarımız, yanaklarımız, yüreklerimiz... Sonra kuaförlere peruk sormaya koştu bazılarımız... Hatice ve ben hâlâ kuaförlere küsüz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babam hemen okulla ilişiğim kesilmesin diye rapor aldı bir doktor arkadaşından. Sanki on yıllardır halledilmeyen problem yirmi günde çözüme kavuşacak da yirmi günün sonunda tıpış tıpış okulumun yolunu tutacağım. Yarın raporum doluyor. Okula başlamazsam birkaç haftaya kalmadan kaydım silinecek. Ah bunu düşünmek bile ne acı. Nasıl katlanacağım en sevdiğim kurum tarafından izole edilmeye. İçimden bugüne kadar aldığım üstün başarı belgelerini yırtmak, balkona çıkıp, "ben bu ülkeye sığmıyoruuuum" diye avaz avaz bağırmak geliyor... Odamın duvarında asılı şu okul birinciliği ibaresini alıp yere çalmak... İşte erkek kardeşim Muhammed'in şen kahkahaları. Hiç mi ablasının derdinden anlamaz bu çocuk. Boyu benimkini geçti ama aklı hâlâ beş karış havada. Güler tabii nasıl olsa bu ülkede erkek çocuklarına özgürlük çok. Kız olsaydı da öğrenseydi dünyanın halısını kilimini. Muhammed seneye ortaokulu bitirecek, liseye başlayacak, üniversite okuyacak; doktor, mühendis, avukat çıkacak! Ben de tatillerde kardeş yolu gözleyen vefakâr bir ev kızı olacağım. İzine gelecek kardeşine envai çeşit pasta-börek döşeyen, elinden yemek kitabı düşmeyen, elini yanağına dayayıp gözünü ufka dikerek hüzünlü hüzünlü kardeşinin okul anılarını dinleyen klâsik bir ev kızı! Of, artık hayal kurmak bile ne sıkıcı... Muhammed şimdi de bir şarkı doladı diline. Şu kapıyı hırsla çarpayım ki hatasını anlasın. Kapı güm diye inleyince sesi kesildi vurdumduymazın. Haksızlık yapıyorum galiba. Okuldan boynu bükük geldiğim ilk gün oturup benimle birlikte ağlamadı mı? Canım ablam diye boynuma sarılmadı mı? Okulda bana sataşan birçok yaramaz oğlanla dövüşmedi mi? Neden tafralarımı ona buna yüklemek, kırılganlığımı isyana dönüştürmek istiyorum ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün annemin kabul günü. Öğleden sonra evimizi gamsız tasasız bir yığın ev hanımı dolduracak. Onlara baktıkça geleceğim için hayıflanıp duracağım ben de. Annem odamın kapısına dikilip, "Kızım gel sen de bir bardak çay iç" diyecek. "Senin çok sevdiğin cevizli kurabiyeden yaptım." Hayır! Ben kurabiye canavarı olmak istemiyorum. Haftanın her gününü bir ev gezmesine ayıran, oğluna-kızına çeyiz hazırlamaktan başka bir şey düşünmeyen, hareketsizlikten yağ bağlamış annelerin yanına çağırma beni. Biliyorum yaram küllenince beni de katmak isteyeceksiniz aranıza. Hamarat hamarat çay servisi yapacağım, pasta tabaklarını taşıyacağım, yeme içme bitince mutfaktaki dağ gibi bulaşığa sarılacağım. Üç ters bir düzden oyalar, danteller... İşlenirken müzik dinleyeceğim, sakız çiğneyeceğim sonra... Anne bugünler için mi harcadın ak sütünü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kübra elindeki harita metot defteriyle yanıma sokuluyor. "Abla şu problemi çözemedim" diyor. "Önce parantez içindekileri mi çarpacağım, yoksa bölme işlemini mi?" Farz et ki bölme diye terslesem şunu... Çarpsan ne olacak bölsen ne! Birkaç sene sonra sen de eve kapanıp kalmayacak mısın benim gibi. Elinde belki ilköğretim diploman bile olmayacak. Keşke okul denen muammaya hiç göndermeselerdi bizi. Göndermeselerdi de bu acıları yaşamasaydık. Elime kalemi alıp çarpıp bölüyorum isteksizce. "Anlatsana abla" diyor Kübra. "Neden çarptın, niye böldün?.." Ağzımı açsam hiç hayrına olmayacak... Hadi ikile der gibi defteri kolunun altına tutuşturuyorum. Bize bu zulmü reva görenler anlatıyorlar mı ki düşlerimizden niçin koparıldığımızı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem, en küçüğümüz Ahmet'i okula hazırlıyor. Masmavi okul önlüğü içinde öyle şirin, öyle mutlu görünüyor ki içimdeki depremden en az nasiplenen o. Evdeki herkese her fırsatta çatmayı hüner bellemişken Ahmet'e tek kelime kötü söz çıkmıyor ağzımdan. Odamı yalnızca onunla paylaşıyorum. Geçen gece onun uyuduğunu sanarak karanlıkta sessizce gözyaşı döküyordum ki birden yatağından süzülerek yanıma sokuldu. Şefkâtli bir ağabey edasıyla: "Lütfen ağlama ablacığım" dedi. "Ben büyüyüp Milli Eğitim Bakanı olursam bütün okullarda serbest bırakacağım başörtüsünü. Beni bekle! Sakın büyüme emi!" Büyümeyeceğim Ahmet! Büyüyüp klişeleşmeyeceğim. Sen oku, büyük adam ol ki ablan liseyi bitirsin. Üniversitelere gitsin. Sakız çiğneyerek bulaşık yıkamasın ömrünce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kabul gününden kurtulmanın bir yolu olmalı. Acaba Hatice'ye mi gitsem? Birbirimizin dilinden en iyi ikimiz anlıyoruz. Körle şaşının halleşmesi gibi bir şey bu. Hatice de odasındadır şu an. Annesi az sonra bize gelecektir. Sen de gelsene diye zorlayacaktır Hatice'yi. Hatice gelmez. O da aynı kaygıları taşıyor çünkü. Büyük bir ihtimalle yolumu gözlüyor. Hatice'ye gitsem. Söyleşsek, ağlaşsak, taptaze okul anılarımızı anlatıp acısak birbirimize. Sonra birlikte dışarı çıksak, okulun önünden geçsek. Hiç değilse teneffüse çıkan arkadaşlarımızı izlesek gizliden gizliye. Nermin Öğretmen'i beklesek okul çıkışı... Hâlâ geri adım yok mu hocam? diye sorsak umutvâr. Bizsiz sınıfın tadı tuzu oluyor mu? Sizin yetmediğiniz anlarda kalkan parmak var mı havaya? Peruklu öğrencilerinize gözünüz alıştı mı? Sarı peruklar mı yakışmış on beş yaş çehresine, siyahlar mı? Hocam mutmain mi yüreğiniz? Aman kurbanınız olalım aydın ve münevver öğrenciler yetiştiriniz! Bize benzemesin hiçbirisi. Çağ üstü, çağlar üstü bir Türkiye için harcayın enerjinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Giyindiğimi görünce: "Hayırdır nereye?" diye soruyor annem. Daha bir lokma bile bir şey yemeden. Sorma anne! Aklın fikrin yedirip içirmekte. Bebek miyim ben? Bebek olsaydım bunca yasak konur muydu önüme? Farz et ki tıka basa doyurdum karnımı. Hadi zorla beni, küçükken yaptığın gibi. Çok yemekten göbeğim şişmedi ama yüreğim patlamaya hazır bir bomba anne! İster misin şu balkondan atıvereyim kendimi. Ya da bir kutu vitamin, bilemedim dev tekerlekli bir kamyon. Ya da sen bul en az acı vereni... Annem: "Deli kız" diye karşılık veriyor öfkeli bakışlarıma. Amerika'daki dayımdan telefon bekliyor kaç zamandır. Ah bir arasa; "Büşra'yı gönderin ben burada bir okul ayarladım onu okutacağım", dese. Büşra kurtulacak... Ya diğer binlerce Büşra? Vefasız Amerikalı bir dayıya bile sahip olamayan Büşracıklar... Basra Körfezi'ne konuşlanma sevdasındaki donanmadan haberin var mı anne? Amerika beni okutmanın değil, Irak'ın canına okumanın derdinde... Çekil yolumdan hava alacağım. Sana iyi kabul günleri... Telefon çalarsa boşuna telaşlanma! Babamdır en fazla. Altın damlam ne yapıyor diye soruyordur. Sakın sıkma çocuğu. Olur olmaz işlere yorma. Vıdı vıdı edip kafasını şişirme. Bir depresyon geçiriyor... Hiç olmayan sevgilimden ayrılmadım ama benimki de bir tür depresyon işte. Herkese benzememe depresyonu... Zulmü hazmedememe depresyonu, kainata küskünlük... Beğenemedin mi? On beş yaş hezeyanları diyelim öyleyse... Menstrasyon bunalımları... Uyar mı? Adını sen koy anne! Çekil ya... Çekil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim güzel kızım!" diyerek saçlarıma uzanıyor. Okşayacak! Küçükken özene bezene taradığı sarı saçlarıma dokunurken gözleri dolacak. Evin içinde örtüp durma başını diyecek. Bak sana yeni bir toka aldım. Kübra'nınkinden daha güzel. Çeyizine yeni bir yazma oyalıyorum. Fiskos masanı iki gün oldu bitireli. Sehpa takımı zaten sandıkta... Damat da buldun mu bari. Kumral, uzun boylu olsun emi! En az iki fakülte bitirsin. Bana evde gitar-İngilizce öğretsin. Pul koleksiyonu artık demode... Üniversite anılarını anlatsın. Ama okumuş kızlarda hiç gözü olmasın. Onları şımarık ve ukala bulsun. Aile kızları gibisi var mı desin iki lafından birinde. (Okuyanlar aile kızı değil de ne sahi?) Ben de yarım kalan eğitimime ah edip gözyaşı dökmekten vazgeçeyim. Hatta böylesinin daha iyi olduğunu düşüneyim. Kocamın dizinin dibinde, senin dizinin dibinde oturduğum gibi oturup durayım. Eğer ille de okul hayatımdan söz etmek istersem resim dersinde yaptığım guaş boya tabloları anlatayım. Ve Allah'a dua edip durayım bana kız evlâdı verme diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öf anneee! İçim bayıldı. Nefesim daraldı yahu. Her gün okula giderken yalnız çıkmıyor muydum sokağa. Bu kaygılı duruşun öldürüyor beni. Hava alacağım diyorum hava. Korkma ciğerlerim çatlamaz açık havaya çıkınca. Şehrin sokakları beni özlemiştir. Nahif bir kız vardı hanidir çiğnemiyor bizi diye tasalanıyordur kaldırımlar. Köşe başındaki dilenci bile şaşırmıştır bu işe de düzenin ruhu duymamıştır. Ah ultrasonda teşhiş edilebilseydi bizim gibiler... Beni neden doğurdun anne dediğimi duymak istemezsin değil mi? Lütfen çekilir misin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet dış kapının koluna dokunabildim. Merdivenleri inerken bir hafiflik yayılıyor yüreğime. Annem ardımdan kapıyı kapar kapamaz telefona sarılmış olmalı. Kıza bir haller oldu diyecek. Sağ yanağına iki, sol yanağına üç damla yaş süzülecek. Aman bey göz kulak ol! Kızın bakışları hiç normal değildi. Nereye gittiğini de söylemedi. Gençtir, cahildir, üstelik depresyonda. Demedim mi bir doktora götürelim; iğne ilaç yazdıralım diye... Babam o sözünü bitirmeden telefonu kapatıp sokağa fırlayacak. Altın damlasına bir şey olursa yaşayamaz. Anneme kızmadan da edemeyecek. Elini kolunu bağlasaydın. Salmasaydın ya dışarı. Hiç sözünü geçiremedin zaten çocuklarına. Aklın fikrin ev işlerinde, kabul günlerinde be kadın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehrin havasını teneffüs etmeyeli on dokuz gün olmuş. On dokuz gün önce son kez gitmiştim okula. Hiç otobüse binmez, iki kilometreyi yürüyerek tüketirdim. Bacaklarım ağrımaz, göğsüm sıkışmazdı böyle. Şimdi her adımda biraz daha tükeniyorum. Yorgun yorgun çarpıyor yüreğim. Gözlerim yol boyunca sıralanmış iş yerlerine takılıyor. Giyim kuşam mağazaları, marketler, tekel bayiileri, tost-sandviç büfeleri, mobilyacılar, vs... Ne kadar sakin ve yerli yerindeler. Ne bekliyordum, benim derdimle dertlenip kepenk indireceklerini mi? Geçen ay ekonomik kriz nedeniyle bir günlük boykot uygulamışlardı ama o, mühim şeydi canım. Ben okula gidemezsem kıyamet kopmazdı. Fakat kasaya giren azalırsa nice olurdu esnafın hali... Vergilendirilmiş kazanç kutsaldı! Bankacısından tekelcisine, f***esinden travestisine kadar helal lokma peşindeydi herkes! Kim demiş tepkisiz milletiz diye... Nerede neye tepki koyacağımızı iyi biliriz biz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye okul yolundan başka bir caddeye sapmıyor ayaklarım. Okula gidip müdüre çıksam, "Hocam yarın raporum bitiyor sen bilirsin artık" desem... Ne renk peruk takayım diye soruyorsan, şöyle öğrenciye yakışan bir şey olsun diyecek kuşkusuz. Paris Kuaför'e okul bir yığın sipariş vermiş. Hangini alsam bana uyarmış. Peki formamın altına ne renk pabuç giymemi önerirsiniz? Kırmızı liseye yakışmazsa lacivert alayım. Forma boyu diz üstü mü olsun? Lafı mı olur anlatın, beni aydınlatın lütfen. Siz büyüğümsünüz, benden iyi düşünürsünüz!.. Evet evet 1785 Büşra'yım ben... Şu 9-A'nın haşin, asi çocuğu... Neden şaşırdınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkide bir ardıma bakıp duruyorum. Hayret babam yetişemedi hâlâ. Mecalim kalmadı. Kalbim göğüs kafesinden sökülür gibi çırpınıyor. Ters düştük birbirimize telaşı ondan. Korkma! Kes şu gümbürtüyü. Benim bedenime ait bir organsan rahat dursana yerinde. VAllahi söküp fırlatırım. Herkes üzerine basar haberin olsun... Ne aort kalır, ne koroner arter, ne de ventriküler basınç... Sen temiz kanı pompala hücrelere. Üzerine erzan olmayana da karışma... Hadi hadi kes şu lüzumsuz çırpınışları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerede kalmıştık hocam? Af buyurunuz. Elime dilime sahip olamıyorum da son günlerde. Dalaşıp duruyorum önüme gelenle. İnsan yüreğine bile söz geçiremezse anlayın artık gerisini. Siz barışık görünüyorsunuz maşAllah. Hani yirmi gün önce bayrak merasiminde yaptığınız o konuşma var ya, pek celâllenmiştiniz; "Başörtüsü yassak!" derken... Ona yasak denmez mi hocam? İki 's' kullanınca daha mı etkili oluyor? Hani bıçak gibi kesip atmaksa maksadınız, yasssssak da diyebilirsiniz ama etimolojiye aykırı düşmez mi? Beşeri kurallar önemli hocam! Aman gözünüzü seveyim dilbilgisi de olsa basite almayınız. Sonra başınızı ağrıtırlar. Uçan sinekten bile nem kapan müfettişleri bilirsiniz... Hazır yeni koltuk da edinmişken kendinize... Sakın... sakın... Farz edin ki evet-hayır yarışmasındasınız. Ama neden başınızı emme basma tulumba gibi sallayıp duruyorsunuz ki? Salla başını al maaşını demek istemiyorsunuz biliyorum. Ah her şeyi şu yanlış anlamam yok mu? Kalbi temiz olduğu için kendini namazdan muaf tutanlara bir benzeyebilsem, her şeyi doğru anlayacağım. Yoo hocam kafa mı bulurum sizinle estağfurullah... Ne haddime, hangi cüretle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldün mü baba! Yetişsene, durdursana kızını! Hâlâ sen istediğin için başımı açmadığımı sanıyorsun değil mi? Şu gri eşarbı sen istiyorsun diye örttüğümü... Gör öyleyse... Yolda yakalayamazsan Anadolu İmam Hatip'in önüne gel. Korkma başka bir yere gidecek değilim. Bunca yıllık kızınım evden ve okuldan başka bir yerde gördün mü beni? Bundan sonra da görmeyeceksin inşAllah... Büşra ne demekti baba? Müjde mi! Müjdenin acısı da olur mu? Şu an yığılıp kalsam caddenin ortasına, elimden tutacak bir Allah'ın kulu bulunur mu? Bulunmaz baba! Kaç asırdır yıkık döküğüm kimin umurunda... Eskiden okul mu varmış baba! Okuyup da işsiz gezen binlerce üniversiteli var bu memlekette... Başı açık olan ve okumaya ilgi duymayan binlerce genç kız da... Ama fatura neden hep bana kesiliyor anlayamıyorum! Bana bir müjde getir baba! Dayımdan olmasın! O boş genç kızlık hülyalarını sakın diline dolama! Bana bir müjde getir baba! Cümlenin başında kocaman bir itimat olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Anadolu İmam Hatip Lisesi ' bu ibare neden böylesine bedbin görünüyor gözüme. Levhaların ruhu olur mu? Okul duvarları bile yas tutar mı içine alınmayan öğrencilere? Okul bahçesi köhnemiş bir cendereye dönüşmüş, mevcut neredeyse yarıya inmiş... Öğrenciler kuzu kuzu sıraya girmişler. Nöbetçi öğretmenler asil ve vakur dolanıyor sıralar arasında. Ne güzel! Huzuru bozan mihraklar al aşağı edilince okul okula benzemiş! Eğitim öğretim hızlanacak, muasır medeniyetin üzerine çıkacağız! Pabuç bırakmayacağız Orta Çağ zihniyetine. Çok şükür, çok şükür bugünü gösterene(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;   &lt;!--DWLayoutTable--&gt;   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;     &lt;td bgcolor="#ece5d5" height="5" valign="top" width="100%"&gt;&lt;img src="http://www.kurannesli.net/forum/images/spacer.gif" height="5" width="5" /&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td height="48" valign="middle"&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Georgia, Times New Roman, Times, serif;font-size:130%;color:#990000;"&gt;&lt;i&gt;Öğrencilerin sınıf sınıf okula alınacakları sırada güç bela duvarın üzerine tırmanmayı başarıyorum. Derin derin nefeslendikten sonra sağ elimi havaya kaldırıp bağırıyorum bütün gücümle: "Peruğuma örgü de öreyim mi Hocam! Ucuna kırmızı kurdele de takayım mı? Lütfen tavsiye buyurunuz!" Ellerim başımdaki örtüye kayıyor... Bir ananın yavrusunu okşaması gibi parmaklarım şefkâtle geziniyor başörtümde... Üzerime çevrilmiş yüzlerce göze inat koca memleketin sahibi benmişim gibi rahatım. Birden karışıyor okulun bahçesi. Sanki şehir büyük bir uğultuyla üzerime akıyor. Öfke mi, sevgi seli mi anlamak güç... Bir anda gözlerim kararıyor, sendeleyerek aşağı uçuyorum... Tam sert zemine çivi gibi çakılacağıma inanmışken çelik gibi güçlü iki kolun hapsindeyim... Babam! Gür sakalının çevrelediği mütebessim yüzünü yüzüme sürüyor ağlamaklı... "Kızım!" diyor... "Altın damlam... Ocağımın bereketi... Biliyordum özüne ihanet etmeyeceğini..."&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td height="12"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt;   &lt;tr&gt;     &lt;td bgcolor="#ece5d5" height="5" valign="top"&gt;&lt;img src="http://www.kurannesli.net/forum/images/spacer.gif" height="5" width="5" /&gt;&lt;/td&gt;   &lt;/tr&gt; &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ah baba!" diye göğsüne gömülüyorum; "Ah babacığım! Lütfen bir daha şüphe bile etme! Etme!...&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(64, 64, 0);"&gt;Nehir Aydın Gökduman&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-5195873941634221806?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/5195873941634221806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=5195873941634221806&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5195873941634221806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/5195873941634221806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/peruuma-rg-de-reyim-mi-hocam.html' title='Peruğuma Örgü de Öreyim mi Hocam?'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-4002676114958715551</id><published>2008-03-23T14:21:00.001-07:00</published><updated>2008-03-23T14:33:47.106-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Yazıları'/><title type='text'>BAŞÖRTÜSÜ DENKLEMİ</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(191, 0, 0);"&gt;BAŞÖRTÜSÜ DENKLEMİ - 1&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlıyorum da rahmetli dedem ne çok istemişti örtünmemi.’bir gün seni başörtülü görürsem’ diye başlayan adak cümleleri kurardı. Haksız da değildi hani, her iki dedesi hacı olup tüm kuzenleri örtülü olup da imam hatibe giden biri, liseye gidip de hala başı açıksa nasıl da göz tırmalardı o sülalede düşünsenize!Annem ve babam her seferinde ayıplanır ve bana yüklenirlerdi,bense ‘dedemden korktuğum için değil Allah rızası için örteceğim,okuyup anlayıp örtü mantığını kavramadan sırf sizi rahat bıraksınlar diye örtünmeyeceğim’ der dururdum.&lt;br /&gt;Üniversiteyi kazandığım yaz okuma- araştırma Kuranı anlama çalışmalarım neticesinde örtünmeye karar verdim.Herkes çok sevindi artık ben de onlardan biriydim..aile meclislerinde şu kafası açık kız da kim denilen,horlanan kız gitmiş artık yerini başörtülü üniversiteli bir genç kız almıştı.Huzurluydum,rabbime bir söz vermiş ve yerine getirmiştim.huzurlu olduğum kadar da heyecanlıydım,her gün bitirmem gereken kitaplar,eski dergi fasiküllerim,özetlerim,küçük not kağıtlarım,her yerine notlar düşülmüş Kuranı kerimim vardı.Evde,okulda,otobüsde,her yerde okuyor okuyor rabbimi tanıyor ve yakınlaşıyordum.İnancımın hiç de hacı dedelerimin öğrettiğinden ibaret olmadığını görüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört koca yıl böyle hızlı bir şekilde okuyup,öğrenerek geçti.Fakültenin son yılına geldiğimizde içimize bir ateş düştü ki sormayın..Mezuniyetime iki ay kala her yeri kasıp kavuran başörtüsü yasağı bizim fakülteye de ulaşmıştı.Açanlar,açmayanlar derken ben örtünmemin dördüncü yılında safımı, açmayanların yanında belirledim.Bu sefer seneler önce kapan diye yalvarıp baskı yapan hacı dedelerim ve diğer büyüklerim başımı açıp okulumu bitirmem için baskı yapıyorlardı.İşin ilginci bana hep örnek olarak gösterdikleri kuzenlerim çoktan hazırlamışlardı bile peruklarını..Yıl 1998 …meydanlar,sokaklar hıncahınç insan dolu ..&lt;br /&gt;Zulme direnen öğrenciler ve onlara destek veren binlerce esnaf,ana,baba,dede,bebek herkes…&lt;br /&gt;Biber gazları,joplar,kovalamacalar,gözaltılar hiçbirisi onları yıldırmadı ‘başını aç ve okulunu bitir ‘diyen aile baskıları kadar.Başını açan arkadaşlarını dışlamadılar,ayıplamadılar,yargılamadılar ama dışlanan hep onlar oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokuz yıl geçti hiçbir şey değişmedi,aynı coğrafya,aynı yasak .Birileri bu yasağı görmezden gelse de hala birilerinin içi kanar,yüreği sızlar o tarihi üniversitenin önünden geçerken.Kapısından kovulduğu,içeriye girmenin tek koşulunun inancını çıkarıp çantasına koymasının söylenildiği o günler film şeridi gibi akar gözlerinin önünden.&lt;br /&gt;Bu yazıyı niye yazdım?harıl harıl öss telaşının yaşandığı şu günlerde belki de bir zamanlar o yasağa maruz kalmış anneler kızlarına ‘o okulu yazma şunu yaz ‘diye telkinde bulunuyor,o meydanlarda yumruk sallamış babalar bilmem hangi özel üniversitenin imkanlarını araştırıp ter döküyor.Aman kızları iyi bir üniversiteye girsin açık(!)da kalmasın diye..Adı Ebrar,Zeynep,Hatice olan kızlar üniversite yolunda şimdi.Aman ha içeriye girmenin koşulu belli! Şahit olduğum manzara yaralıyor beni tabiki,dokuz yıllık yaram kanıyor her üniversite kayıt zamanı.Okumak okumak ille de okumak ha! Kitabullahı okuyabildikmi yeterince?ya da kainatı?sorun okumaksa eğer…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyetim kimseyi kınamak değil,ah anneler babalar dokuz yıl önce direnebilmeyi,direnerek bilenmeyi ve böylece özgürleşebilmeyi öğretebilseydiniz bize bu yara bu kadar yıl kanarmıydı?&lt;br /&gt;Bu çok bilinmeyenli bir başörtüsü denklemi,çözülür mü bilinmez ya da denklem değil de eşitsizlik mi demeliyim sizce zira eşitlik bunun neresinde kim bile?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(191, 0, 0);"&gt;BAŞÖRTÜSÜ DENKLEMİ 2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü,yıllardır bu ülkede çok çeşitli şekillerde tanımlanageldi.Kimilerine göre,irtica tehdidi/kimilerine göre siyasi simge/kimilerine göreyse inancın bir gereği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir bu ülkedeki herkes bir şeyler söylüyor. Argo tabirle ‘ ağzı olan konuşuyor’.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan zevat,siyasi parti liderleri,ikna odalarının mucideleri,gazeteciler,öğrenciler kısacası herkes.Bir başı örtülü olanlar konuşmuyor diyecektim ki;birkaç zamandır hararetli tartışma programlarına ısrarla davet edilmeleri(garnitür niyetine) tabii ki reyting kaygısındandı.Ucuz,populist,pragmatist program yapımcıları karşıt görüşlü öğrencileri demokratik(!) bir platformda horoz dövüştürür gibi dövüştürüp ardından da ’ülkede kaos, gerginlik yok ‘diyerek pişkince sırıtıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler fakülte önlerinde itilip kakılırken,coplanırken,anfilerden çıkarılıp hakaretlere maruz kalırken yaşadıklarımız bir film şeridi gibi aktı gözümden izlediğim haber bültenleriyle…On yıl öncesine gittim,yüreğim dağlandı.Yirmi yaşındaki o toy kız yok artık,büyüdüm öyle büyüdüm ki;yaşadığım adaletsiz/acı deneyim beni erken olgunlaştırdı belki de…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite diplomamızı alamamış olmamız kimilerinin gözünde ‘enayi’ yaparken bizi, kimileri de hizmetten(!) geri durmaya hakkımız olmadığını söylüyordu ısrarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç unutmam; ‘ üniversitede böyle bir sorun olmadığını, başımızı açmayarak bu sorunu bizim çıkardığımızı’ nasıl da gözümün içine baka baka söylemişti Hipokrat yemini etmiş, bembeyaz önlüklü, kapkara zihniyetli hoca(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsünü yalnızca çaycı, gündelikçi vb. kişilerde ve Anadolu’daki ninelerde görmeye şartlanmış önyargılı zihinler sözkonusu bir doktor, avukat,hakim,gazeteci,öğretmen olunca deli dumrul masalındaki gibi önümüze durup ‘hey sen de kim oluyorsun ‘ diyerek hizmet alan/veren teraneleriyle daha da gülünç duruma düşüyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakültelerdeki o çok renkliliği yok ettiğinizden beri o bilim yuvalarının tadını tuzunu kaçırdınız. Oysa biz örtülü/örtüsüz birbirimizi sayar, severdik. Birbirimize çay ısmarlar, anfinin en önünden yer tutabilmek için dayanışırdık. Sınavlar gelip çattı mı ders notu alışverişi yapar, birbirimizin notlarının yükselmesine katkıda bulunurduk. Bunu yaparken de asla birbirimizi ‘sen şucusun/bucusun ‘ diye kategorize etmezdik. Çünkü bilirdik ki biz öğrenciyiz, buraya hakkımızla geldik ve okulumuzu bitirip insanlığa faydalı olmaktan başka gayemiz yok.Çünkü bilirdik ki başı örtülü ya da örtüsüz birbirimizin önce arkadaşı, sonra meslektaşıydık.&lt;br /&gt;Ama siz, o şubat soğuğunda adaletsiz kılıcınızı dokundurduğunuzda fakültelerimize; büyü bozuldu, saat gece yarısı karanlığını işaret ettiğinde o muhteşem araba balkabağına, sürücüleri de farelere dönüşüverdi… Sonra ne mi oldu? Bizler akademik hayatın dışına itildik karanlık ellerle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On yıl sonra yeniden adım atarsak fakültelerimize, belki sıra arkadaşlarımızı öğretim üyesi olarak göreceğiz… Ne trajikomik değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bizim başörtümüz korkutmasın sizi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrencilerine vereceği notlarda objektif olamayacağını söyleyen rektör,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel makale hırsızlığıyla haksız akademik kariyer elde eden prof.lar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitelerin sosyal gelirlerini cukkalayan öğretim görevlileri korkutsun sizi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü onlar yakınınızda, işte taa orada!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZİM BAŞÖRTÜMÜZ KORKUTMASIN SİZİ!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-4002676114958715551?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/4002676114958715551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=4002676114958715551&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4002676114958715551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/4002676114958715551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/barts-denklemi.html' title='BAŞÖRTÜSÜ DENKLEMİ'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-6786114466505987863</id><published>2008-03-23T14:12:00.000-07:00</published><updated>2008-03-23T14:20:18.605-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan Hakları'/><title type='text'>Şubat 2008 Hak İhlalleri Değerlendirme Raporu</title><content type='html'>Özgür-Der'in topluma ve çağa tanıklığı sürüyor. Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin büyük bir emekle her ay periyodik olarak hazırladığı aylık insan hakları raporunun tamamını yayınlıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin hazırladığı raporun tam metni:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür-Der Diyarbakır Şubesi olarak topluma ve çağa tanıklığımız sürüyor. Her ay periyodik olarak hazırladığımız aylık insan hakları raporunu kamuoyuyla paylaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Giriş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden 11 yıl geçti. Ancak, geçen onca zamana rağmen temel hak ve özgürlüklerin önündeki engeller tam anlamıyla ne kaldırıldı ne de hak kısıtlayıcı uygulamalardan vazgeçildi. Söz konusu dönemin mağdurları iktidar oldular ancak, yaşanan gelişmeler muktedir ol(a)madıklarını gösteriyor. Bu durum başörtü yasağının üniversitelerde kaldırılmasına yönelik atılan adımlarda apaçık ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt sorununu askere havale eden siyasal iktidarlara karşın AK Parti'nin siyasi çözüm konusunda inisiyatif alacağını düşünen halk sınırötesi kara harekatı ile bir kez daha yanıl(tıl)mış oldu. Sınırötesi operasyon konusunda askerle tam bir fikir birliği içinde olduğunu söyleyen ve dökülen kanları durdurmak yerine bir komutan edasıyla kahramanlık nutukları atan başbakan siyasi çözüm beklentisi içinde olanları tam bir hayal kırıklığına uğratmakla kalmamış, ölen onlarca insanın da vebalini üstlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayında, Tuzla tersaneler bölgesinde, ardı ardına yaşanan "iş kazaları" çok sayıda işçinin ölümüne neden oldu. Yaşanan ölümler, yıllarca görülmek istenmeyen emekçilerin iş güvenliğini, çalışma koşullarını ve yaşadıkları iş kazalarını tekrar kamuoyunun gündemine getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolluk öldürmeye devam ediyor! Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin yıl dönümü nedeniyle yapılan protesto gösterisinde kolluk kuvvetleri 16 yaşındaki Yahya Menekşe'nin panzerle ezilerek ölümüne neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır acımasızca sürdürülmekte olan başörtü yasağının üniversitelerde kaldırılması yolunda AK Parti ve MHP'nin ortaklaşa hazırladığı anayasa değişikliği Meclis'ten geçti. Yasa, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmasına ve YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelere başörtüyle girilmesi konusunda yasal düzenlemeye gerek olmadığı yolundaki açıklamasına rağmen başörtülü öğrenciler, okul kapılarından yine geri çevrildi. Yasağı savunan cunta yanlısı Kemalist medya da boş durmayıp başörtülü avı başlatarak zinde güçlere görevlerini hatırlattı. Medyanın başörtü ihbarlarını, yarattığı mağduriyetler nedeniyle, son iki aydır "inanç özgürlüğü" başlığı altında değerlendiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Panzerle Gelen Ölüm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye getirilişinin yıl dönümü nedeniyle düzenlenen gösterilere kolluğun aşırı ve orantısız güç kullanımı savaşı andıran görüntülere neden oldu. Hesapsızca göstericilerin üzerine sürülen panzerlerden biri 16 yaşındaki Yahya Menekşe'nin ölümüne neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan ilk açıklamalar, Menekşe'nin göstericiler tarafından atılan bir taş sonucu öldüğü yönündeydi. Görgü tanıkları ve ailesi ise devleti sorumlu tuttular. Olay Yeri Keşfi ve Ölü Muayene Tutanağı ile Malatya Adli Tıp Kurumu raporunda Menekşe'nin 'araç altında kalmasına' bağlı olarak öldüğü tespiti yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gösterilere kolluk kuvvetlerinin bu şekilde müdahalede bulunması kabul edilemez. Eylemde "çocuklar taş atmış" olsalar bile bu taşın karşılığı panzer ve kurşun olmaz-olmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür-Der olarak yaşam hakkına kast eden bu ve benzeri orantısız göç kullanımlarını kınıyoruz. İnsanın ve hele çocukların hayatına kast edenlerin cezalandırılması çağrımızı yineliyoruz. Bu arada çatışma ve kandan medet uman ve bu yolla toplumsal taban kazanmaya çalışan "militarizmin öte kanadı"nı da protesto ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sınırötesi Kara Harekâtı: Sorunu Derinleştirme Harekâtı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş generalin komutasında 10 bin askerle başlatılan harekât, belirsiz sayıda ama en az onlarca insanın ölmesine ve yaralanmasına neden oldu. Harekatta köprü ve oto yollar zarar görürken halkın refahı için kullanılması gereken paralar sınırötesi dağlara gömüldü. Bu arada medyanın kullandığı şoven dile başbakan ve bakanların militer dili de eklenince insani ve ahlaki duygular toz duman oldu. Bu ulusalcı militer zihniyet savaş çığırtkanlığını basketbol maçı skoru bildirir gibi ölü sayıcılığına kadar vardırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürt ve PKK sorununda inisiyatif almaktan kaçınan AK Parti hükümeti işi tümden askere devretmekle kalmadı askerin mantığının paydaşı olduğunu ilan ederek akan kanların vebalini üstlenmiş oldu. Sorunun çözümünden yana olanların, savaş ve operasyonların sorunu daha da derinleştireceği uyarılarına rağmen gerçekleştirilen kara harekâtı, daha önce defalarca gerçekleştirilen ancak sonuç alınamayan operasyonlar gibi fiyaskoyla sonuçlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;28 Şubat'tan 11 Yıl Sonra Da Değişen Bir Şey Yok!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laikçi cephe İslami değerlere başörtüsü yasağı üzerinden saldırmaya ve mağduriyetler üretmeye devam ediyor. Halkın yüzde sekseninden fazlasının yasağın kalkmasından yana olmasına rağmen halkın iradesini ve onun siyasal yansımalarını hiçe sayan Kemalist sol ve ulusalcı kesim CHP'nin, çetelerin ve yargı bürokrasinin koruması altında Müslümanların değerlerine fütursuzca saldırırken zinde güçlere açık çağrılar yapmaktan da geri durmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasağı savunan cunta yanlısı Kemalist medya, muhbirliğe başlayarak başörtülüleri ve onlara mani olmayan idarecileri ihbar etmeye başladı. Edirne'deki Ayşekadın Sağlık Ocağı Aile Sağlığı Merkezi'nde aile hekimi olarak görev yapan ve "muh(a)bir"ler tarafından poliklinik içinde başörtülü halde hasta muayene ederken görüntülenen Dr. Zeynep Mahmut hakkında Edirne valisi Nusret Miroğlu'nun talimatı ile soruşturma başlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasakçılar, iktidarın ürkekliğinden faydalanarak başörtülü öğrenci ve veliler üzerinde şiddet uygulamaya başladılar. Bunlardan biri de Samsun'da yaşandı. Daha önce rektör Ferit Bernay'ın usulsüz atamaları ve yolsuzluklarıyla adı duyulan Samsun 19 Mayıs Üniversitesi bu defa akıl almaz bir darp olayıyla gündeme geldi. Başörtülü kızını okula bırakan baba İdris Gökçek, güvenlik görevlileri tarafından darp edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elverişsiz Çalışma Koşulları Öldürüyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla tersaneler bölgesinde, ardı ardına yaşanan "iş kazaları" çok sayıda işçinin ölümüne ve yaralanmasına neden oldu. Yaşanan ölümlü kazalar iş güvenliği ve işçi sağlığı ile çalışma koşulları bakımından yönetimlerin duyarsızlığını da ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla'da vahşi kapitalizmin kanlı çarkları en ağır bir biçimde dönüyor. Bunun acısını, evine bir parça ekmek götürebilmek için ağır ve sağlıksız çalışma koşullarında, sosyal güvencesi olmaksızın ölümle burun buruna çalışan fakir halk ödüyor. Bu konuda bu güne kadar yaşanan kazalara gözünü tıkayan hükümetler bu vahşetin baş sorumlusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçinin kendisinin ve ailesinin insanca bir yaşam sürebilmesi için sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları oluşturulmalıdır. İşçilerin emeklerinin karşılığı, adil bir şekilde ve teri soğumadan kendilerine verilmelidir. İnsan onurunun korunması için şart olan koşullar ve olanakların oluşturulması en başta hükümetin sorumluluğundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;YAŞAM HAKKI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tuzla Tersanelerinde Bir İşçi Daha Öldü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla Tersaneler Bölgesinde, Şahin Çelik tersanesinde bir işçi daha iş güvenliği eksikliği nedeniyle öldü. Limter-İş, 20 yaşındaki Metin Turan'ın 4 Şubat günü saat 18.00'da iskeleden denize düşerek yaşamını yitirdiğini açıkladı. (bianet - 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yargısız İnfaz 13 Yıl Sonra Aydınlandı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siirt'in Eruh ilçesinde PKK tarafından kaçırıldığı belirtilen oğlunu bulmak için dağa çıkan Mehmet Çetinkaya ile yakınları Emin ve Ahmet Aslan, güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. 3 köylünün öldürülmesi 'çatışmada 3 terörist öldürüldü' şeklinde lanse edilerek, olayın üstü kapatılırken, başvurdukları Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi, gerçekleri ortaya çıkardı. Mahkeme, "Köylülerin güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiği hususunda ortada yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır" diyerek, köylülerin PKK'li değil, sivil olduğunu kabul etti ve Siirt Valiliği'ni tazminat ödemeye mahkûm etti. (Birgün – 09 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Panzerin Ezdiği 16 Yaşındaki Yahya Menekşe Öldü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde 15 Şubat gösterilerinde polis panzerinin ezdiği 16 yaşındaki Yahya Menekşe, kaldırıldığı Cizre Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Yahya Menekşe'nin kafatasının ezildiği, vücudunda çok sayıda kırık olduğu belirtildi. (Özgür-Der: Adli Tıp Kurumu da Cizre'deki olaylarda ölen Yahya Menekşe'nin araç altında ezildiğini raporunda belirtti.) (Taraf – 16 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Cevat'ın Ölümünü Gördük"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla tersanelerinde çalışan Cevat Toy 12 Şubat'ta çalıştığı geminin ambarına düşerek öldü. Bunu protesto eden ve örgütlenmelerini sürdüren işçiler iki gün sonra işten atıldı. (bianet - 16 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tersanede Bir Ölüm Daha Gerçekleşti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla'daki tersanelerde birbiri ardına yaşanan iş kazalarına bir yenisi daha eklendi. Selahattin Aslan Tersanesi'nde çalışan Hasan Köse (24) geçtiğimiz gün yaşam savaşını kaybetti. 15 Şubat'ta temiz su tankının içinde biriken gazın patlamasıyla ağır yaralanan Hasan Köse hemen Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Vücudunda yüzde 80 oranında yanık olduğu belirlenen Köse, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. (Yeni Şafak – 20 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taburda Kuşkulu Ölüm&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şırnak Tabur Komutanlığında sırtından aldığı kurşunla yaşamını yitiren İsmail Taştop'ın intihar etmediği, öldürüldüğü iddia edildi. Taştop'un aile yakınlarının iddiasına göre, Taştop'un öldüğü tabur içersinde aileyi telefonla arayan bir kişi, "Bizi tabur içerisinde taradılar. Haberiniz olsun" dedi. Samsun'da acemi birliğini tamamladıktan sonra 15 gün önce Şırnak'taki Tabur Komutanlığı'na teslim edilen İsmail Taştop üç gün önce sırtında aldığı kurşunla yaşamını yitirdi. (Birgün - 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Danıştay'dan Türbana Çifte Fren&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, açık lise sınavlarına türbanla girilmesinin serbest olması gerektiğini savunurken, Danıştay'dan aksi bir karar geldi. Danıştay 8. Dairesi Merkezi Sınav Yönergesi'nde sınava giren öğrencilerin kılık kıyafetiyle ilgili maddedeki 'başı açık' ifadesini kaldırarak türbanın önünü açan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) düzenlemesini iptal etti. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, kılık-kıyafet kurallarına uymadığı için üniversite sınavı iptal edilen öğrencinin velisinin açtığı davayı geri çevirdi. (Radikal 01 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başörtüsü Eylemcilerine 5 yıl Hapis İstediler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay 8. Ceza Dairesi, Bursa Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde başörtülü öğrencilerin okula alınmaması yönündeki valilik emrini yerine getiren okul idaresini protesto edip zorla okula giren ve eğitime ara verilmesine neden olan velilerin 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması gerektiğine karar verdi. (Milli Gazete – 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Yasakçı Profesör' Türbanlılara Ders Vermek İstemiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yiğitsubay, başörtülü öğrencilere ders vermek istemediğini söyledi. Pazartesi günü 5N 1K programında Cüneyt Özdemir'in konuğu olan Yiğitsubay, "Özgürlük denince bu da benim özgürlüğüm, ben türbanlı öğrenciye ders vermek istemiyorum." şeklinde bir açıklama yaptı. (Zaman – 06 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Engelli Kızın Annesi Başörtülü Diye Kampüse Alınmadı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anayasa değişikliğinin ikinci oylamasının Meclis'te yapılacağı günün öncesinde Marmara Üniversitesi'nde yine bir başörtüsü dramı yaşandı. 'Engelsiz Meslek Eğitimi Projesi' kapsamında açılan bilgisayar ve muhasebe kursunu bitirip sertifika almaya hak kazanan Kadriye Ödül'ün (23) annesi Emine Ödül başörtülü olduğu gerekçesiyle törene alınmadı. Baba Mehmet Ödül ise olayı protesto için eşiyle birlikte soğukta dışarıda bekledi. (Zaman – 11 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sakallı Diye Askerî Hastaneye Alınmadı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara'da, eşiyle birlikte muayene olmak için askerî hastaneye giden 54 yaşındaki Kıbrıs gazisi, sakallı diye içeriye alınmadı. 34 yıllık gazi Ahmet Cankurtaran, görevlilere neden alınmadığını sorması üzerine, "Yönetmelik yeni çıktı, sakalını kes de gel." denildi. (Zaman - 13 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türbanda 'Hedef Kamu' Diyen AKP'li Vekil Disipline Sevkedildi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Grup Yönetim Kurulu, Konya Milletvekili Hüsnü Tuna'nın "Uyarı cezası" istemiyle Müşterek Disiplin Kurulu'na sevk edilmesini kararlaştırdı. Grup Başkanvekili Nihat Ergün, milletvekillerinin parti disiplinine göre hareket etmesi gerektiğini belirterek, Tuna'nın "Uyarı cezası" istemiyle Müşterek Disiplin Kurulu'na sevk edildiğini bildirdi. (Birgün – 15 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başörtülü Olduğum İçin Arabam Tekmelendi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversite öğrencisi bir genç kız, başörtülü olduğu gerekçesiyle ağır hakarete uğrayıp, arabası tekmelendi. Üniversite öğrencisi Hatice Büşra Kartal, önceki gün annesi ve kız kardeşiyle birlikte Florya Menekşe sahiline gitmek için yola çıktı. Sahile yakın bir yerde aracını park eden Kartal'a 34 ... .. plakalı araçtan inen bir kişi ağır şekilde hakaret etti. Başörtülü insanları görmeye tahammül edemediğini söyleyen şahıs 3 kadının içinde bulunduğu arabayı dakikalarca tekmeledi. (Zaman - 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başörtülü Kızların Kimlikleri Toplandı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız Teknik Üniversitesi'nde öğleden önce derse girmelerine izin verilen başörtülü öğrencilerin kampüsten çıkarken kimliklerinin alındığı öğrenildi. Dersleri öğleden sonrada olan başörtülü öğrencilerin kampüse girişine de kimlikleri alınarak izin verildi. Öğrencilerin kimliklerini alan güvenlik görevlileri ise uygulama ile ilgili açıklama yapmaktan kaçındı. (haksozhaber – 25 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Başörtülü Kızın Babasına Dayak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızını okula bırakan baba idris gökçek, üniversite güvenlikçilerinin önce sözlü sonra da fiili saldırısına uğradı. Daha önce Rektör Ferit Bernay'ın usulsüz atamaları ve yolsuzluklarla adı duyulan Samsun 19 Mayıs Üniversitesi bu defa akıl almaz bir darp olayıyla gündeme geldi. Başörtülü kızını okula bırakan baba İdris Gökçek, güvenlik görevlileri tarafından darp edildi. (samanyoluhaber – 26 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Validen Başörtülü Doktora Soruşturma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edirne'deki Ayşekadın Sağlık Ocağı Aile Sağlığı Merkezi'nde 4'nolu Aile Hekimi olarak görev yapan ve gazeteciler (muhbirler) tarafından poliklinik içinde başörtülü hasta muayene ederken görüntülenen Dr. Zeynep Mahmut hakkında Edirne Valisi Nusret Miroğlu'nun talimatı ile soruşturma başlattı. (haksozhaber – 27 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Laikçi Medyadan İhbarlar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ispartalı Miniklere Karne Ödülü: Said-i Nursi Propagandası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci dövmekten hapis cezası alan, yolsuzluk iddiaları ve 'Türbanlı Belediye Başkanı da olmalı' çıkışıyla adı sık sık gündeme gelen AKP'li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman'ın son icraatı ilköğretim öğrencilerine Said-i Nursi propagandası yapılan kitabı dağıtmak oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Küçük Gezgin, Güller ve Halılar Diyarı Isparta'da' adlı çizgi romanda Said-i Nursi için 'keskin zekâsı, harikulade hafızası', 'yüzyılın mütefekkiri (düşünürü)' gibi övücü ifadeler kullanılıyor. (Radikal - 01 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özgürlük İçin Atılan İmzaya Rektör Baskısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye genelinde birçok üniversiteden akademisyenlerin başlattığı özgürlük hareketine destek çığ gibi artarken, bildiriye imza atan öğretim üyelerine yasakçı rektörler tarafından baskı yapılıyor. Bu baskıların en yoğun yaşandığı yerlerin Akdeniz Üniversitesi, Malatya İnönü Üniversitesi, 19 Mayıs Üniversitesi ve ODTÜ gibi üniversitelerin olduğu ortaya çıktı. (Zaman – 01 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İÜ Rektörü Şaşırttı: Belki Türbanlı Öğrenciye Hak Ettiği Notu Vermeyeceğiz&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü karşıtı açıklamalarıyla gündeme gelen İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Mesut Parlak, şaşırtıcı bir çıkış yaptı. Parlak, başörtülü öğrencilerin üniversiteye girmeleri halinde onlara hak ettikleri notu veremeyeceklerini söyledi. Parlak önceki gün İÜ Senatosu'nda başörtüsü karşıtı bir açıklama yapmış ve bazı öğretim üyelerince ayakta alkışlanmıştı. (Zaman – 01 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Serbest Bırakılması Halinde İlk Hedef ÖSS&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasının ardından türbanlı öğrencilerin ilk hedefi 15 Haziran'da ÖSYM tarafından yapılacak üniversiteye giriş öğrenci seçme sınavı olacak. Bu yıl liseler dört yıla çıkarıldığı için üniversiteye giriş sınavına girenlerin sayısı geçen yıllara göre 500 bin kişi azalacak. Bu durumda geçmiş yıllarda liseyi bitiren ancak türban nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kalan binlerce genç kız bu yıl yapılacak sınavlara katılarak üniversiteye girmeye çalışacak. (Birgün – 02 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Özgürlükçü'lük Türbana Kadarmış&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteler Arası Kurul (ÜAK) toplantısına göreve geldiğinde "Üniversitelerdeki bütün yasakları kaldıracağım" mesajı veren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan damga vurdu. Türbana serbestlik getiren düzenlemeye tepki göstermek amacıyla yapılan toplantıyı iptal etmek için uğraşan Özcan, başarılı olamayınca kurul üyelerini hukukla tehdit etti. (Radikal – 02 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meğer Muhabir, Bayan Doktora Saldırmış&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi, çarpıtma haberlerine bir yenisini daha ekledi. Gazete, zorla fotoğrafını çekmek isteyen muhabirini engelleyen doktorla ilgili haberi 'Türbanlı doktor muhabirimize saldırdı' başlığıyla yayınladı. Adana'nın Mahfesığmaz Mahallesi'ndeki 80. Yıl Sağlık Ocağı'nda 7 aydır görev yapan Dr. Zeynep Oruç, Cumhuriyet Gazetesi muhabirinin kendisini iterek zorla fotoğrafını çekmeye çalıştığını söyledi… (Zaman – 02 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Altı Yaşında 'Suçlu' Olmaz, Cezai Sorumluluk Yok"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Üyesi Avukat Seda Akço, bugünkü (5 Şubat) Radikal gazetesinin ilk sayfadan ve İnternet sitesinden "Altıda hırsız, sekizde yüzücü!" başlığıyla verdiği haberde, çocuğun "hırsız" olarak nitelenmesini eleştirdi. Radikal'in haberini eleştiren Avukat Akço "12 yaşının altındaki çocuklara kovuşturma yasağı var. Halbuki kişi suçlu mu, kovuşturmadan sonra karar verilir" dedi. (bianet – 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YÖK Katsayı İçin Koşturuyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÖK Genel Kurulu iki ay aradan sonra ilk kez toplandı. Yoğun gündem nedeniyle imam-hatiplere katsayı eşitliği sağlayacak düzenleme görüşülemedi ancak bunun için 14 Şubat'ta toplanma kararı alındı. Görüşü sorulan Milli Eğitim 'Değişmeli' yanıtı verdi. (Radikal – 08 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kısa Etekli Kızlara 'Asit'li Saldırı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarsus'ta iki kız öğrencinin, bacaklarına etekleri kısa olduğu için şırıngayla yakıcı sıvı madde atıldığı öne sürüldü. Yarım saat arayla gerçekleşen olayların failleri aranırken bir hemşire aynı şekilde saldırıya uğradığını söyleyerek şikâyetçi oldu. İlçede 'şırıngalı saldırgan' korkusu yaşanıyor. (Özgür-Der; ihbar haberinin yalan olduğu daha sonra ortaya çıktı) (Radikal- 15 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Diyarbakır'da İçki Yasağı' Haberi de Yalanmış&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bazı gazetelerde çıkan 'Diyarbakır'da içki yasağı' şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Diyarbakır İl Dernekler Müdürü Mehmet Selim, lokallere gönderilen kararın Diyarbakır İçkili Yer Tespit Komisyonu tarafından alındığını, komisyonda başta belediye, emniyet, Milli Eğitim'le birlikte birçok resmi kurumun bulunduğunu hatırlattı. Selim, tebligatı 22 değil, içkili bölgeye taşınmayan 17 lokale gönderdiklerini kaydetti. (Özgür-Der: haber 15 Şubat 08 tarihinde Milliyet gazetesinde çıkmıştı) (Zaman – 17 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jurnalci Gazeteciliğin Güvenilir Adresi: Milliyet&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet gazetesi, başörtüsüne karşı 'safariye çıkmış vahşi batılı' gibi yaklaşarak jurnalci haberciliğin güvenilir adresi olmaya devam ediyor. Bunun son örneği, 25 Şubat 2008 tarihli "Hastanede ve lisede türbanlı görüntüler" haberi oldu. Spotta ise şu ibareler yer alıyor: "Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çok sayıda çalışan, türbanlı. Hizmet veren türbanlı sağlık görevlileri ve doktorlar var. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başhekim, türbanlı olarak görev yapan kadın doktorların bulunduğunu kabul ediyor." (haksozhaber – 26 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Provokatörler Sahnede&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü yasağını devam ettirmek isteyen özgürlük düşmanları, öğrencileri kışkırtarak, provokasyonlara başladılar. İstanbul Aydın Üniversitesi Halit Aydın Kampüsü'nde türbanlı öğrencilerin okula girmesini protesto eden bir grup eylem yaptı. (Milli Gazete – 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Suç aletleri: Seccade, Tespih, Ayet Panosu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Milliyet &amp;amp; DHA klasiği daha: Namaz kılanlar ihbar edildi; mescit 'örgüt yuvası'; seccade, tespih ve Arapça ayet yazılı panolar da 'suç aleti' gibi gösterildi. İkilin son işbirliği, Bolu İl Tarım Müdürlüğü binasındaki bir odanın, namaz kılınması için mescit haline getirilmesi oldu. (haksozhaber – 29 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;MİLİTER UYGULAMALAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Sünnetsiz" Siyaseti&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bingöl kırsalında TSK'nın yaptığı operasyonda yaşamını yitiren 10 PKK'li için Bingöl Valisi İrfan Balkanhoğlu "İçlerinden bazıları sünnetsizdi" şeklindeki açıklamada bulundu. (Birgün – 08 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Korucu Çocuklarına Sınavsız Kadro!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman'da askerliğini yapmamış korucu çocuklarının sınavsız memur kadrosuna alındıkları iddiası tartışılıyor. İşsizlik ve yoksulluğun sefalet sınırlarını zorladığı bölgede, korucu çocuklarının KPSS'ye girmeden memur kadrolarına atandığı ortaya çıktı. AKP Batman milletvekili, 12 korucu çocuğunun Nüfus, Maliye ve Sağlık müdürlüğü kadrolarına alındığını açıkladı. (Evrensel – 09 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alay Komutanından Muhabire 'Ruhsal Dengem Bozuldu' Davası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malatya'da 18 Nisan 2007'de işlenen misyoner cinayetleri ile ilgili bir ihbar mektubunda adı geçen Malatya İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Mehmet Ülger, Star Gazetesi'nin muhabirine tazminat davası açtı. Albay Ülger, dava dilekçesinde haberler nedeniyle ruhsal dengesinin bozulduğunu ileri sürdü. Ali Arslan imzalı mektupta davanın sanıklarından Emre Günaydın'ı azmettiren isimler arasında gösteriliyordu. (Zaman – 11 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vekiller Dinleniyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jandarma İstihbarat Teşkilatı'nın (JİT), mahkeme kararıyla, DTP milletvekilleri, kimi AKP'li milletvekilleri ve DTP il başkanlarını dinlemeye aldığı belirtildi.(Evrensel – 22 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Barışa Bu Kez Kara Bombası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce bahar aylarında başlatılacağı belirtilen Kuzey Irak'a kara harekatı oluşturulan beklentinin aksine başladı. Genelkurmay Başkanlığından yapılan açıklamada önceki gün saat 19:00 itibariyle kara harekatının başladığı bildirildi. Operasyona 10 bin civarında askerin katıldığı ve koordinasyonun Malatya 2. Kolordu Komutanlığı tarafından sağlandığı bildirildi. (Birgün - 23 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"TSK'nin Top Ateşlerini Duyan Çocukların Psikolojisi Bozuluyor"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemdinli'ye 20 kilometre mesafede, Irak-İran sınırı üçgeninde bulunan Tekeli (Gare) köyünde yaşayanlar sınırötesi kara harekatının başladığı gün yapılan top ateşlerinin çocuklarının psikolojisini olumsuz yönde etkilediğini belirttiler. Köylüler, sınırötesi kara harekatının başladığı ilk gün taburdan yaklaşık 80 top atışının yapıldığını kaydetti. (bianet - 25 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bülent Ersoy'a 'Askerlikten Soğutma' Soruşturması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pop Star Alaturka adlı yarışma programında söylediği sözler nedeniyle sanatçı Bülent Ersoy hakkında soruşturma başlatıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Savcısı Ali Çakır'ın, Ersoy hakkında 'halkı askerlikten soğutma' suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlattığı öğrenildi. Dava açılırsa Ersoy, bu suçu basın yoluyla işlediği için 9 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak. (Zaman - 26 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Asker İstedi, Eren Keskin'e Savcılık Dava, Baro Soruşturma Açtı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelkurmay'ın talebiyle hukukçu Keskin hakkında bir konuşmada "askeri aşağıladığı" gerekçesiyle dava açıldı; Baro da disiplin soruşturması açtı. Keskin, "Militarist baskıyı eleştirmeyi sürdüreceğim" dedi. (bianet - 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;'Polis Şehir Dışında İşkence Yaptı'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan'da polisin kendilerine işkence yaptığını ileri süren üç genç Ardahan Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Ardahanlı üç genç olan Sertaç Tuzaktepe, Batuhan Şero ve Birtaş Tuzaktepe savcılığa verdikleri ifadelerinde polisin kendilerini bir cafeden alarak, önce karakolda, ardından kent dışına götürüp, ölesiye döverek işkence yaptıklarını ileri sürdüler. (Birgün - 16 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Polis Dayağı Rutinmiş&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartıştığı polis memuru tarafından dövülen üniversite öğrencisi Oğuzhan Ç. hakkını yargıda arayınca karakoldan ilginç bir savunma geldi: "Durum rutin bir olaydır. Polisin zor kullanma yetkisi var." (haksozhaber – 17 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Batman'da polis çocuk döverken cep telefonuyla görüntülendi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batman'da geçen hafta yaşanan gösterilerde çocuklarla "şeker ve ayakkabı" diyaloguyla gündeme gelen polisler, çocuklara şiddet uygularken görüntülendi. Pazar günü 3. Lig 1. Grup'ta mücadele eden Batman Petrolspor ve Malatya Belediyespor arasında oynanan maçta, dökülen bozuk paraları almaya çalışan çocuklar, polisler tarafından kolları ve kulakları bükülerek ve kafalarına vurulurken, vatandaşlar tarafından cep telefonu ile görüntülendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;(DİHA – 20 Şubat 08)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Polisler Sendikacıları Tartakladı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SES Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Meryem Özsöğüt'e destek eyleminde, sivil polisler sendikacıları tartakladı. Ankara'da 10 Aralık 2007 tarihinde yaşanan bir yargısız infaz olayını protesto etmek amacıyla düzenlenen eyleme katıldığı için tutuklanan SES üyesi Meryem Özsöğüt'e, dayanışma amacıyla kart göndermek isteyen SES Ankara Şubesi yöneticileri, Kızılay Postanesi önünde basın açıklaması yapmak istediler. PTT'ye giden yolda barikat kuran sendikacılar, sivil polisler tarafından tartaklandılar. (Evrensel - 16 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tuzla İşçisine Polis Dayağı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuzla tersanelerindeki ölümleri protesto etmek için 'Gemileri yaktık' pankartı açıp eylem yapan işçilere polis müdahale etti. Sendika başkanları dahil 76 kişi gözaltına alınıp bırakıldı, 15 kişi olaylarda hastanelik oldu. (Radikal – 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;DÜŞÜNCEYİ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zarakolu 301'den Yargılandı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BELGE Yayınları sahibi Ragıp Zar-kolu'nun, George Jerjian'ın "Gerçek Bizi Özgür Kılacak" adlı kitabını yayınladığı gerekçesiyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına devam edildi. Dava, savunma hazırlığı için ileri bir tarihe ertelendi. (Birgün – 02 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yine İfade Özgürlüğü Yargılanıyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafkas Üniversitesi Öğrenci Derneği tarafından 4 Haziran 2007'de düzenlenen 'Demokrasinin Öncelikleri' paneline katılarak bir konuşma yapan DTP İl Başkanı Mahmut Alınak hakkında Kars Sulh Ceza Mahkemesi'nin açtığı dava yarın görülecek. (Birgün - 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Söylediği Türküler Nedeniyle Gözaltına Alındı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir konseri sırasında ''terör örgütü propagandası yaptığı'' iddiasıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan ve gözaltına alınan Ferhat Tunç serbest bırakıldı. (haksozhaber – 21 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yargıtay'dan Eleştiriye Tahammülsüzlük&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Siyasiler eleştirilere katlanmalı' diyen Yargıtay, dün çok tartışılacak bir karara imza attı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bir yazısında Yargıtay üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla AK Parti Milletvekili Hüsnü Tuna'nın tazminat ödemesine hükmetti. (haksozhaber – 21 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mahir Çayan'ın Kitabı Örgütsel Doküman Oldu!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DHKP-C örgütü üyesi oldukları iddiasıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 14 sanıkla ilgili iddianamede, sanıklardan birinin evinde bulunan Mahir Çayan'ın "Bütün Yazılar" kitabı "örgütsel doküman" olarak nitelendirildi. (Birgün – 23 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hemşireye "Mesleki Eğitim" Cezası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemşire olan İHD Siirt temsilcisi Aydın, Barış Günü'nde okuduğu basın açıklaması nedeniyle "mesleki eğitim alma" cezasına çarptırıldı. (bianet - 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;KÜRT SORUNU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;X ve W Hala Yasak: 'Çoban Ateşi' Gazetesi Toplatıldı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtçe yazılar içermesi nedeniyle 40. sayısı toplatılan "Çoban Ateşi" Gazetesi'nin 41. sayısı da aynı gerekçeyle toplatıldı. Yayın hayatına başlamadan önce savcılığa yaptığı beyanda gazetenin dilinin Türkçe-Kürtçe olduğunun belirtilmesine karşın, Gaziantep 1. Sulh Ceza Mahkemesi, "Tarihte bir yıl Mehabad", "Kürt dili ve edebiyatı", "Ahmet Arif" başlıklı yazılarında "x" ve "w" harflerinin kullanılmasını gerekçe göstererek söz konusu kararı aldı. (bianet – 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kürtçe Suç Duyurusu Yapınca Sanık Oldu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan hakkında, Kürtçe yazdığı dilekçeyle suç duyurusunda bulunan Tevn Yayınları sahibi Mehdi Tanrıkulu "13 sayılı Türk Harflerinin Kabul Tatbiki Hakkında Kanun"a muhalefetten yargılandığı davada 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. (Birgün – 08 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TRT'de Serbest, F Tipinde Yasak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan, TRT'nin bir kanalının Kürtçe yayın yapacağını söylemişti. Ancak F tipi cezaevlerinde bile tutuklu ve hükümlülerin, dil yasaklarına maruz kaldığı öne sürüldü. Cezaevi İzleme Komisyonu'na konuşan tutuklu ve hükümlüler, ziyaretçileriyle ve telefonla görüştükleri yakınlarıyla Türkçe dışında konuşmalarına izin verilmediğini, 'Kürt Şiir Antolojisi' kitabının güvenliği tehlikeye soktuğu gerekçesiyle verilmediğini söyledi. (Radikal – 20 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kürtçe Konuşan Tanrıkulu'ya Hakimin Sözü: "Bak Tutuklatırım!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kürtçe konuşmak isteyen Mehdi Tanrıkulu karakolda, "Kürtçe de dil mi?"; mahkemede de, "Burada sadece Türkçe konuşulur", ""Benim kafamın tasını attırmayın", "Bak içeri atarım" tepkileriyle karşılaşmış. (bianet – 20 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;ADİL YARGILANMA HAKKI VE CEZASIZLIK&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yargıtay da Uğur'u Öldüren Polislere 'Beraat' İstedi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay Başsavcılığı, Mardin Kızıltepe'de Ahmet Kaymaz ve 12 yaşındaki oğlu Uğur'u "yasal sınırları aşarak öldürdükleri" iddiasıyla yargılanan polislerin beraatına hükmeden mahkeme kararını yerinde buldu. (Evrensel – 01 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yargı Mağdur İçin Hızlı, Suçlanan Polisler İçin Ağır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyoğlu'nda, gördüğünü iddia ettiği polis şiddeti sonucunda dalağı alınan Mehmet Nezir Çirik ve darpa edildiğini iddia eden Arif Kılınç, şikâyetçi oldukları polislerin yargılanmasını beklerken, haklarında 'Polise direnmek' suçundan altı aydan üç yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Çirik'in teşhis ettiği polis komiseri ve polislerin fotoğrafı kendisine gösterilmezken, bir türlü sonuçlanmayan adli soruşturma ise altıncı ayında. (Radikal - 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jandarma Ateşine Takipsizlik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tunceli'nin Mazgirt ilçesinde geçtiğimiz yıl 3 Eylül'de iki köylüye jandarma tarafından açılan ateş sonucu başlatılan soruşturmaya, Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verildi. (Birgün – 19 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7 Yılda 11 Hâkime 'Eve Dönüş'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayrampaşa Cezaevi'nde 12 tutuklunun yaşamını yitirdiği "Hayata Dönüş Operasyonu" davasına hâkim dayanmıyor. Dünkü oturumda mahkemenin hâkimi 11. kez değiştirildi. Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000 tarihinde 12 tutuklunun ölümüne ve yüzlerce kişinin sakat kalmasına neden olan "Hayata Dönüş Operasyonu" davası 7 yıl geçmesine karşın dün davanın iki tutuklu sanığı ilk kez ifade verdi. (Birgün - 22Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;CEZAEVLERİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Açık Görüş Alanına da Kamera Konuldu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Sevin Kalman, Tekirdağ 1 ve 2 NoTu F Tipi Cezaevi, Kandıra Cezaevi, ve Sincan 1 ve 2 NoTu cezaevinde açık görüş alanlarına kamera sisteminin getirildiğini belirtti. Kalman, "koridor boyunca her bölümde kamera var. Telefonlar dinleniliyor. Görüş sırasında her şeyleri denetleniyor." dedi. (Birgün – 04 Şubat08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;16 Ameliyat Geçiren Kanserli Tutuklu Tahliye Edilmiyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesane kanseri olan ve cezaevine girdikten sonra hastalığı ilerleyen Erol Zavar'ın 'sağlığı düzelinceye kadar cezasının ertelenmesi' talebine Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin olumsuz yanıt verdi. (Radikal – 04 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hükümlüye 'Elin Niye Cebinde' Dayağı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buca Kırıklar 2 No'lu F Tipi Cezaevi'nde bulunan Kemal Yiğit adlı hükümlü, avukatıyla yaptığı görüşmede gardiyanlar tarafından darp edildiğini iddia etti. Avukat Güneş Kırmızıgül'e, 'elini cebine koyduğu' için dayak yediğini anlatan Yiğit, "Son dönemlerde coplarla sayım yapmaya geliyorlar. Cezaevinde askeri bir düzen hakim kılınmaya çalışılıyor" dedi. (Evrensel – 10 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Binbaşının Kitabına 'Örgüt Propagandası'&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli Binbaşı Zeki Bingöl'ün "Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği" adlı kitabı Malatya E Tipi Kapalı Cezaevi tarafından "örgüt propagandası" gerekçesiyle tutsaklara verilmedi. DHKP/C davasından tutuklu bulunan Özcan Dutağacı'na gelen "Gladio" kitabına da yine el konuldu. (Birgün - 25 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vekillere Polisten Cop&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cizre'de bir göstericinin ölümüyle sonuçlanan olayları kınamak için Batman'da izinsiz gösteri yapan gruba polis müdahale etti. Göstericileri sakinleştirmek için giden DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız ile aynı partili Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, polis tarafından coplandıklarını iddia etti. Ayakta tedavi gören Yıldız ile Kalan, polisler hakkında davacı olacaklarını söyledi. Başkan Kalkan'a, 'Dört gün iş göremez' raporu verilirken Yıldız rapor almadı. (Radikal – 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vekile Polisten Cop&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cizre'de bir göstericinin ölümüyle sonuçlanan olayları kınamak için Batman'da izinsiz gösteri yapan gruba polise müdahale etti. Göstericileri sakinleştirmek için giden DTP Batman Milletvekili Bengi Yıldız ile aynı partili Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, polis tarafından coplandıklarını iddia etti. Ayakta tedavi gören Yıldız ile Kalan, polisler hakkında davacı olacaklarını söyledi. Başkan Kalkan'a, 'Dört gün iş göremez' raporu verilirken Yıldız rapor almadı. Milletvekili Bengi Yıldız, "Kafama peş peşe coplar inmeye başladı. Beni tanıdıkları halde feci şekilde dövdüler" dedi. (DİHA – 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Urfa'da Esnafa Polisten Çok Sert Müdahale&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye Küçük Sanayi Sitesi'ndeki çok sayıda esnafın, bir süre önce kent dışındaki Evren Sanayi Sitesi'nde yapılan yeni işyerlerine taşınması istendi. Esnafın bir bölümü yeni yerlerine taşınırken, 434 esnaf yeni bölgede iş yapamayacaklarını öne sürerek kararı uygulamadı. Bunun üzerine 1000 kişi kararı protesto etmek için belediyeye yürüdü. Dağılmayan esnafa polis cop, biber gazı ve gaz bombalarıyla müdahale etti. (Radikal - 19 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Üçü Çocuk Yedi Kişi Tutukla&lt;/span&gt;ndı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının yıldönümünde Cizre'de çıkan olaylarda gözaltına alınan üçü 15 yaşın altında 17 kişi tutuklandı. 15 Şubat günü başlayıp, üç gün süren ve Yahya Menekşe'nin ölümüyle sonuçlanan olaylarda polis 15- 18 yaş arasında 12, 19- 45 yaş arasında 17 olmak üzere toplam 40 kişiyi gözaltına aldı. 'Terör örgütü propagandası yapmak, suçlu ve suçluyu övmek, izinsiz gösteri yapmak ve polise mukavemet' suçlamalarından gözaltına alınan 40 zanlıdan 17'si dün Adliye'ye sevk edildi. Nöbetçi mahkemede 11 saat süren duruşmanın ardından zanlılardan üçü 15 yaşın altında olan yedisi tutuklanıp cezaevine gönderildi. (Radikal – 22 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;12 Tekel İşçisi Gözaltına Alındı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekel Sigara'nın özelleştirilmesi Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki sigara fabrikalarında çalışan işçiler tarafından protesto edildi. İhaleyi protesto eden İstanbul'daki Tekel işçilerine müdahale eden polis, 12 kişiyi gözaltına aldı. (Birgün - 23 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Van'da Operasyon Karşıtı Yürüyüşe Polis Müdahalesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'da kara operasyonunun durdurulması talebiyle DTP'nin düzenlediği yürüyüşte polisle göstericiler arasında çatışma çıktı. 9 kişinin gözaltına alındığı yürüyüşte pek çok kişi yaralandı, bir kişinin sağlık durumu ciddiyetini koruyor. (bianet - 26 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır'da Dünkü Açıklama Sonrası 17 Kişi Gözaltına Alındı&lt;br /&gt;DTP Diyarbakır İl Örgütü'nün düzenlediği yürüyüş sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili olarak 7'si çocuk 17 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan zanlıların sorgusu halen Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü'nde devam ediyor. (DİHA – 26 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Panzer Çarpması Sonucu Yaralandı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Van'da dün düzenlenen protesto gösterisinde panzer çarpması sonucu ağır yaralanan 65 yaşındaki Salih Babat'ın Van Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesindeki tedavisi sürüyor. Kulağının yarısı kopan Babat'ın beyninde hasar oluştuğu belirtildi. (DİHA – 27 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tersane Eyleminde 82 Kişi Gözaltına Alındı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tersane işçileri Limter-İş Sendikası'nın çağrısıyla üretimden gelen gücünü kullanarak greve çıktı. İşçilere müdahale eden polis, Limter-İş Sendikası Genel Başkanı Cem Dinç, Genel Sekreteri Kamber Saygılı, Genel Başkanvekili Hakkı Demiral, Tekstil Sen Genel Başkanı Ayşe Yumli Yeter'in aralarında bulunduğu 82 kişiyi gözaltına aldı. Sendikacı ve işçiler, akşam saatlerinde serbest bırakıldı. (ANF – 27 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;BASIN VE HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kaçırılan Askerlerin Davasına Yayın Yasağı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme konuyla ilgili aldığı kararda, "Davanın açık görülen celseleri ile ilgili olarak CMK'nın 187/3'üncü maddesi uyarınca milli güvenlik, kamu düzeni ve güvenliği, devlet sırrının açıklanmasının önlenmesi amacıyla, ayrıca sanıklar ve ailelerinin saygınlık onur ve haklarına dokunacak nitelikte olumsuz haberlerin ve yorumların engellenmesi amacıyla duruşma içeriği ile sınırlı olarak yazılı ve görsel basında yayın yasağı konulmasına karar verilmiştir.'' denildi. (Zaman – 02 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tutuklandı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azadiya Welat Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve İmtiyaz sahibi Vedat Kurşun Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı.(ANF – 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Altan ve Çongar'a Kandil Soruşturması&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ve Yardımcısı Yasemin Çongar'a Kandil'de yaptıkları görüşme nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma açıldı. Başsavcılık ayrıca Altan'ın KCK yöneticileriyle nasıl ve neden söyleşi yaptıklarına ilişkin haberi yayınlayan Sabah gazetesine de inceleme başlattı. (Evrensel – 05 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Azadiya Welat Toplatılarak 9 Çalışanı Gözaltına Alındı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Azadiya Welat Gazetesi'nin Şubat'ın 15'de yayınlanan sayısının i toplatma kararı verildi. Gazetenin toplatma gerekçesi öğrenilemezken 9 çalışanının da gözaltına alındığı bildirildi.(ANF – 15 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eksen Yayıncılık'a Polis Baskını!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızıl Bayrak, Ekim Gençliği ve Liselilerin Sesi gazete ve dergilerinin yayınevi olan Eksen Yayıncılık'ın Haseki'de bulunan merkez bürosu sabah saatlerinde İstanbul TMŞ'ye bağlı sivil polisler tarafından basıldı. (sendika - 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Feto ve Apo" Yazısından Gazeteci Boğatekin'e "Terör" Davası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci Hacı Boğatekin, özellikle Güneydoğu'da Fethullah Gülen ile Abdullah Öcalan taraftarları arasında bir alan mücadelesi olduğunu yazıp devletin politikasını eleştirdiği için yargılanacak. (bianet - 28 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;SİVİL TOPLUM VE SİYASİ PARTİLERE YÖNELİK BASKILAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Canlı Kalkan Olmak İçin Güneydoğu'ya Giderken Gözaltına Alındılar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYDER) Başkanı ile DTP Menemen ilçe başkanının da aralarında bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı. Pazar günü gözaltına alınan TAYDER Başkanı Ş.K., Menemen DTP İlçe Başkanı H.İ., R.Ş., A.D., E.D., S.Ö., Y.E.Y. ile S.E. adlı kadın, 'suç ve suçluyu övmek, terör örgütünün propagandasını yapmak, örgüt üyeliği' suçlamasıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi. (Zaman – 06 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DTP Milletvekilleri Yine Yargılanacak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DTP milletvekilleri Sebahat Tuncel, Emine Ayna ve Fatma Kurtulan'ın, "suçu ve suçluyu övme" gerekçesiyle yargılanmalarına devam edilmesi kararlaştırıldı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın dünkü duruşmasına, sanık avukatlarından Mehmet Nuri Özmen ve Murat Vargün katıldı. (Birgün – 08 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Polisten Derneğe Baskın: İki Kişi Gözaltında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir'de faaliyetlerini yürüten Ege Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği'ne polis tarafından baskın düzenlendi. Derneğin çıkardığı 2008 yılı takvimlerini baskına gerekçe olarak gösteren polisin, çilingirci ile kapıyı açarak binaya girdiği bildirildi. Takvimler ile bazı kitaplara el koyan polis, Umut Durmaz ve Volkan Algül'ü gözaltına aldı. (Birgün – 08 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tuncel Hakkında 15 Yıl Hapis İstemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cezaevindeyken İstanbul'dan milletvekili seçilen Sebahat Tuncel'in 'terör örgütü üyesi' olmaktan yargılandığı davada 15 yıla kadar hapsi istendi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı Savaş Kırbaş, Tuncel'in, suç tarihinde DTP delegesi olduğunu, yasal yollardan 12 Haziran 2004 tarihinde Habur Sınır Kapısı'ndan Kuzey Irak'a geçtiğini anlattı. (Radikal - 15 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Batman Belediye Başkanına 10 Ay Hapis&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Los Angeles Times gazetesinde yayımlanan röportajında, "terör örgütünün propagandasını yaptığı" iddiasıyla yargılanan Batman'ın DTP'li Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. (Zaman - 15 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsan Hakları Savunucusu Cengiz Tehdit Altında!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan 2007'de gerçekleşen 'Malatya Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin avukatı, insan hakları savunucusu Orhan Kemal Cengiz'in tehdit almaya devam ettiği bildirildi. Kendisine gelen bir ihbar mektubunun ardından çeşitli şekillerde tehditler almaya başlayan Cengiz, konuyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Savcıhğı'na suç duyurusunda bulundu. (Birgün - 18 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mustazaf-Der Diyarbakır Şubesi'ne Saldırı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustazaf-Der'in Diyarbakır Şubesi ile Ehi-Der Okuma Salonu bir grup tarafından saldırıya uğradı. Saldırıda dernek çalışanı bir kişi yaralandı. (haksozhaber – 27 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;SORUŞTURMA VE GÖZALTILAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Alınak'ın Operasyon Eleştirisine 14 Yıl Hapis İstendi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağızman Mahkemesi, "Türkiye gibi kendi topraklarını bombalayan kaç ülke var?" ve "Hangi yetkilinin çocuğu operasyon bölgesinde askerlik yapıyor?" diye soran Kürt siyasetçi Mahmut Alınak'a dava açtı. (bianet – 04 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşkenceyi Açıklayan Avukata Dava&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir Buca Cezaevi'nde 2003 yılında 42 çocuğa yapılan işkence ve kötü muamele iddiaları ile ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Çocukların vücudundaki yaraları birebir saptayan İzmir Savcılığı, açlık ve dayak iddialarını görmezden gelirken, işkenceyi dile getiren avukat Nalan Erkem hakkında dava açtı. Erkmen'in yaptığı basın açıklaması nedeniyle 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması istenen davaya 27 Şubat'ta başlanacak. (ANF – 14 Şubat 08)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Halay Çekmenin Bedeli: 73 yıl 4 Ay Hapis Cezası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Çağlayan'da 2006 yılında düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinliklerine katıldıktan sonra tutuklanan Nurullah Keskin, İnan Bilen, Kadir Güler ile tutuksuz yargılanan Veysel Akdağ ve Erol Kandemir'e katıldıkları çeşitli miting ve basın açıklamalarında halay çekerken çekilen fotoğrafları delil gösterilerek toplam 73 yıl 4 ay hapis cezası verildi. (Evrensel – 28 Şubat 08)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-6786114466505987863?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/6786114466505987863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=6786114466505987863&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6786114466505987863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/6786114466505987863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/ubat-2008-hak-ihlalleri-deerlendirme.html' title='Şubat 2008 Hak İhlalleri Değerlendirme Raporu'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-110087495116030867</id><published>2008-03-23T14:02:00.001-07:00</published><updated>2008-03-23T14:08:29.892-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>SAÜ'de Başörtüsü Yasağı Protesto Edildi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11949.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11949.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sabah’ın erken saatlerinde toplanarak, sağanak yağışa aldırmadan başörtülü kardeşlerine Cuma günüde destek veren öğrenciler direnişlerine devam ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Sabah’ın erken saatlerinde toplanarak, sağanak yağışa aldırmadan başörtülü kardeşlerine Cuma günüde destek veren öğrenciler direnişlerine devam ettiler. İlerleyen saatlerde şiddetini arttıran yağmur öğrencileri birbirine kenetledi.&lt;br /&gt;Basın açıklaması yapan öğrenciler gün boyunca marşlar sloganlar ve dualarla direnişlerini Allah a adadılar.&lt;br /&gt;6 gün boyunca kıyama durduklarını hayatlarının içindeki ibadetlerine 6 günlük ibadetlerini de ekleyen öğrenciler gün boyunca şiddetli yağan yağmurun altında duran Müslümanlar Öğrenciler Birliği hayatlarını Allah a adadıklarını belittiler. Başörtüsüne imza atan öğretim görevlilerine seslenerek atılan imzaların arkasında durmalarını başörtüsü direnişlerine destek vermeleri gerektiğini dile getirdiler.&lt;br /&gt;Şahadet’inin Yıldönümü olması sebebi ile Şeyh Ahmet Yasin’e dualar gönderen öğrenciler Filistin de Lübnan da Çeçenistan da Doğu Türkistan da şehit olan Müslümanlara Fatiha okudular.&lt;br /&gt;Müslüman öğrencilerin oluşturdukları birliğin her zaman oluşması gereken birlik olmasını temenni ederek yapılan dua’nın ardından arkadaşları ile kucaklaşarak ayrıldılar.&lt;br /&gt;Basın Açıklaması:&lt;br /&gt;Bizleri bu kutsal ve onurlu mücadelede yalnız bırakmayan  Sakarya Üniversiteli değerli kardeşlerim ve Allah’ın emrine itaat ettiği için üniversite kapısında bir haftadır mağdur duruma düşürülen başörtülü kardeşlerim. Hepinizi selamların en güzeli olan Allah’ın selamıyla selamlıyorum.&lt;br /&gt;Esselamualeyküm&lt;br /&gt;Bu kutlu kıyamımızın Allah indinde kabul edilmesini niyaz ediyoruz. Bir haftadır zulme boyun eğmeden sürdürmüş olduğumuz mücadelenin Allah katında zaferle neticelendiğini ümit etmekteyiz. Nitekim Uhud Savaşında müşrikler Müslümanları yenilgiye uğrattıklarını zannetmişler fakat sonrasında  süregelen  olaylar Müslümanların ilerleyişinde Uhud Savaşının sadece ayağa takılan ufak bir taş olduğunu göstermiştir.&lt;br /&gt; Oturdukları koltuklarını ebedi sanıp laiklik üzerinden siyaset yapıp Müslümanlara zulmedenler; Siz bu zulmü ortaya koyarak bizleri mağdur ettiğinizi zannediyorsunuz. Hayır! Mağdur değiliz, bilakis biz bu kadar inançlı ve şuurlu kardeşlerimizle bir araya gelip tek vücut olarak bu zulme ve bundan sonra yapılabilecek her türlü adaletsizliğe boyun eğmeden nasıl dik durabileceğimizi gösterdik.&lt;br /&gt; Sakarya üniversitesi Müslüman öğrenciler birliği olarak her zaman mazlumun yanında, zulmün karşısında olacağımızı burada gösterdik.&lt;br /&gt; Şu ayeti kerimenin manasına dikkatinizi çekmek istiyorum. “zalimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma! O Allah, onların hesabını gözlerin yuvalarından fırlayacağı bir güne bırakıyor”&lt;br /&gt;Unutmayın karanlığın en koyu olduğu an aydınlığa en yakın olunan andır.&lt;br /&gt;Zafer inananlarındır, zafer bizimdir. Kazananlar biz olduk.&lt;br /&gt;Sen bizleri bir daha ayrılığa düşürme ya rabbi!&lt;br /&gt;Sen bizi mağlup olanlar gibi rezil etme ya rabbi !&lt;br /&gt;Ve bu kutlu kıyamımıza sen şahid ol ya rab! şahid ol ya rab! şahid ol ya rab !!!&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11948.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11948.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11947.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11947.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11945.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11945.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11944.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11944.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11943.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11943.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11942.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11942.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-110087495116030867?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/110087495116030867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=110087495116030867&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/110087495116030867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/110087495116030867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/sade-barts-yasa-protesto-edildi.html' title='SAÜ&apos;de Başörtüsü Yasağı Protesto Edildi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-1691131770478282439</id><published>2008-03-23T10:22:00.000-07:00</published><updated>2008-03-31T13:50:01.882-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kuran-ı Kerim Dinle'/><title type='text'>Kuran Dinle - HATİM - Ahmed El Acmi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4149"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;001 - FATİHA&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4150"&gt;002 - BAKARA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4151"&gt;003 - AL-İ İMRAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4152"&gt;004 - NİSA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4153"&gt;005 - MAİDE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4154"&gt;006 - ENAM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4155"&gt;007 - ARAF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4156"&gt;008 - ENFAL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4157"&gt;009 - TEVBE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4158"&gt;010 - YUNUS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4159"&gt;011 - HUD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4160"&gt;012 - YUSUF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4161"&gt;013 - RAD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4162"&gt;014 - İBRAHİM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4163"&gt;015 - HİCR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4164"&gt;016 - NAHL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4165"&gt;017 - İSRA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4166"&gt;018 - KEHF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4167"&gt;019 - MERYEM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4168"&gt;020 - TAHA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=7510"&gt;021 - ENBİYA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4169"&gt;022 - HACC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4170"&gt;023 - MUMİNUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4171"&gt;024 - NUR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4172"&gt;025 - FURKAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4173"&gt;026 - ŞUARA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4174"&gt;027 - NEML&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4175"&gt;028 - KASAS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4176"&gt;029 - ANKEBUT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4177"&gt;030 - RUM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4178"&gt;031 - LOKMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4179"&gt;032 - SECDE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4180"&gt;033 - AHZAB&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4181"&gt;034 - SEBE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4182"&gt;035 - FATIR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4183"&gt;036 - YASİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4219"&gt;037 - SAFFAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4185"&gt;038 - SAD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4186"&gt;039 - ZÜMER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4187"&gt;040 - MÜMİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4188"&gt;041 - FUSSİLET&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4189"&gt;042 - ŞURA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4190"&gt;043 - ZUHRUF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4191"&gt;044 - DUHAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4192"&gt;045 - CASİYE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4193"&gt;046 - AHKAF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4194"&gt;&lt;br /&gt;047 - MUHAMMED&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4195"&gt;048 - FETİH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4196"&gt;049 - HUCURAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4197"&gt;050 - KAF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4198"&gt;051 - ZARİYAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4199"&gt;052 - TUR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4200"&gt;053 - NECM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4201"&gt;&lt;br /&gt;054 - KAMER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4202"&gt;055 - RAHMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4203"&gt;&lt;br /&gt;056 - VAKIA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4204"&gt;057 - HADİD&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4205"&gt;058 - MUCADELE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4206"&gt;059 - HAŞR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4207"&gt;060 - MUMTEHİNE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4208"&gt;061 - SAFF&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4209"&gt;062 - CUMA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4210"&gt;063 - MUNAFİKUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4211"&gt;064 - TEGABUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4212"&gt;065 - TALAK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4213"&gt;066 - TAHRİM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4214"&gt;&lt;br /&gt;067 - MULK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4215"&gt;068 - KALEM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4216"&gt;069 - HAKKA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4217"&gt;070 - MEARİC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4218"&gt;&lt;br /&gt;071 - NUH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4220"&gt;072 - CİNN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4221"&gt;073 - MÜZZEMMİL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4222"&gt;074 - MUDDESSİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4223"&gt;075 - KIYAME&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4224"&gt;076 - İNSAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4225"&gt;077 - MURSELAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4226"&gt;078 - NEBE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4227"&gt;079 - NAZİAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4228"&gt;080 - ABESE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4229"&gt;081 - TEKVİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4230"&gt;082 - İNFİTAR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4231"&gt;083 - MUTAFFİFİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4232"&gt;084 - İNŞİKAK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4233"&gt;085 - BURUC&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4234"&gt;086 - TARIK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4235"&gt;087 - ALA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4236"&gt;088- GAŞİYE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4237"&gt;089 - FECR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4238"&gt;090 - BELED&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4239"&gt;091 - ŞEMS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4240"&gt;092 - LEYL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4241"&gt;093 - DUHA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4242"&gt;094 - İNŞİRAH&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4243"&gt;095 - TİN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4244"&gt;096 - ALAK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4245"&gt;&lt;br /&gt;097 - KADİR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4246"&gt;098 - BEYYİNE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4247"&gt;099 - ZİLZAL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4248"&gt;&lt;br /&gt;100 - ADİYAT&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4249"&gt;101 - KARİA&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4250"&gt;102 - TEKASÜR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4251"&gt;103 - ASR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4252"&gt;104 - HÜMEZE&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4253"&gt;105 - FİL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4254"&gt;106 - KUREYŞ&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4255"&gt;107 -  MAUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4256"&gt;108 - KEVSER&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4257"&gt;109 - KAFİRUN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4258"&gt;110 - NASR&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4259"&gt;111 - TEBBET&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4260"&gt;112 - İHLAS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4261"&gt;113 - FELAK&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=4262"&gt;114 - NAS&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.umutfm.com/izle.php?id=679"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-1691131770478282439?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/1691131770478282439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=1691131770478282439&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1691131770478282439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/1691131770478282439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/kuran-dinle-hatim-ahmed-el-acmi.html' title='Kuran Dinle - HATİM - Ahmed El Acmi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8962007245214398672</id><published>2008-03-23T09:14:00.000-07:00</published><updated>2008-03-23T09:21:14.671-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Konya'da 28. Başörtüsü Eylemi (VİDEO)</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;object height="365" width="420"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x4t03x&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x4t03x&amp;amp;v3=1&amp;amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="365" width="420"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;Konya İnanç Özgürlüğü Platformu üyeleri Kayalıpark'ta bir araya gelerek başörtüsü yasağını 28. kez protesto etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya İnanç Özgürlüğü Platformu 28. hafta basın açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8962007245214398672?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8962007245214398672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8962007245214398672&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8962007245214398672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8962007245214398672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/konyada-28-barts-eylemi-video.html' title='Konya&apos;da 28. Başörtüsü Eylemi (VİDEO)'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-2200959722554100319</id><published>2008-03-22T11:16:00.000-07:00</published><updated>2008-03-22T11:21:28.453-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Akyazı'da 59. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11914.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11914.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu 59. başörtüsü eylemini gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Basın açıklamasının tam metni: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu'nun düzenlemiş olduğu 59. basın açıklamasında beraberiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Dünyayı nurlandıran rehberimiz, önderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) efendimizin doğum yıldönümü haftası içerisindeyiz bu vesile ile Mevlid kandilinizi tebrik eder, tüm insanlığın kurtuluşa vesile olmasını yüce Allah'tan temenni ederiz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Başörtüsü Müslüman kadının kimliğidir, onurudur. İnsanların inançları gereği başlarını örtmeleri en tabi haklarıdır. Başörtüsünü siyasi malzeme olarak göstermek ne kadar yanlış ise başörtüsü ile okula, hastaneye ve diğer devlet dairelerine girilemez görüşüde o kadar yanlıştır. Bizler yasakçı ve baskıcı zihniyetlerin insanlığa sürekli zarar verdiklerini düşünüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Başörtüsü yasağını üniversitelerinde serbest bıraktıklarını söyleyen bazı rektörler bugün tekrar başörtüsü yasağını uygulamaya koymuşlardır. Bu yasakçı, baskıcı ve zulmedici yaratıkları kınıyoruz. İnanıyoruz ki hak yerini bulacak batılda yok olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Sisli havayı sevenler halkın %47 ile iktidara getirdiği bir partiyi kapatmaya kalkarak ülke insanının yarısının iradesini yok saymaktadır. Bu tamamen hukuka aykırılık arz eder. Demokrasi ve laiklik nutukları atanlara TBMM'nin içinde yazılı olan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ibaresini iyi okumaya ve anlamaya davet ediyoruz. Mandacı zihniyetten bugüne kadar insanlığa sürekli zarar gelmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Siyonist ABD ve müttefikleri komşumuz Irak, Filistin ,Afganistan ve diğer bölgelerdeki kardeşlerimizi acımasızca katletmeye devam ediyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ya Rabbi Kahhar ismi şerifinle katilleri kahreyle. AMİN!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yahudi ve işbirlikçileri beş yılda Irak'ta bir milyon insanı katledip, beş milyonu aşkın çocuğu yetim bırakıp yüz binlerce insanı ceza evlerinde çürüten insanlık dışı bu varlıkları ve işbirliği içinde olanları lanetliyoruz eğer uluslar arası savaş mahkemeleri ayakta ise bu canilerin yargılanmasını talep ediyoruz. Tüm dünya Müslümanlarını ve idarecilerini Siyonistlerin ve uşakları emperyalist güçlerin oyunlarına alet olmamaları için uyarıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Gelecek hafta cumartesi saat 12.30 da buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Akyazı Başörtüsüne Özgürlük Platformu adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mazlumder sözcüsü İrfan ALEMDAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-2200959722554100319?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/2200959722554100319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=2200959722554100319&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2200959722554100319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/2200959722554100319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/akyazda-59-barts-eylemi.html' title='Akyazı&apos;da 59. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-8708847963365357811</id><published>2008-03-22T11:13:00.000-07:00</published><updated>2008-03-22T11:21:28.453-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>Kocaeli'de 153. Başörtüsü Eylemi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kocaeli İnanç Özgürlüğü Platformu İzmit Sabri Yalım Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde 153. başörtüsüne özgürlük eylemini gerçekleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Basın açıklamasının tam metni: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ÇEKİN ELLERİNİZİ HALKIN ÜZERİNDEN &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Türkiye ciddi bir sınavın arifesinde…Devlet, siyaset, yargı birer birer sınavını veriyor. Cumhuriyet, demokrasi, hukuk ve ahlak da bu ülkede nasıl tezahür ettiğini ispat ediyor. Türkiye ya bu sınavı verecek, yada kendi halkını varlığını bir engizisyona kurban edecektir. Her on yılda bir demokrasiye vurulan balans ayarı formülünün tıkandığını gören hakim zihniyetler artık bu ayarı hukuk yolu ile, yargı yolu ile yapar oldu. Darbelerin artık çağa ayak uydurmadığını görenler, yerine post modern, yerine e- muhtıra, yerine yargı kanallarını harekete geçirmiştir. Özellikle son yıllarda somut olaylar üzerinde gösterilen tavır ve uygulamalar bu ülkeyi Sosyal, Hukuk Devleti olgusundan uzaklaştırmıştır. Cumhuriyet adı altında cumhurun, yani halkın değil bir hakim sınıfın anlayışı dikte edilmeye çalışılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tüm bunları en basitinden,Türkiye de ki temel haklar sorunlarına baktığımızda görüyoruz. Her birisinin altından en az bir kırk - elli yıllık bir hikaye çıkıyor. Dinleri, dilleri, yaşam tarzları, görüşleri, düşünceleri kısaca varlıkları yok sayılarak klişeleşmiş bir iki kavram üzerinden on yıllardır siyaset güde durup, sonrada halkın gözünün içine baka baka aslında sizin hakimiyetinizi önemsiyoruz demek, bu halkı aşağılamaktır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ya bu halkın üzerinden çekin ellerinizi yada rejime Cumhuriyet değil, başka bir ad verin. Genel geçer hukuk mantığı ile temel haklar anlayışını, haksız ve adil olmayan tüm uygulamaları her fırsatta çifte standartsız olarak savunduk, savunmaya devam edeceğiz. AKP'nin uygulamalarında gördüğümüz haksızlıkları her fırsatta eleştiren bizler, bu gün laiklik elden gidiyor tamtamları ile kapatılmasının talep edilmesini halkın kendi kendini yönetimine ağır bir darbe olarak görüyoruz. Daha öncede belirttiğimiz gibi bu tüm siyasi partiler için geçerlidir. Bizlerin fikirlerini yansıtmasa da, hayat tarzı ve yorumumuza ters gelse de halkın meclise getirdiği bir partiyi ancak halk meclisten götürmelidir. Özellikle AKP'nin başörtüsü yasağını sadece üniversitelerden kaldıracak şekilde eksik, yetersiz ve halkın beklentilerini karşılamayan bir "çözüm önerisinde" dahi önünün kesildiği görülüyor. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı sürecinde gördüğümüz Yargının siyasi bir parti imiş gibi yorum yapması şu an görüşülen dava dosyaları üzerinde gölge oluşturmaktadır. Zira ülkede ki yargı organları kendilerine siyasi parti havasını vermişlerdir. Ergenekon çetesinin içerisinden çıkan yasakçılar Türkiye de laiklik adına nasıl oyunlar oynandığını gösteriyor bizlere. Yine bizler Ergenekon çetesi meselesi ile gördük ki herkes kendine yakın olan devlet kademelerindeki yandaşlarını harekete geçirerek ülkenin ve halkın istediği yere gitmesini sağlamak için halkın ekmeği kanı ve kardeşçe yaşaması üzerinden siyaset yapmaktadırlar. İstemediklerini göndermek ve istediklerini getirmek içi hiç çekinmeden halkın kanı, ekmeği ve hürriyeti ile oynamaktadırlar. Artık halk bu temcit pilavına toktur, milletin evlatları birbirini ve milletini kırmayacaktır. Vatanını sevenler vatanı için başka sevenleri kırmayacaktır. Hâkim zihniyetlerini laiklik örtüsüne bürüyerek halkın inanç ve değerlerini de umursamayarak sindirme, bastırma politikası güdenler gözlerimiz önünde çifte standartçı bir şekilde laiklik bekçiliğine soyunmuşlardır. Hukuk denen olguyu varsayımlarla, niyet okuyuculuğu ile var kılmak isteyenler, artık derinliği kalmamış Devletin hukuksuz uygulamalarını da örtbas etmeye çalışmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kim olursa olsun, kim tarafından yapılırsa yapılsın, kime yapılırsa yapılsın adaletten yoksun zulüm mekanizmaları varlıklarını bunca ah üzerinde baki kılamazlar. Tıpkı bunlar gibi Başörtüsü yasağındaki ısrarcılık yasakçıların zulüm mekanizmalarının tükenişinin bir tablosudur aynı zamanda. Yer yüzünde adalet hakim oluncaya, tek mahzun yürek kalmayıncaya dek mücadeleler baki kalacaktır… &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Nigar Gümrükçüoğlu &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;MAZLUMDER Kocaeli Şube Başkan&lt;/span&gt;ı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-8708847963365357811?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/8708847963365357811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=8708847963365357811&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8708847963365357811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/8708847963365357811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/kocaelide-153-barts-eylemi.html' title='Kocaeli&apos;de 153. Başörtüsü Eylemi'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3785544501439687115</id><published>2008-03-22T06:20:00.000-07:00</published><updated>2008-03-22T06:36:20.067-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başörtüsü Haberleri'/><title type='text'>"Laik Azgınlık Nerede Duracak" (FOTO)</title><content type='html'>&lt;a href="http://img231.imageshack.us/img231/5486/platformsakarya1sl6.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://img231.imageshack.us/img231/5486/platformsakarya1sl6.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;SAKARYA- Sakarya Başörtüsü Platformu 132. Başörtüsü Eylemini gerçekleştirdi.Sakarya Üniversitesinde devam eden başörtüsü direnişini destek olunarak başlayan açıklamada , Ergenekon Operasyonundaki son gelişmelere ve AKP’yi kapatma davası ile ilgili gelişmelere ve İlköğretim okullarındaki ant ettirme olayı ile Irak işgalinin beşinci yılı ile ilgili değerlendirmelere de yer verildi.Ayrıca 2004 yılında şehid edilen Özgür Kudüs Davasının ve Hamas’ın manevi önderi Şeyh Ahmet Yasin’de anıldı.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu 132. basın açıklamasını gerçekleştirdi. Açıklamayı SBP adına Sapanca Bilgi Eğitim Dayanışma Derneği Üyesi Turgay ŞEN okudu. Sakarya Üniversitesinde uygulanmaya tekrar başlanan başörtüsü yasağına karşı onurlu bir direnişi başlatan ve sürdüren müslümanlara selam ederek ve onların direnişini desteklediğini bildirerek açıklamasına başlayan Turgay ŞEN ;”Ergenekon Operasyonu kapsamında Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan SELÇUK Doğu PERİNÇEK ve İ.Ü.Eski Rektörü Kemal ALEMDAROĞLU ‘nun gözaltına alınmaları herkesin kafasını karıştırdı.Bir emekli Albay Veli KÜÇÜK Türk İntikam Tugayı kurucusu ve başkanı Semih Tufan GÜLALTAY adı Susurluk davasında da geçen Hadi ÖZCAN ve dün gözaltına alınan bir başyazar bir siyasi parti başkanı ve bir eski rektör.Dün göz altına alınanların ortak özelliklerinden birisinin İslam’a müslümanlara ve başörtüsüne olan karşıtlıklarının oluşu da önemli ipuçları verse gerekir.”dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;AKP’yi kapatma davası ile ilgili meydana gelen gelişmelere ilişkin olarak ise “Davadan kısa bir süre önce AKP ye olan desteklerini sorgulama noktasına gelen liberallerden tutun da , geniş halk kesimleri ile birlikte siyasi partilerin çoğunluğu , sermaye dünyasının tamamı , sivil inisiyatifler ve dışarıdan , ABD ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin kaotik durumundan etkilenecek diğer dış unsurlar bu davayı kınadıklarını açıkladıklarını vurgulayan Turgay ŞEN daha sonra Sakarya Başörtüsü Platformunun bununla ilgili düşüncesini “Ak Partisine açılan bu kapatma davasının ülkede zaten var olan yargı hegemonyasının varlığını pekiştireceğini , Türkiye’deki laiklik ve başörtüsü üzerinden devam ettirilen tartışma ortamının aslında ulusalcı oligarşik çevreler ile müslüman halk arasında olduğunu , vesayet rejiminin baskı ve yasaklarla sürdürmek istediği darbe ortamının iflas ettiğini , müslüman halkın da sahip olduğu hak ve talepleriyle inandığı değerlerle her yerde var olmaya çalıştığını ve bundan sonra da çalışacağı şeklinde dile getirdi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlköğretim okullarında yabancılar için kaldırılması düşünülen çocuklara ant ettirme olayının her kesime tanınması gerektiğini belirten Turgay ŞEN beşinci yılına giren ABD’nin Irak işgaline ve Özgür Kudüs Davasının ve Hamas’ın manevi önderi Şeyh Ahmet Yasin’in şahdet yıldönümüne değinerek açıklamasını şu sözlerle bitirdi. ”ABD’nin Irak’ı işgalinin 5.yıldönümü.Beş yılda canında olan bir milyon sivil insan.Bunun iki katı kadar da yurtlarını terk etmek zorunda kalan milyonlar.Demokratikleşme ve özgürlük yalanları ile masum insanları katleden ABD’nin işgalleri sona erene dek direniş ve mücadele de sürecektir.Yaşasın Irak Direnişimiz...Yaşasın Sakarya Üniversitesi Direnişimiz..Yaşasın Başörtüsü Direnişimiz” &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;“Tevhid, Adalet, Özgürlük” sloganının atıldığı eylemde platform mensuplarınca “Başörtüsüne Özgürlük, Hemen, Şimdi”, “Yasak Sürüyor; (D)uyuyor musunuz?”, “Hepimiz Başörtülüyüz” ve “Başörtüsü Kimliğimiz, Vazgeçmeyiz” yazılı dövizler ve “Başörtüsü İslam’ın Emri, Müslüman Kadının Kimliğidir”, “Zulme Karşı Direniş, Herkes İçin Adalet” ve “Tevhid, Adalet, Özgürlük” yazılı pankartlar taşındı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU 132.BASIN AÇIKLAMASI&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Laik azgınlık nerede duracak ?&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bu haftaki açıklamamıza Sakarya Üniversitesinde uygulanmaya tekrar başlanan başörtüsü yasağına karşı onurlu bir direnişi başlatan ve sürdüren müslüman kardeşlerimize selam ederek ve onların direnişini desteklediğimizi bildirerek başlamak istiyoruz. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Dün Ergenekon Operasyonu kapsamında Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan SELÇUK Doğu PERİNÇEK ve İ.Ü.Eski Rektörü Kemal ALEMDAROĞLU ‘nun gözaltına alınmaları herkesin kafasını karıştırdı.Bir emekli Albay Veli KÜÇÜK Türk İntikam Tugayı kurucusu ve başkanı Semih Tufan GÜLALTAY adı Susurluk davasında da geçen Hadi ÖZCAN ve dün gözaltına alınan bir başyazar bir siyasi parti başkanı ve bir eski rektör.Dün göz altına alınanların ortak özelliklerinden birisinin İslam’a müslümanlara ve başörtüsüne olan karşıtlıklarının oluşu da önemli ipuçları verse gerekir. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Geçen haftadan bu yana ülkenin gündemi Ak Partisine karşı açılan kapatma davasına odaklanmış durumda.Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak suçlamasıyla açılan dava hakkında televizyon ekranlarında konuşmayan , yorum yapmayan , görüşünü belirtmeyen hemen hemen kalmadı gibi.Davadan kısa bir süre önce AKP ye olan desteklerini sorgulama noktasına gelen liberallerden tutun da , geniş halk kesimleri ile birlikte siyasi partilerin çoğunluğu , sermaye dünyasının tamamı , sivil inisiyatifler ve dışarıdan , ABD ve İngiltere başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye’nin kaotik durumundan etkilenecek diğer dış unsurlar bu davayı kınadıklarını açıkladılar. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Yapılan açıklamaların ekserisinde görülen vurgu , Ak Partisinin bunu hak etmediği , ülkeyi istikrarlı bir şekilde yönettiği ve eğer kapatıldığı takdirde ülkenin içine düşeceği olumsuz durum oluşturmakta.Konuyu tam algılayamayanların şaşkınlıktan sonra aldıkları tavır bu kadar da olmaz! noktasına varmış durumda. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Biz Sakarya Başörtüsü Platformu olarak , Ak Partisine açılan bu kapatma davasının ülkede zaten var olan yargı hegemonyasının varlığını pekiştireceğini , Türkiye’deki laiklik ve başörtüsü üzerinden devam ettirilen tartışma ortamının aslında ulusalcı oligarşik çevreler ile müslüman halk arasında olduğunu , vesayet rejiminin baskı ve yasaklarla sürdürmek istediği darbe ortamının iflas ettiğini , müslüman halkın da sahip olduğu hak ve talepleriyle inandığı değerlerle her yerde var olmaya çalıştığını ve bundan sonra da çalışacağını düşünüyoruz.Ancak geniş halk kesimlerini laiklikle seçkinci elit kesimlerle ve sistemin fetişleriyle barıştırmayı üzerine vazife edinmiş ve hükümette olduğu altı yıldan bu yana izlediği politikalarla AB süreci hariç hiçbir ciddi adım atamayan müdahaneci bir partinin ve bunun kadrolarının da üzerlerine vazife edindikleri bu görevin ne kadar da tehlikeli ve anlamsız bir iş olduğunu anlamaları gerektiğini vurgulamak istiyoruz.Ve bundan sonra da daha da sertleşecek bir karşılıklı atışmanın olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Uzun yıllardır değişmeyen ve sistemin asıl sahipleri tarafından şekillendirilen baskıya zorbalığa ve yok saymaya tehdit etmeye ve ortadan kaldırmaya dönük politikaların bitmediği ve bitmeyeceği ortadadır.Yapılması gereken bu kirli yüzü deşifre etmek dürüst ve onurlu bir duruşla adalet ve özgürlük için mücadele etmektir.Bu ülkedeki seçkinci kesimlerin “biz yapamadık siz yapın”, “biz yiyemedik alın siz yiyin” demeyecekleri çok açık bir şekilde ortadayken sistemin fetişlerine sığınarak onlardan medet umarak ve en önemlisi ne olduğu belli olamayan laiklik gibi çok kaygan bir zeminde laiklerden daha fazla laik olmak için yırtınmak boşuna bir çaba olduğu gibi trajikomik durumlara da yol açacak bir tutarsızlıktır.Laiklerden daha fazla laik olabilmek için çabalarsanız asıl laikler tepenize binmeye çalıştığında beyaz çarşaflardan bahsetmeniz hiçbir anlam ifade etmez.Olması gereken daha önce de söylediğimiz gibi , tavizsiz , onurlu ve dürüst bir şekilde adalet ve özgürlüğe yapılacak yatırımlardır. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sakarya Başörtüsü Platformu olarak yapmış olduğumuz bu 132.basın açıklamamızda ilköğretim okullarında her sabah çocuklara yaptırılan ant’ın yabancılar için kaldırılmasına değinmek istiyoruz.Diğer kavmi kimlikleri yok sayma ile sisteme ve onun kutsallarına benimsetmeye yönelik ve herkesi tektipleştirme hedefi üzerine kurulu bu çocuklara ant ettirme olayı herkes için kalkmalı ve yabancılara tanınan bu özgürlük tüm topluma tanınmalıdır.Bu hafta ayrıca ABD’nin Irak’ı işgalinin 5.yıldönümü.Beş yılda canında olan bir milyon sivil insan.Bunun iki katı kadar da yurtlarını terk etmek zorunda kalan milyonlar.Demokratikleşme ve özgürlük yalanları ile masum insanları katleden ABD’nin işgalleri sona erene dek direniş ve mücadele de sürecektir. Yaşasın Irak Direnişimiz...Yaşasın Sakarya Üniversitesi Direnişimiz..Yaşasın Başörtüsü Direnişimiz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11902.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11903.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/11904.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3785544501439687115?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3785544501439687115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3785544501439687115&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3785544501439687115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3785544501439687115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/laik-azgnlk-nerede-duracak-foto.html' title='&quot;Laik Azgınlık Nerede Duracak&quot; (FOTO)'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-3146052625857002748</id><published>2008-03-22T05:47:00.000-07:00</published><updated>2008-03-22T06:28:46.644-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpık Tesettür'/><title type='text'>Çeyrek Tesettür Gerçek Tesettüre Karşı ya da Başörtülü Çıplaklar (I)</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Biraz da etki-tepki meselesi olsa gerek. Egemen güçlerin bunca saldırısı ve zulmüne rağmen çarşılara, pazarlara baktığımızda başörtülü kızlardan geçilmiyor. Bardağın neresine bakalım? Hiç yoktan başı örtülü bayanların sayısı hâlâ çok sayıda diye sevinelim mi; yoksa, başörtüsü, rûhundan giderek soyutlandı, çarşılar başörtülü mankenlerin boy gösterdiği podyuma döndü, örtü sokağa (ayağa) düştü diye üzülelim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürpriz olan hangisi? Azçok kültürlü kızların başörtülü olabilmesi mi, yoksa her yönden gayrı İslâmî yaşama biçiminin kuşattığı ve modern Batı standartlarını içselleştirmiş, özgürlük putunun kurbanı ve sosyal hayatın, sokak ve çarşının tutsağı olmuş başörtülü kızların her aklı başında müslümana "bu kadar da yozlaşma olmaz!" dedirtecek anormallikleri mi? Okullarda karma eğitimin tezgâhından geçmiş, televizyon dizileriyle büyümüş, kadın-erkek eşitliğini ve kadın özgürlüğünü bayraklaştırmış, dünyevileşmiş, İslâm'ı yeterince bilmeyen, bildiklerini tümüyle yaşamanın getirdiği bedellere hazır olmayan kızların çeyrek tesettürü mü?&lt;br /&gt;Şuurlu müslümanların başörtüsü mücâdelesini önemli bir cihad gibi görmelerinin sebebi, onun Kur'an' ın bir emri, tesettürün ayrılmaz bir parçası, İslâmî inanç ve yaşama biçiminin dışa yansıyan bir göstergesi, müslüman hanımın hayâ ve iffetinin bir işareti olduğu içindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman hanımın başörtüsüyle birlikte dış kıyafetinin özelliklerini özetin özeti mâhiyette hatırlatalım: Müslüman bir kadının yabancı erkeklere ve müslüman olmayan bayanlara karşı yüzü, bileklere kadar elleri dışında vücudunun tamamı avrettir, örtmeleri gerekir. Hanımların, ev dışında veya yabancı erkeklerin yanında normal ev içi elbisesinin üstüne bir dış elbise daha giymeleri gerekir. Âyette şöyle buyurulur: "Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." (33/Ahzâb, 59).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örtünün sık dokunmuş ve altını göstermeyen kalınlıkta olması gerekir. Cildin rengini gösterecek derecede ince olan elbise ile avret yeri örtülmüş sayılmaz. Elbise şeffaf ve çok ince olmamasına rağmen uzuvları belli edecek şekilde darsa ve organların şeklini ortaya koyarsa yine tesettür gerçekleşmemiş olur. Giyilen kıyafetin, örtünen başörtüsünün, erkeklerin dikkatini çekecek şekillerde olmaması, cinsel câzibeyi ortaya çıkarmaması gerekmektedir. (O yüzden şekil ve renk olarak sade, daha çok koyu siyah renkte giysi ve örtü, yirminci asra kadar bütün dünya müslümanlarının riâyet ettiği ölçü kabul edilmiştir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne yorum yaparsa yapsın; başörtüsü Kur'an'ın emridir: "Mü'min hanımlara söyle: Gözlerini korusunlar, nâmus ve iffetlerini muhâfaza etsinler. Görünen kısmı müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini (süslerini ve süs taktıkları organlarını) teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler…" (24/Nûr, 31). Başörtüsü teferruat değildir. Allah'ın Kur'an'da emrettiği bir farz teferruat, ayrıntı kabul edilemez. Bu mantık(sızlık)la, eğer başı örtmek teferruat ise, meselâ göğsü örtmek de teferruattır; çünkü o da aynı şekilde farzdır. Başörtüsü, çarpık yorumlarla önemsiz ve hizmet(!) için tâviz verilecek basitlikte görülemez, olmazsa da olur denilecek bir husus kabul edilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman hanım, Ahzâb sûresi 59. âyete göre sadece vücudunu ve başını örtmekle emrolunmamış, aynı zamanda yabancı erkeklerden eziyet görmeyecek ölçüde ve iffetli olduklarını gösterecek biçimde cilbab (çekici olmayan ve baştan ayağa örten geniş ve kalın bir dış giysi) ile örtüneceklerdir. Bu özellik, başörtüsünün şeklini de, başörtüsü dışında dış giyimin nasıl olması gerektiğini ve bunun hikmetlerini de içermektedir. Vücudu örttüğü halde dış giysinin (cilbabın) içindeki bol elbise, cilbabsız olarak nasıl dışarıda tesettür için yeterli görülmüyorsa, aynı şekilde elbise desenlerinden daha çekici, allı güllü, bol süslü eşarplar ve kadını câzip gösteren kıyafetlerin de tesettürdeki temel espri ve hikmeti taşımayacağı bilinmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, Nur sûresi 31. âyeti, kadınlara istisnâ edilen şahıslar dışında hiçbir erkeğe ziynetlerini göstermemelerini emretmekte. Ziynet, kadını güzel gösteren saç, makyaj, parfüm, takı, mücevherât ve elbise gibi şeyleri içine almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel kokudan (parfümden) kaçınmak şarttır: "Bir kadın, güzel koku sürerek bir topluluktan geçer, onlar da 'onun kokusu şöyle şöyleydi' diye konuşurlar. Böyle (koku sürünmesi ve) söylenmesi çirkindir." (Ebû Dâvud, hadis no: 351). Konuşurken ciddî olma mecbûriyeti vardır: "...Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir edâ ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır..." (33/Ahzâb, 32). Müslüman hanımın davranışı, yürüyüşü ağırbaşlı olmalı, dişiliğini, cinselliğini öne çıkarmamalıdır: "... Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar (dikkatleri üzerlerine çekecek şekilde yürümesinler)." (24/Nûr, 31).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesettürdeki gâye ve hikmet, ulemânın ittifakı ve ümmetin icmâı ile, kadının yabancı erkeklere karşı cinsî câzibesini gizlemektir. O yüzden, kadının bileğindeki altın bileziğin gözükmesine izin vermeyen din, kadını daha süslü gösteren bir eşyanın, bir aksesuar veya başörtüsü ya da giysinin kullanımına da izin vermez. Nûr Sûresi, 31. âyet, kadının yabancı erkeklere ziynetlerini/süslerini (ve ziynet yerlerini) göstermesini yasaklar. Halbuki şimdiki başörtülerin ve dış giysilerin büyük oranda ziynet/süs unsuru olması, aranacak ilk vasıf sayılabiliyor, ziyneti örtmesi gereken şeyin kendisi tümüyle ziynet özelliğine uyuyorsa bu nasıl tesettür olabilir? Tuz yiyeceği kokmaktan korur; tuz kokarsa o yiyeceğin hali ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü, mü'min hanımlara sadece üniversitede farz olmamakta, bülûğa erdiği andan itibaren farz olmaktadır. Ayrıca üniversite gibi resmî kurumlarda ve erkeklerle kızların karma eğitim yaptıkları ya da içli dışlı oldukları yerde sadece başörtüsü değildir farz olan; onu tamamlayan diğer giysiler ve cinsî özellik ve câzibelerin tümünden arınmış, fitne ortamına hiç yer vermeyecek davranışlar da şarttır.&lt;br /&gt;Müslüman bayan, erkeklerin de bulunduğu sosyal hareketlere katılır veya yabancı erkeklerle meşrû ölçüler içinde konuşurken, her şeyden önce dişiliğiyle değil; kişiliğiyle bulunmalıdır. Bir kadın için, sosyal hayatta tesettür her şey değil; bir şeydir. Onsuz olmaz ama, onunla da her şey tamamlanmış değildir. Kahkaha gibi aşırı ve sesli gülme, yabancı erkeklerle şakalaşma, gereksiz samimi tavırlar, kadınsı işveler, yapmacık edâ ve sesin güzelleştirilmesi için doğal olmayan çabalar vb. iffetli müslüman bir hanıma yakışmayacak ve müslümanlarca yadırganacak ya da farklı gözle değerlendirilecek her türlü tavırdan kaçınılması gerekir. Müslüman hanımın bu ölçülere riâyet etmeden sosyal hayatta yer alması ya da erkeklerle konuşması, hem kendine, hem dâvâsına, hem tesettürlü hanımlara, hem İslâm'a ve hem de müslüman kadınların toplumda müslümanca yer etmesi için gereken ortamın ve örfün oluşması önündeki zincirlerin kırılma çabalarına çok büyük zararlar verecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün çarşıda, pazarda, tezgâhta, masa ve kasa başında, başörtülü bayanların "örtülü çıplak" diye tanımlanabilecek başörtülü yozlaşmanın görüntülerini de şöyle özetleyelim: Çarşaf ya da bol ve uzun pardösü benzeri bir dış giysinin tamamlamadığı bir kıyâfet. Dış giysi cinsinden bir şey olmaksızın sadece başörtü, altına etek veya pantolon, üstüne bluz, elbise cinsinden bir şey giyerek çarşı pazarda dolaşma veya işyerlerinde ya da okullarda bu kıyafetle yabancı erkeklere (iş arkadaşlarına, sınıf arkadaşlarına, müşterilere…) gözükmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasak savma cinsinden bile kabul edilemeyecek tarzda, çok ince veya çok kısa ya da çok dar pardösümsü bir dış giysi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtünün altından sırıtan çirkinlik: Yüzde makyaj, dudaklarda ruj, yanaklarda allık, gözlerde boya ve hatta başörtüsünün rengine uygun özel lens, kaşlarda inceltme ve vücutta ağır parfüm kokusu gibi acâyiplikler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, başörtülü sekreter ve başörtülü tezgâhtar bayanların büyük çoğunluğu başta olmak üzere ev hanımı veya ev kızı olmadıkları imajını her haliyle yansıtmaya çalışarak entel takılan genç bayanların da önemli bir kesiminin çarşıda, okulda, işte… başörtülü mankenlere benzeme gayreti. Üstü kapalı altı havalı, uygunsuz etek üstü türban, altta dar kot pantolon üstte başörtüsü, bacakları açık ama başı kapalı tipler; Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dedirtecek şekilde, altı kaval üstü şişhane görüntüsü…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süslü kubbesi olan bir câminin alt katının tapınak olarak kullanıma açılması gibi bir şey. Başında sarık, ayağında mayo olan imam kıyâfeti ne ise onun gibi. Ne var bunda demeyin, sarıklı imamın giydiği mayonun HaŞeMa yani, Hakiki Şeriat Mayosu değil; Batılıların giydiği cinsten iki parmaklık mayo olduğunu düşünün. Sakallı ve başında sarığı olan genç bir imamın sosyete plajında bakınarak gezinmesi ne ise, aynı ve belki daha ağır değil midir, çarşı ve pazarda (hal diliyle "şişşt, baksana bana!" diye konuşan giysi içinde) kendine baktırarak gezinen başörtülü kız.&lt;br /&gt;İkişer kelimelik kısa tanımlarla özetlersek: "Başörtülü açıklık"; "örtülü çıplaklık"; "tesettürsüz örtü." Şunlar da üçer kelimelik: "Cilâlı baş devri"; "cennetle cehennem koalisyonu"; "sulandırılmış İslâm'ın görüntüsü"; "zakkum aşılanmış çiçek"; "zehir karıştırılmış bal."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserlerde alkış ve ıslıkla da yetinmeyip dans eder gibi hareketlerle tempo tutup sanatçının ezgisine/şarkısına koro elemanı gibi katılan başörtülü kızlar kimse tarafından yadırganmıyor artık. Çarşılarda özgürce gezmekle tatmin olmayan başörtülü bayanların bir kısmı, deniz kenarlarında, park ve pastanelerde özgür takılıyorlar, herkesin içinde şuh kahkahalar atabiliyor, çarşıda (şimdilik) kız arkadaşlarıyla öpüşebiliyor, çok rahat tavır ve cıvık cinsellik kokan davranışlardan, bazen kol kola bir yabancı erkekle fingirdeşmekten bile çekinmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peygamberimiz (s.a.s.)'in "giyinik olduğu halde çıplak gibi görünen kadınları, Cehennem ehlinden" saymasının (Müslim, Libâs 125, hadis no: 2128) sebebi üzerinde düşünülüyor mu dersiniz? Hz. Peygamber, bunların Cennete giremeyeceği gibi, Cennetin kokusunu dahi alamayacağını belirtmiştir. Kimdir bu örtülü çıplaklar? Bunlar şeriatın koyduğu ölçülere uymayan, yani ince, dar ve uzuvları gösteren elbiseler giyen ya da vücudunda örtmesi gereken yerleri örtmeyen kadınlardır. Kadınların bu şekilde giyinmesi, küçük günahlardan olsaydı, Hz. Peygamber, onları Cehennem ehlinden saymaz, Cennetin kokusunu dahi alamayacaklarını söylemezdi. Farzedelim ki, sözkonusu şekilde giyinmek, küçük günahlardandır. Bu durumda küçük günahlarda ısrar etmenin, günahı büyüteceğini bilmiyorlar mı? Bilinmelidir ki, "sürekli yapılan hiçbir günah, küçük; tevbe edilen hiçbir günah da büyük değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Basri gibi: "Siz sahâbeyi görseydiniz deli (öcü) derdiniz, onlar da sizi görseydi müslüman (tesettürlü) demezdi" demeyeceğim; daha hafifini tercih edeceğim: Günümüz Mekke ve Medine'sinde, hatta Tahran'ında, Afrika'nın nice ülkesinde, Malezya'da… erkek ve hanım müslümanlar, bu giysi ve davranış sahiplerine hiç duraksamadan kötü kadın damgası vurabilirler, kendilerinden saymayacakları gibi, hicaplı/tesettürlü sınıfı küçük düşürdükleri için ajan muâmelesi yaparlar. Ama Batı ülkelerinde bu kıyafet ve tavrın, tepki almadan kabul göreceğinden emin olabilirsiniz. Başörtüsü dışındaki bu giysi ve davranışı kendi standartlarında gördüklerinden, "herhalde başı keldir de kapatma ihtiyacı duyuyordur veya başına bir bez bağlamaktan zevk alıyordur, imaj anlayışıdır, bu tür değişiklikle dikkat çekmek istiyordur" şeklinde değerlendirmeler yaparlar. Türkiye'deki fanatik laikler ve Kemalistler gibi (çoğunluğun tavrı ve çoğu özelliğiyle) âhı gitmiş vâhı kalmış başörtümsü cicili bez karşısında katı ve uzlaşmaz tavır takınmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bunlar (iki inanç, iki grup) arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (bağlanıyorlar, benziyorlar) ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir (çıkar) yol bulamazsın." (4/Nisâ, 143). Hem Allah'ı, hem şeytanı râzı etmeye çalışmak, sadece şeytanı râzı edecek gülünç tavırlara, aldatış ve aldanışlara götürür insanı. "Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezâsı ancak dünya hayatında rezillik, rüsvaylıktır; Kıyâmet gününde ise en şiddetli azâba itilmektir. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan asla gâfil değildir." (2/Bakara, 85) "Yoksa onların, dinden Allah'ın izin vermediği şeyleri şeriat (dinî kaide) kılan şirk koştukları ortakları mı var? Eğer azâbı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Şüphesiz zâlimler için can yakıcı bir azap vardır." (42/Şûrâ, 21). Hakla bâtılın koalisyonu, güzel bir içeceğin zehirle karıştırılmışı gibidir. Altısı içinden, altısı dışından tavırlar dinle alay etme gibi değerlendirilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlığı çok kötü temsil eden kimselerin zararları, müslüman olmayanlarınkinden daha büyük olur çoğu zaman; akılsız dost ve akıllı düşman misali. İslâm'a en büyük zarar, tarih boyunca hep içeridekilerden gelmiştir. Dini yanlış temsil ile "müslümanlar işte böyle!" dedirtecek tavizci anlayışa ve kötü örnek olarak dini de küçük düşüren tavırlara kimsenin hakkı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların yanında saçının tekinin bile gözükmemesine ciddi özen gösterilerek takınılan ve çoğunlukla "bone"li başörtüsü; rengârenk, bin bir desen, cıvıl cıvıl. Anadolu'daki fazla kültürlü olmayan bayanların kıyafetinin diğer bölümlerinde bu denli yozlaşma olmamasına rağmen, başörtü bağlama konusunda biraz ihmalkârlık biraz alışkanlık gereği, yer yer saçlarından bir kısmının bazen veya devamlı gözükebilecek şekilde başörtüsünde gevşek davranmalarına tam ters bir uygulamayı andırıyor, büyük şehirlerdeki bu fotoğraf. Çok kültürlü olmayan halk sınıfından geleneksel örtünmeyi sürdüren bayanlar, başörtü örtme biçimine kadar örfleştirip âdetleştirdikleri şuursuzca örtünme görüntüsü sergilerken, onlardan ayrıldığını gösterme ihtiyacı duyan ve kültürlü olduğunu düşünen modern örtülü bayanlar da, saçlarını örtme konusunda gösterdikleri titizliği; başörtüsünün süslü câzibiyetinden kaçınma hususunda, başörtüsü dışındaki giysi ve tavır konusunda (sanki bilinçli ve kasıtlı bir tavırla) göstermekten kaçınıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Renkrenk, moda moda başörtüler, atlası, ipeği, yerlisi, ithali, bin bir çeşit… Ama, farklı etiketlere, değişik firma isimlerine aldanmayın; hepsinin markası tek: "Bak bana!" marka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışı kâfirleri hâlâ yakmayı sürdüren başörtüsü, içi müslümanları yakmaya başladı. Bâtıl cephesinde yeni bir şey yok; ilkeli de çağdaşı da aynı. Batının ve her çeşit bâtılın geleneksel tavrı değişmiyor: Zorla hakkından gelemediği hakkı, hile ile yozlaştırıp tahrif etmek. Yaşadığımız coğrafyada da bu filmin başörtülü versiyonu vizyona kondu; kanun ve baskılarla alt edemedikleri, önünü alamadıkları başörtüsünü cıvıklaştırarak yozlaştırdılar. Light İslâm, sulandırılmış, kitabına uydurulmuş, ılımlı müslümanlık diye dillendirilen İslâmizasyon anlayışının ne ölçüde tutacağını başörtülüler üzerinde test etti global ifsat çeteleri ve maalesef umutlanacakları netice aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmanla, tevhidle bağı koparılan, hiç değilse zayıflatılan ibâdetler, âdetlere dönüşür. Başörtüsü de öyle oldu. Kültürsüz halk kesiminde ninelerin, hizmetçilerin, temizlikçilerin ya da köylü kadınların geleneksel başörtüsü, âdet kabilinden değerlendirildiği için egemen güçlerin bunu hoşgörüyle (en azından düşman olunmaya gerekli olmayan, tahammül edilebilir şekilde) karşıladıkları bilinen husus. Şehirli bayanların, kültürlü kesimin de başörtüsü, çok yönlü yönlendirmelerle âdete dönüştürülüyor. Böylece derin egemen güçler, onu irtica (yeni adıyla siyasal/İslâmî) simge görmeyecek, âdete dönüşen başörtüsüyle uzlaşacaklar. Yeter ki imanın yansıması olarak örtülmesin örtü, yoksa bir kimlik alâmeti ve müslümanlık sembolü olmaktan çık(arıl)mış bir bez parçasıyla kimsenin bir alıp veremediği olmaz. Bizim açımızdan, yukarıda resmedilen şekliyle sorun ne kadar büyürse, zâlimler için de o oranda sorun olmaktan çıkacaktır başörtüsü. Bu değerlendirme ışığında, çok yakın bir zamanda başörtüsü meselesi çözülmüş olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kaldı, yozlaşmanın çapı ve şümûlü tamamlansın; başörtüsü AB standartları ve Batılı modern bayanların tüm olumsuz imajlarıyla arasında çok az kalan farklılıkları kaldırsın, başörtüsü sorun olmaktan çıkacaktır. Derin devlet, yani formalite icabı hükümette olanlar değil; devleti fiilen yöneten iktidar gücü her ne kadar şimdiye kadar hiç taviz vermiyor görünse, on yıl sonrasına bile yeşil ışık yakmayacak izlenimi verse de, tek taraflı olarak başörtülülerin kaahir ekseriyeti, her çeşit tavizi vermeye hazır olduğunu gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhu soyutlanmış, tesettür görevi yaptığı çok şüpheli hale gelmiş başörtüsüne İslâm düşmanları niye taviz vermesin ki!? Hele o verecekleri taviz, bundan sonra alacakları muhtemel taviz yanında çok az kalıyorsa. Ama, dejenerasyonun yeterli olmadığını düşünüyor o çevreler besbelli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taviz tavizi doğurur, "du bakalim n'olicek?" diye bekliyor sadece başörtüsü vurgusu yapan çevreler. Öteki taraf, başörtüsüzlerin her türlü olumsuz giyim ve tavırlarına bulaştırdıkları başörtülüleri "bu müslümancıklar, açık göbek modasına ve başörtüsü altına mayo ya da mini etek garâbetine kadar işi vardıracaklar mı" diye test etmeye devam ediyor ve sebep oldukları bu tablodan sadistçe zevk alıyorlar. Başörtüsü, modern giyim(sizlik) tarzıyla, Batılı modern tavırla, vücudun diğer giysilerdeki cinselliği açığa vuran çağdaş özelliklerle uyuştuğu oranda modern güçler ve düzen de başörtüsüyle uyuşacak. Başörtülü; Kur'ânî çizgi, takvâ giysisi ve yaşama biçiminden ne kadar taviz verip uzaklaşırsa, kendini doğuran bağla irtibatını koparırsa, o oranda İslâm düşmanı çevrelerin tavizini görecek. Görünen maalesef o ki; başörtülülerin kaahir ekseriyeti, bugünkü halleri ve gelecekte sergileyecekleri daha büyük yozlaşma sürecine girmeleriyle kendilerine taviz verilmeyi hak ettiler. Ama yine de Kenan Evren'in tabiriyle "sinek küçük ama mide bulandırır" diye düşünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an bu güçlerin portresini şöyle çiziyor: "Sen onların dinine uyuncaya kadar Yahûdiler de Hıristiyanlar da (onların izinden giden müşrikler de) senden asla râzı olmazlar." (2/Bakara, 120). Başörtüsünün imanla irtibatının çoğu kızımızda çözüldüğünü gören âyette belirtilen sınıflar, başörtüsü problemini çözmek için girişimlerine başlama sinyalleri verdi biliyorsunuz. İktidar değişimlerini finanse eden dolar milyarderi Amerikalı yahûdi Soros, kendi emir kulları olan radikal laik çevrelere "yeter artık, bu kadarı kâfi" demeye başladı; ve ekledi: "Başörtüsü sorununu ben çözeceğim." Bu sözü, tabii ki, kendi adına değil, Batı, Amerika adına, yani çoğunluğu Hıristiyan olduğu değerlendirilen kesim adına, Hıristiyan Batıyı temsilen dillendirdi. Ve, üstüne üstlük; kısa zaman önce, başörtüsü sorununun çözümünün İsrail'den geçtiği yetkili ve etkili çevrelerin ağzından dökülmeye başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki, başörtülülerin bu yozlaşmasından râzı oldular, neticesi alındığı için artık baskının kalkması gerektiğine karar verdiler. Bakara 120'nin ışığında bu durumu yorumladığımızda, işin vehâmeti daha iyi anlaşılacaktır. Bu demektir ki, kendini tesettürde zannedenlerin çok önemli bir bölümünün taktığı başörtüsü, Allah'ın râzı olmayacağı şekle geldi. İsrail'in, ABD'nin râzı olduğu başörtüsü, artık Avrupa Birliği'ne girmek üzere. Onlardan yeşil ışık yakılmaya başlandığına göre, onların emir kulları egemen güçler de kamusal alan dedikleri etkin yerlerde değilse de, sözgelimi bazı üniversitelerdeki kırmızı ışıkların bir bölümünü söndürecekler. Yoksa, radikaller "İslâm'ın en önemli emirlerine bile yasak koyan üniversite, diğer okul ve resmî kurumlar ve de buraları bu hale getiren düzen olmaz olsun!" deyip uzlaşmayı tümüyle reddedebilirler; küçük de olsa böyle bir ihtimali hesap eden Batılı güçler, büyük tâvizler alındığına emin olduğu için küçük tâviz vermekten yana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'lardan fetvâlar veren "teferruat"çılar, hizmetin (kime, neye ve nasıl hizmetse?!) Allah'ın emrinden daha önemli olduğunu bağlılarına ve sempatizanlarına duyurdular. Üniversitelerdeki öğrenciler veya eğitim kurumları başta olmak üzere kimi alanlarda çalışan bayanlar başörtüsünü çözerek problemi çözmüş oldular. Yirmi sekiz şubat sonrası psikolojik baskılar başörtüsü bedelinin hafif olmadığını gösterdiği için bazı başörtülüler kolay yolu tercih etti. Hemen açılmakta zorlananlar, büyük bir buluşa imza atarak bere ile, peruk ile tesettür olabileceğini icat ettiler. Derken çığır açıldı, iş çığırından çıktı. Hâlâ başörtüsünü çıkarmayanlar da başörtüsündeki rûhu çıkardı. Bunun yanında, özellikle büyük şehirlerdeki "ben de müslümanım" diyenlerin en az yarısı zâten ne başörtüsünü, ne de başörtüsünü emreden İlâhî emir ve yasakları takıyor. Eh, tâvizi hâlâ hak etmesinler mi Batılıların gözünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, üç vakte kadar (bu üç vakit, üç ay mı olur, üç yıl mı, başörtülülerin dejenerasyonunun ve düzene uygun yaşam tarzının yeterli görülmesine bağlı) başörtüsü sorunu çözülecek. Rûhundan soyutlanmış, aksesuara dönüşmüş modern başörtüsü artık kamusal alanda tümüyle değilse, yavaş yavaş müsaade edilir hale gelecek. Bu ülkedeki hayranları tarafından yadırgansa da, Avrupa Birliği veya Kirliliği denilen İslâm düşmanı birlik standartları da zâten bunu gerektirmektedir. Buna rağmen, bunun çok kısa zamanda gerçekleşeceğini de düşünmüyorum. Çünkü bu coğrafyadaki örtü düşmanı egemen çevreler, kendi dinlerine tavizsiz bağlı fanatik İslâm düşmanı oldukları ve müslümanların dışa yansıyan en basit, en mâsum, şirk düzenine de hiç zararı olmayan görüntülerine karşı bile acımasızlar. Evet, ergeç başörtüsü sorunu çözülecek, çözülüyor; sevinin müslümanlar, sevinebilirseniz! Bu, başörtüsü mücâdelesinin bir zaferi midir, 28 Şubat süreciyle hızlanan light İslâm'ın Kur'an ve Sünnet İslâm'ına şimdilik bir galebesi mi, değerlendirin. Müslümanlar başörtüsünü şeklen değilse rûhen çözdüler, sıra örtü düşmanlarının lütfedip çözmesine kaldı. İktidarda olduğu sanılan sanal hükümet mi? Güldürmeyin adamı, onlar kendi karılarının başörtülerini bile savunamıyorlar; İslâm'ın İ'sini ağızlarına alamıyorlar (Eee n'apsınlar canım, yoksa gerginlik çıkar…). "Biraz daha zamanı var, zamanı geldiğinde gerginlik çıkmadan, konsensusla bu sorunu çözeceğiz" diyen hükümetin başının bu sözünün anlamı, bu açıklamalar ışığında daha iyi anlaşılmıştır herhalde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Kalkan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-3146052625857002748?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/3146052625857002748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=3146052625857002748&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3146052625857002748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/3146052625857002748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/biraz-da-etki-tepki-meselesi-olsa-gerek.html' title='Çeyrek Tesettür Gerçek Tesettüre Karşı ya da Başörtülü Çıplaklar (I)'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-876140287631374396</id><published>2008-03-22T05:41:00.001-07:00</published><updated>2008-03-22T05:46:03.546-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpık Tesettür'/><title type='text'>Saçı ve başı örtülü ama tesettürsüz ?</title><content type='html'>&lt;em&gt;Yalnızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih’te bir nargile cafedeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli dostum, Yavuz Selim’i bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun oturmayacağımız için, paltomu bile çıkarmaya gerek duymuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir hasbihal edip, yanan gözlerimi dinlendirmek için eve gitmem gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortam kalabalık, nargile fokurdamaları, mesajlaşanlar, telefonu çalanlar, laptopunun ekranına kitlenmiş kalmış asalaklar ve Beyaz Cam’da yayınlanan klipten yükselen müzik sesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgunluktan olacak, etrafı boş gözlerle seyrediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakıyorum sadece, görmüyor gibiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz Cam tam karşımda, ona da sadece bakıyorum, öylece, tepkisiz ve düşünmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra Beyaz Cam’da akan yazılar dikkatimi çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsimler, mesajlar ve telefon numaraları sürekli akıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni arayın, bana yazın, çağrı atın, yalnızca mesaj atın, mutsuzum, mutsuz çiftler bekliyorum diye devam eden absürd yazılar akıp geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat Beyaz Cam’daki bir mesaj beynimden vurulmuşa döndürdü beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsim geçti ve ardından mesaj metni ve ardından şöyle bir ifade “Tesettürlü ve başörtülülerde çekinmeden arayabilir”ve sonra telefon numarası…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağda, solda gördüğüm görüntüler, baş bağlama biçimleri ve başı örtülü (bana göre başörtülü değil) genç kızların genç erkeklerle olan diyalogları yozluğun dik alasının ispatıdır diye düşünüyordum. Fakat işlerin bu kadar da sarpa sardığının farkında değilmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yozlaşmanın, modernizme entegre olmanın, globalleşmenin ve küreselleşmenin Beyaz Cam’da “tesettürlü”(tesettürden her ne anlıyorsa artık) gönül eğlencesi aranmasına vardırılacağını tahmin edememiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü, tesettür ve türban konusunda yaşanan modernleşme süreci, sanırım İslamcılığın serencamını özetlemeye yeterde artar bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyalleşmek ve toplumsal rol üstlenmek için çıkılan yolda, ipin ucu kaçırılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçı ve başı örtülü ama tesettürsüz bir güruh türedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bu güruhun önemli kısmı 25 yaşın altında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kızlar gelecekte anne olacak ya da olmuş saçı ve başı örtülü ama tesettürsüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafınıza bir bakın, böyle tiplerden yüzlerce göreceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman genç erkeklerde günahsız değil elbette, onları da düşük bel kotları, karma karışık bıyık ve sakalları, kulağındaki İPOD’ları ve dizi izlerken devşirdikleri üç beş kelimeyle konuştukları Türkçelerinden tanıyabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçlamalı mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçlular mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da kim suçlu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da bu suçmudur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu soruların cevaplarını herkes kendi versin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendine, evladına, kız ve erkek kardeşine, ablasına ve arkadaşına baksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben suçumu kabul ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte suçumu kabul ettiğim için diyorum ki; Toplumsal anlamda muhafazakarlığın artması, geçmişi İslamcı olan insanların kurduğu bir partinin iktidarda olması, Çankaya’da eşi başörtülü bir ismin olması, 2009 yılında yapılacak belediye seçimlerinde % 60 oy alınacak olması, Müslümanlığın bu ülke de yükselen bir değer olduğunu ispatlamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslamlığımızın ve Müslümanlığımızın sembolik olarak varolması da Türkiye’nin dönüştüğünü göstermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semboller ve içi boşaltılmış değerler üzerinden yapılan tüm genellemeler ve değerlendirmeler, Türk toplumunun genel olarak gidişatına baktığımızda iddia sahibi Müslümanların küresel değerlere ve uluslararası sisteme entegre olduğunun bir ispatıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden müslümanca düşünmek ve yaşamak üzerine denemeler yapmanın arefesindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım geç kalmamışızdır.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6663840529550916684-876140287631374396?l=hicab.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hicab.blogspot.com/feeds/876140287631374396/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=6663840529550916684&amp;postID=876140287631374396&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/876140287631374396'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6663840529550916684/posts/default/876140287631374396'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hicab.blogspot.com/2008/03/sa-ve-ba-rtl-ama-tesettrsz.html' title='Saçı ve başı örtülü ama tesettürsüz ?'/><author><name>Sacid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11743781629261611316</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6663840529550916684.post-1031810335857663009</id><published>2008-03-22T05:09:00.000-07:00</published><updated>2008-03-22T05:40:07.030-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tesettür Bilinci'/><title type='text'>Modernistler ve Örtünme</title><content type='html'>örtü, modernistlerin bir çok yönden taarruzuna uğramıştır. Mesela, ağızlarında geveledikleri laflardan birisi, "Atom çağında örtünme olur mu? Eller uzaya giderken bizim kadınımız kara çarşaflara bürünerek oturmalı mı?" sorusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraflı veya tarafsız her aklı selim bu sözün saçmalığını takdir edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba medeniyetin oluşumunda, bilim ve tekniğin ilerleyişinde, açıkta sallanan saçların, arzı endam eden vücutların herhangi bir fonksiyonu var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örtülü bir kadını okul sıralarında gördüklerinde hemen rahatsızlanıyorlar. Adeta, ilim ve maarif alanlarına kötü niyetle girmiş çağdışı bir ilim düşmanını yakalamışçasına... öfkeyle atılıyor ve kin kusuyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların bu davranışlarının sebebi nedir? Acaba tıp bilginleri onlara örtünün, insan vücuduna ve beyin tabakalarına yaptığı korkunç tahripleri mi haber verdi? Yoksa psikoloji bilginleri örtünün insan ruhu ve karekterlerin üzerinde yıkıcı tesirler yaptığını mı keşfetti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, hayır, gerçek sebep bunlardan hiçbirisi değildir. Kadınımızın örtüsüne ve namusuna saldıran bu beyefendiler tarih boyunca yetişegelen bir çok dahinin, örtülü, çarşaflı kadınların çocukları olduklarını, örtülü, çarşaflı bacıları ve örtülü çarşaflı hanımlarının yanında gelişimlerini sürdürdüklerini çok iyi bilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yine çok iyi bilirler ki bu devletin kuruluşu çarşaf üzerinedir. Bu devletin kurucusu örtülü bir annenin evladıdır. Vatanın her tarafı işgal altındayken, istiklal için canlarını feda edenler hep çarşaflı anaların kuzularıydı. Yine o çarşaflı analardı, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde direniş ruhunu canlandırıp körükleyen... Fransız gibi beş büyük istilacıdan birisini silkip atan Sütçü İmam uyanışı yalnız ve yalnızca bugün hor görülen Kara Çarşafların eseriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonradan, islâm ruhunun tüm eserlerini üzerinden silkeleyip atarak güya modernleşen Halide Edip hanımefendi de o çarşafın himayesinde İstanbul meydanlarına atılmış, o çarşaflıların himayesinde şöhretine kavuşmuştu!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman iyiler hep vazife esnasında, silah başında ölmüşlerdi. Çünkü o gün kurbanlar verilmesi gereken bir gündü, iyiler vazifelerin yaparak bu dünyadan ayrılmışlardı. Sakallı gençler, sarıklı hocalar ve çarşaflı kadınlar... Geriye işgalden kurtarılmış ve inancın yaşanabileceği bir vatan bırakmanın sevinciyle gözlerini kapamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, ne yazık ki geriye böylesi bir vatanla birlikte iyiden, fedakardan arınmış kuru bir toplum kaldı, ipler hepten vatanı silahla ele geçiremeyen garplı fikir sömürgecilerinin eline geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte o zaman haçlılar dişlerini göstererek, kalan çarşaflıların üstüne saldırdılar. Bacımızın hayatında yaşama mücadelesini veren islâm'a medeniyet düşmanlığı ismini taktılar, işte böyle oldu, bacımla medeniyetin ismi arasındaki ilk ilişki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız ortada yanlış anlaşılan daha doğrusu saptırılan bir şey vardı. Bacımın reddettiği şey medeniyet ve tekamül değil, teknolojik devletlerin henüz üzerlerinden atamadıkları ortaçağdan kalma fikrî yobazlıkları ve haçlının karanlık ruhuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örtüyü çağdışı ilan eden şey de yine şimdinin modern görünen Avrupalının hristiyan taassubuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örtü denildiğinde modernistlerin aklına ilk gelen şey bir kaçıştır. Yalnız bu kaçış sadece toplumsal felaketlere yol açacak yasak ilişkilerden ve o ilişkilere giden yollardan kaçıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa bu ne insanlardan, ne toplumdan ne de ilimden kaçıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her müslüman kadınının çevresinde baba, amca, dayı, kardeşler, koca ve kaynatadan oluşan oldukça kalabalık bir erkek kitlesi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca gene onun çevresinde müslüman kadınlardan oluşan bir toplum vardır. Toplumsal ilişkilerini sürdürmek için kadının illa da erkeklerle muhatap olması gerekmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek iş, gerekse ilim alanında kadınların kendi aralarında gelişme sağlamaları mümkündür. Yalnız kadınların bulunduğu iş alanları ve yalnız kadınların öğrenim ve öğretim yaptığı okullar her zaman ve heryerde olağandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu kabul etmemek ve aralarında mutlaka erkeklerin olması gerektiğinde ısrar etmek kadınların tam bir insan olduklarını inkâr etmek manasına gelir ki bu islâm'dan önce cahiliyye dönemi insanına has bir tavırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlmi çalışmaların diğer bir yönü de müsait zaman meselesidir. Kapalı kadın evlendiğinde kocasıyla meşgul olmak ve ev işleri yapmak zorundadır. Arta kalan gayet geniş zamanında ise pek rahat bir şekilde ilmi çalışmalarla meşgul olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan kadının ise bütün bunların dışında bir de kendisini erkeklere güzel bir görünün içinde arzetme ve onların beğenisini kazanmaya çalışma derdi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece onun süse düşkünlüğü ve kocası dışındaki erkeklerle kurduğu ilişkiler hayatında oldukça kabarık bir yer işgal eder ve onun ilmi çalışmalar için ayırabileceği vakitleri sorumsuzca harcamasna yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avrupa'da kadının bu tavrı neredeyse toplumun ayrılmaz bir parçası durumuna geldiği için kaybolan zaman pek dikkati çekmez. Fakat bu, değişim sürecine henüz giren Türkiye'de ve geri bırakılmış üçüncü dünya ülkelerinde en bariz çıplaklığıyla görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açılan kadın vaktini dolduran bu sapık, faydasız ve fantazi işlerden dolayı ilmi çalışmalara çoğu kez hiç fırsat bulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir mesele de kadınların, "Ben hür ve modern bir, insanım, örtünün daracık sınırları içine hapsedilememem, kara bir çarşafa giremem, dilediğim gibi soyunurum" demeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu söz de hürriyet kelimesinin anlaşamamasından doğan bir hezeyandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet, basit sınırlarıyla belli haklardan yararlanmak ve toplumsal faaliyetlere katılabilmektir. Hür olmayan kişi ise hakları elinden alınmış veya toplumsal faaliyetleri sınırlandırılmış kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, acaba örtünen kadın bu haklarından hangisini kaybetmiştir? Bir erkekle eşit şartlarda muhakeme hakkını mı, alım satım hakkını mı, okuma yazma hakkım mı yoksa ilmi, fikri, içtimâi hâdiselerle ilgilenip seviyesince katılma hakkını mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, İslâm, bu kitabın değişik konuları
